Gençlerin kavgası

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Üniversite gençliğinin suskunluğu üzerine binlerce sayfalık tez yazılabilir. Psikolojik harp metotlarının uygulanması ile toplumun en duyarlı kesimi olan öğrencilerin siyasal gelişmeler karşısındaki tepkisizliği hepimizi üzüyor. Her fırsatta sağduyu çağrıları ile kavgalardan uzak durmalarını salık verdiğimiz gençler, enerjilerini farklı yerlerde harcıyorlar. 1980 darbesinin öncesini ve sonrasını tüm hatlarıyla yaşayan biri olarak gerek yazılarımda gerekse televizyon programları ve konferanslarda “Şiddetten uzak durmak kaydı ile pasif direniş eylemlerini desteklediğim gibi, bizzat katıldım” . Ateş çemberi içinden geçip acı tecrübelerle piştiğimizden milliyetçi-ülkücü gençleri şiddet olaylarının dışında tutmak için çok çaba sarf ettik. Bu arada sol görüşlü, devrimci gençlerle diyalog kurarak asgari müştereklerde buluşma zemini oluşturduk. “Bağımsız Türkiye” ve “Milliyetçi Türkiye” sloganlarını karşılıklı olarak atanların vuruştuğu değil buluştuğu kavşak “emperyalizm karşıtlığıdır”... Sağ kelimesinden nefret etmeme rağmen, literatüre girdiği için zaman zaman kullanmak zorunda kalıyorum. Sömürge karşıtı olmanın, ABD ve AB dayatmalarına tavır almanın ortak özelliği “anti-emperyalist duruş” ise bunun sağı-solu olmaz.
Üniversitelerde hâkimiyet kurmak ideolojik anlamda geleneksel yapıdır. Elbette fikrinin üstünlüğüne inanan gençler okullarında hâkimiyetin kendilerinde olması için gayret edeceklerdir. Ancak bunu yaparken “şiddet”e meyletmelerini asla tasvip edemeyiz. 12 Eylül’ün öncesinde ve sonrasında aramızdan birilerinin şiddete başvurmaya kalkışmasında derhal o kişi ile ilgili “istihbarat elemanı” şüphesini gündeme getirirdik. Kavgadan ve şiddetten nemalananın uluslararası istihbarat örgütleri olduğu kanaatimizi dillendirerek uyarırdık. Bugün de durum çok farklı değil. Bölücü terör örgütünün uzantıları bazı üniversitelerde milliyetçi-ülkücü, devrimci, ulusalcı, sosyal demokrat gençleri sindirmek için şiddete başvuruyor. Bunu hoş görmek mümkün değil. Lakin bazı okullarda bireysel kavgaların, kız arkadaşı yüzünden çıkan tartışmaların siyasi kimliklerin ardına gizlenerek şiddete dönüştüğü duyumlarına üzülüyoruz. Geçtiğimiz hafta Gazi Üniversitesi’nde ülkücü gençlerle, TGB’li (Türkiye Gençlik Birliği) öğrencilerin kavgasına anlam veremedim. Gençler dikkatli olun. Aranıza sızan provokatör-ajanların tahriklerine karşı uyanık olun.


Müyesser’e mektup yazın

Bir yıldır tecritte yapayalnız kalan yegâne anne Müyesser Uğur Yıldız sonunda isyan etti. Kendi ifadesiyle iddianamedeki iftiraları tek tek çürütmesine rağmen tahliye edilmeyen arkadaşım, devletten yemek değil hukuk istediğini haykırarak cezaevi idaresinin verdiği yemeği yemiyor. Hapse girmeden önce 40 kilogramdı. O’nu susturmak için içeri tıktılar. İçeride yazamayacağını sanıyorlardı. Yüreği memleket kadar büyük olan Müyesser dışarıdan çok içeride yazıyor. Üstelik biz dışarıdakilerden daha sağlıklı yorumlar yapıyor. Türkiye’yi faşist baskı altına sokanları ifşa ediyor. Kamuoyu O’nu içeride unutmuşken kedi ile gündeme geldi. Değerli okuyucularımızın bu konudaki hassasiyetini biliyorum. Gelin hep birlikte Müyesser’e mektup yazalım. O’nun içerideki duruşuna, Silivri’den başlattığı direnişe destek olalım. Sizlerin yazacağı her satır, her kelime O’na can verecektir. Buz gibi hücresini ısıtacak hasretini dindirir. Haydi sarılın kalemlere, el yazınızın sıcaklığı ile, “Müyesser Uğur Yıldız - Silivri Cezaevi Kampüsü - L - 8 Cezaevi C-5 Koğuşu: Silivri-İstanbul” adresine gönderin mektuplarınızı...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş