Genel Müdür ve Revir Hekimi...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Türk Milliyetçiliği hareketinin “sosyolojik sorgulaması” nı yapması gerekliliği üzerine neredeyse çeyrek asırdır yazıp-çiziyoruz. Kırk yıldır siyasetin içinde olduğunu iddia edenlerin işine gelmeyen sorgulama bu bilimsel metodun geliştirilerek “sahiplenerek sorgulama” teklifimiz 1997’den bu yana yine duymazlıktan geliniyor.
Komünist politbüro ile faşizan anlayışın kolkola girdiği yönetim yüzünden, dışa kapanmakla kalmayıp içine, mensuplarına da kapılarını kapatan aklı durmuş zihniyet bir taraftan da inkarcılık metoduna başvuruyor. Fikir çizgisindeki kırılganlık binlerce yıllık geleneğide ortadan kaldırma niyetinde.
Birazcık düne dair hatırlatmada bulunan, fikri çizgide ısrar eden olursa derhal adını disiplin koydukları hazımsızlığı işleme koyanların ünlü icraatlarını hatırlarsınız.
Kendi iktidarında kendi mensuplarının mağduriyetini önleyemedikleri gibi ünlü Rahşan affından sonra kodesten çıkan hırsız, dolandırıcı, tecavüz sanıklarının alışkın oldukları suçlarında ısrar edip deliğe dönüşlerindeki vebal unutuldu mu sanıyorsunuz.
Haklılığı daha sonra defalarca teyid edilen Ali Güngör’ün af hazırlığı sırasında Ecevit’leri eleştirmesine tahammül edemeyen Genel Müdür, Güngör’ü apar topar ihraç etmişti.
Bebek katilinin idam dosyasının Başbakanlıkta tutularak Meclis’e indirilmeyişinin suç olduğunu açıklayan Dr. Mesut Türker’den rahatsız olup ihraca kalkışan aynı Genel Müdür, bugün başında bulunduğu kurumun vatandaş nezninde güven kaybetmesinin yegane sorumlusu olduğunu şimdi de “haberim yok” sözleri ile özrün kabahatten büyük olduğunu sergiledi.
Bu sütunlardan defalarca “liderler-komutanlar sadece yaptıklarından değil, yapamadıklarından da sorumludur” gerçeğini yazıp, muhataplarının gereğini yerine getirmesini hatırlatmıştık. Ama nafile... işlerine gelince dilediği gibi yönlendirip; susturamadıklarını ihraç eden Sayın Genel Müdür, kurumunu ve mensuplarını zora sokan aklı durmuşların sarfettiği sözden haberinin olmadığını söyleyerek bir çam daha devirmiştir. Çiftçiye “ananı da al git” diyen Erdoğan gibi, maaşını şikayet eden polis, “sicilini belirleyip gereğini yapın” emri verdiği için, şahbaz milletvekilleri polis dövdüğü için bir milyondan fazla oy sahibi emniyet mensuplarını küstürüp, dışlayanlar şimdi de askeri karşılarına almaya kalkışıyor.
Binlerce yıllık ordu-millet geleneğinden Türk Milliyetçilerini koparmaya kalkışanların akıldaneleri 12 Eylül darbesinin hesaplaşmasından dem vuruyor. Ama bu işlemi yapanların 12 Eylül darbesinde karakolda bile ifade vermediğini, bırakınız mermi yemeyi tek fiske nasip olmadan kontrollü vaziyette ikbale erdiklerini bu camia bilmiyor değil.
Başbakan Tayyip Erdoğan ile Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın tüm icraatlarda beraber hareket ettiğini, AKP hükümetinin icraatları ile ilgili tepkilerin aslında “danışıklı-dövüş” olduğunu ima etmek kimlerin ekmeğine yağ sürmektir!
Genel Kurmay Başkanını istifaya davet etmek fikri Şemdinli Olayları’nın patladığı günlerde malum odaklarca ortaya atılmıştı. Ülkücülere “eli kanlı katil” diyen Rahşan Ecevit’e haddini bildiren hareketin gözbebeği Ali Güngör’ü ihraç eden, ülkücü gönüllerin efendisi Dr. Mesut Türker’in İmralı yerin darağacı sözlerini kısmaya kalkışan Genel Müdür, bütün kurumu zan altında bırakan aklı durmuş revir hekimine kol-kanat geriyor. Böylece 22 Temmuz seçimlerinde verilen desteğin büyük bir bölümünü kabul etmediğinin işaretini veriyor.
Şimdi yukarıdaki düşünceleri yazıya aldığım için “takıntılı muhalefet” diyenler bakalım bu defa Genel Müdür ve Revir Hekiminin sözlerinde ne hikmet bulacak ?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları