Genelkurmay-Açılım ve Ortaylı

Altemur KILIÇ
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ “Terörü, yalnız silahla bitiremezsiniz, ekonomik ve sosyal önlemler alınması gerekir” dedi ve eş zamanda, Orduda da reform yapılması gerektiğini söyledi! Bunlar kendi çerçeveleri içinde, çok doğru! Askerler bunu ilk defa söylemiyorlar... Ancak Başbakan Erdoğan, “Kürt Açılımını”, nam-ı diğer “Demokratik açılımı”, sanatçıların suni teneffüsüyle canlandırmaya çalışırken, hele yandaş medya ve aydınlar Başbuğ’u övmeye başlayınca, hatta Hilmi Özkök’e benzetince, Genelkurmay Başkanının bu son sözleri, ister istemez zihinlerde sorulara, şüphelere yol açıyor. Acaba, Başbuğ da “Demokratik açılımı” destekliyor ve “ölüyü” diriltmeye mi çalışıyor, bu konularda Başbakanla, aralarında bir  “paslaşma” mı var ve Başbuğ da selefi Özkök gibi, liberal aydınları ve yazarları hoşnut etmek mi istiyor?

Reform rüzgârları
“Orduda reform”, “ iç düşman” tanımının Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nden başlayarak ortadan kaldırılması biraz İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesindeki ‘kollama’ görevinin kaldırılması mı?
Ben kesinlikle, Başbuğ’un “reform”  anlayışının bu olduğuna inanmıyorum... Bana kalırsa, Genelkurmay Başkanının söylemek istedikleri, tamamen başka! Onun  “Orduda reformdan” amacı, asla TSK’nın geleneksel yapısını değiştirmek, parayla pulla elde edilemeyecek bir “ruhu” feda etmek, “Ordu-Millet” anlayışını değiştirmek olamaz.
Anladığım kadar, Genelkurmay Başkanının sözünü ettiği  “reform”, her kurumda yapılması gerektiği gibi, ordunun güncelleştirilmesi, daha az bürokratik, daha çevik ve işlev odaklı yapılanışı olacaktır! Mesela, bu “reformlar” arasında Başbuğ’un başlattığı, silahlı kuvvetlerin “omurgasını” teşkil eden “astsubayların” statülerinde yapılacak yeni düzenlemelerle, ordudaki olası bir nifak zeminini ortadan kaldırmak olabilir!
Fakat liboş aydınlar, yandaş yazarlar Türk Ordusunun kökünden değişmesini, hatta “Yeniçeriler gibi” kazan kaldıran (!) bugünkü ordunun yerine, “Nizam-ı Cedit” kurulmasını isterler... Bunun için de, cesaret buldukça Orduya saldırılarını arttırdılar ve daha Başbuğ konuşmadan,  “Ordu değişiyor, artık vesayetinden kurtuluyoruz”  diye bayram etmeye başladılar!

Dış destek
AB ve ABD de, Türk Ordusunun değişmesini, içeride etkisini kaybetmesini ve fakat dışarıda, kendi “lejyonerleri” olmasını, kendi çıkarları için, isterler...
ABD Büyükelçisi James Jeffrey cenapları;  “Tabii bir de AB’ye katılımın gerekli kıldığı koşullar var. Ordunun sivil hayata müdahalesinin azaltılması hatta tümüyle ortadan kaldırılması gerekiyor. Hatta ordunun politikaların şekillenmesindeki müdahalesinin de azaltılması hatta kaldırılmasını gerekli kılıyor.” buyurmuşlar! AB raporlarında da bunlar var!
Yanlış anlaşılmasın; teröre karşı tek çare, elbette ki, “herkesi öldürmek” olamaz... Başka şeyler de yapmak lazım! Ama bu şeyler yapılırken, asıl büyük tablo gözden kaçırılmamalı, terörün, başkaldırının asıl amacının, kimlik, kültür hakları  “demokrasi” değil, Büyük Kürdistan olduğu unutulmamalı... Başka iç tehditler de var... TSK, işte bunlara karşı her zamankinden fazla gerekli, en kuvvetli savunma hattımız! İşte, yabancılar, işbirlikçiler ve yalakalar, bunun içindir ki, bu “hattı”, içeriden ve dışarıdan, yarmaya çalışıyorlar! Bu sırada, sevgili dostum, -maalesef artık nadirattan olan- “milliyetçi aydın” tarihçi Profesör İlber Ortaylı’nın Ankara’da yaptığı konuşma, şifa gibi geldi. Tamamını okumak lazım. İşte Ortaylı’nın, tarih bilgi ve şuurundan kaynaklanan konuşmasının ana hatları; “Türk toplumunun militarist olmasından Belçika’nın, İsviçre’nin ne zararı olabilir? Askeri vasıflarını kaybetmiş Avrupa, bizde bulunan bu vasfın da yok olmasını istiyor... Her milletin kendi özel vasıfları vardır, Türklerin de birinci vasfının asker millet olması ve tarih yapmasıdır. Bizim en önemli vasfımız da tarih yapmamız, teşkilatçı bir yapıya sahip olmamızdır... Milliyetçilik, mensubu olduğun ve içinde yaşadığın toplumu sevmektir... Son yıllarda Türkiye’de milliyetinden utanma duygusu, anti militarist, asker düşmanı bir topluma doğru gidiş körükleniyor... Türk askeri sanatından, askeri toplum özelliğinden insanlar rahatsız oluyor ama ne yapalım bu Türklerin en önemli vasfı. Siyaset gelişmezse darbe kaçınılmaz olur. Demokratik açılım boş laftır. Kimse kimseye kitle dalkavukluğu yapmak için, sempatik görünmek için konuşmasın. Bunlar tehlikeli işler, belediyeciliğe benzemez” Benden son söz: “Türk ordusu güçlü olmazsa, Türkiye güçlü olamaz!”
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş