Gerçek anı!..

Altemur KILIÇ

Boğa güreşlerinde “Gerçek anı” denilen bir şey vardır, ya toreador yorgun düşürdüğü kızgın boğayı bir daha doğrulmamak üzere yere yıkacak, ya da çılgın boğa güreşçiyi boynuzlarıyla haklayacak...
İşte şimdi o ölümcül andayız. Türkiye’nin, Türk milletinin var oluşu söz konusu. TC Başbakanı’nın kitaplara geçecek “doktrini” eşkıya ile mücadele ve eş zamanda müzakere nasıl olacaksa?
Müzakere derken, müzakerenin karşı tarafları; TBMM’den BDP, Kandil’den Karayılan ve İmralı’dan Apo, Büyük Kürdistan’ı fiilen ilan ettiler. Güya Türklerin milletvekili, hakikatte Kürtlerin, PKK’nın temsilcisi Demirtaş, gözlerimizin içine baka baka “Iğdır’dan Hatay’a kadar bölge Kürdistan’dır” diyor, Barzani de teyit ediyor.
Erdoğan’ın adamları acaba bu adamlarla neyi müzakere edecekler?Güçlü bir iktidarın yapması gereken şey, bunların kaffesini Türk Meclisinden atmak ve vatana ihanetten yargılamaktır. Ne gezer; tutuklananlar, her halde gene müzakere kapısı açmak için serbest bırakılıyor! Bu kişilerle “Müzakerelerde”, her halde “Büyük Kürdistan” sınırlarının çizilmesi konuşulur! Bunun da projesi hazır. Demirtaş ve Tuğluk ve Barzani açıkladılar; Ama Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yeni Irak’ın hudutlarını çizen “barış” gibi bütün barışlara her halde, Türkiye’ye son verecek bir “barış”!

***


ABD ve büyük devletler Büyük Kürdistan’ı ve Büyük Ermenistan’ı isterler. Zaten hep istediler. Ezeli Türk tehlikesine karşı ve Türkleri sadık bildikleri için. İngiltere, hep bütün Türklerin birleşmesinden korktu. İpek yolu üzerindeki beyaz şeytan Noel gibi ajanları, Kürtlerin mevcut olmayan milliyetçilik hislerini uyandırarak tahrik ettiler.
Dahası soğuk savaş döneminde, üyesi olduğumuz NATO’nun Başkomutanı General Haig, bir toplantıda kendisine Sovyetlerden kurtulmak için neden Orta Asya’daki Türkleri kullanmadıklarını soran genç bir subaya “Sonra bizi Türklerden kim kurtaracak” demişti. İşte meselenin esası budur.
Fakat işin asıl garip ve utanılacak tarafı, kendi içimizdekiler de aynı kafada. Mesela Hasan Cemal soruyor: “Ya bağımsız Kürt devleti ilan edilirse, fiili olanı resmiyeti bindirirlerse, Türkiye ne yapar” ve devam ediyor, “Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin Washington’da Başkan Obama tarafından Beyaz Saray’da kabul edilmesi yalnız Irak Kürtleri değil, bütün Kürtler için de önemli bir gelişme. Bölgemiz yine kaynıyor. Suriye’siyle, İran’ıyla, Irak’ıyla fokur fokur. Böyle bir ortamda Ankara, Ak Parti iktidarı eğer Kürt sorununu barışçı çözüm rayına oturtacak adımları atmaya başlarsa, Türkiye rahatlar, manevra alanı ve bölgesel nüfuzu genişler.” Bunun için de Büyük Kürdistan gerçeğini kabul edin diyesiler!..

***

Zaman gazetesinden Şahin Alpay da aynı fikirde. “Ayrılıkçılık Pankürdizm ve Türkiye” başlıklı yazısında Diyarbakır’da katıldığı bir Kürt toplantısında Kürt milli marşı, Kürt büyüklerinin tabloları altında terennüm edilirken, oradakilerin çoğu Türkiye’den ayrılmak yanlısı değillermiş. Doğru. Biz de Kürt vatandaşlarımızın çoğunun ayrılmak istemediklerini biliyoruz ama Alpay’ın istediği gibi başta demokratik özerklik ve diğer haklar verilirse bunlar durumu değiştirir, Kürdistan’ın yolu açılır. Hasan, “Yoksa işimiz zor” diyor!..
Hele içimizde bu gibi, düşmanlarımıza gerek bıraktırmayacaklar oldukça...

***

Alpay’ın yazısının başlığı bana rahmetli Yusuf Akçura’nın 1904’teki ünlü “Üç Tarz-ı Siyaset” adlı makalesini hatırlattı... Akçura, Osmanlı Devletinin temel devlet politikası olarak Osmancılık, Pan İslamizm, Türkçülük olmak üzere üç siyaseti kıyaslayarak incelemiş ve Türkçülüğün kabul edilmesi gerektiğini savunmuştur.
Bu Türkçülüğün ilk manifestosu idi. Ve Mustafa Kemal de yeni Türkiye’nin yolunun “Muasırlaşmak ve Türk milliyetçiliği” olduğunu kabul etmişti.
Türkçülüğün mantıki neticesi de zamanı geldiğinde Ziya Gökalp’in “Büyük ve müebbet Turan” ı olacaktı. (*)Bakın şimdi neredeyiz! “Büyük Kürdistan’ı” tartışmaktan öte kabul etme aşamasında! Düşmanlar ne istediklerini biliyorlar. Ya biz, ya hükümet, hatta geçmiş hükümetler... 1944’de Turancılar Sovyet Rusya’yı kızdırmamak için tabutluklara sokuldu.
Şimdi bu varoluş mücadelesinde “gerçek anı”. Uçurumun kenarında tereddüt edecek olursak, dönüşü yok! “Türk, titre ve kendine dön!”

***

Son dakika: E.Orgeneral Çevik Bir de içeri alınmış. Fevzi Çakmak’a kadar yolu var!.. Erdoğan, Suriye ile savaşa hazırlanıyor ama önce kendi ordusu hal ediliyor!
(*) Aslan Bulut’un önceki günkü “150-200 milyon nüfuslu Türk Bloku” başlıklı yazısını muhakkak okuyun...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş