Gerçek bir tarikat öyküsü

A+A-
Altemur KILIÇ

Gündemde Hizbullah -tarikatlar- var... Aslında insanların inançları istikametinde hakikatlere ulaşmaları için meşru bir “yol” olan “tarikatların” siyasete alet edilmesi, önce mensuplarını ve şeyhleri rahatsız etmeli... Bektaşi ve Mevlevi tarikatları bu kazaya uğramamışlar; ulvi ve ruhani kimlik ve işlevlerini muhafaza etmişler. Benim ana tarafımın Mevlevi ve Mevlâna soyundan gelmeleri dolayısıyla yakından bildiğim bu hakikate ilaveten Halvetilerin de asla siyasete alet olmadıklarını ve kullanılmaya müsaade etmediklerini yaşadığım bir olaydan dolayı bilirim.
Evet, ana tarafım Buhara’dan Türkiye’ye göçmüş Özbek ailesi. Önce Kütahya’da Halveti olmuşlar, sonra da İstanbul’a gelip Mevlevi tarikatına mensup olmuşlar ve Yenikapı Mevlevihane’sini açmışlar... Anam o tekkede büyümüş.
Mevleviler siyasete hiç karışmadılar ama Veled Çelebi ve Mevlevi Taburu, Kurtuluş Savaşına silahlarıyla katılmıştı.
Bektaşiler de Aleviler de aktif politikada kullanılmıyorlar. Halvetiler de özellikle. Nereden mi biliyorum? Bizzat yaşadığım bir olaydan. Seksenli yıllarda, İstanbul’daki çalışma ofisime yaşlı bir zat geldi ve ellerimi öpmeye kalktı. Bu zat Halveti Şeyhi Kenan Efendi. Babası, Balkanların Halveti Şeyhi. Oğluna vasiyet etmiş; o da babasının vasiyetini yerine getirmek için bana gelmiş ve ellerimi öpmek istiyor... Bunun öyküsü de şöyle: Babam “teğmen” Asaf, Balkan Harbi’ndeki geri çekilmede, birliği ile Uzunköprü’deki Halveti Tekkesi’nde gecelemişler. Şeyh Efendi çok mutlu olmuş ve babamı da çok sevmiş... Ve oğluna vasiyet etmiş: “İstanbul’a gidersen, Asaf Efendiyi bul, ellerini öp” demiş. Babasının ölümünden sonra şeyh-postnişin olan Kenan Efendi İstanbul’a gelince Asaf Efendiyi aramış ama Asaf yok... “Kılıç Ali” ölmüş. Kılıç Ali artık yaşamıyor; halefi de nâçizâne benim. Kenan Efendi babasının vasiyetini yerine getirmek için benim ellerimi öpmeye kalkıyor.
Sonra Şeyh Kenan’la dost olduk. Kenan Efendi ve cemaat evi İzmir’deydi. Seçimlerde aklıma geldi. MHP adayı İlter Türkmen, -hani sonra “Milliyetçilik palavradır” diyen eski İçişleri Bakanı- Kenan Efendiye telefon ettim, Cemaatinin MHP adayını desteklemesini, desteklemelerini rica ettim. Kenan Efendi, bilirim milliyetçiydi ama beni öyle bir tersledi ki... Halvetiler siyasete karışmaz. Partiler tarafından kullanılmaz diye... Dersimi almıştım... Halvetiler bildiğim kadarıyla hep aynı. Rahmetli Kenan Efendi’nin ruhu
şad olsun.

Duruma göre deyimler
Bu köşede fırsat buldukça ülkenin “ahvâl ve şerâitini” Türkçe’nin zengin deyim ve özdeyişleriyle anlatmaya çalışacağım. Bunlar, bazen meramımızı bin kelimeden ve ciddi yorumlardan fazla ifade ediyor.
Bu hafta önce “kırklama” ile başlıyorum. Malum gözde arpacık çıkarsa “kırklanır”. Ben de kırklıyorum:

- Kırk küp, kırkının da kulpu kırık küp.
- Kırk küpü üst üste koymuşlar. En alttakini çekince siz seyreyleyin gümbürtüyü.
- Kırkından sonra azanları teneşir paklar.
- Sarımsağı gelin etmişler, kokusu kırk gün sonra çıkmış.
- Kırk satır mı, kırk katır mı? 
- Kırk haramiler çalınmış malları paylaşamazlar.
- Doğru söyleyeni kırk köyden kovarlar.
- Kırkambar dükkânı; ne ararsan bulunur.
- Kırk bir kere maşallah.

Yorum ve yerlerine oturtmak sizden...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları