Gerçekler ışığında

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Rum liderliğinin  “uzlaşmadan” muradı, Kıbrıs Türk tarafı ile Enosis’i yeniden yasaklayan, Kıbrıs Türklerine (1960’daki Anayasada var olan haklarına benzer) kurucu ortaklık hakkı veren, “kendilerinin vatanı”, Kıbrıs Türklerinin de “bu Yunan toprağında”  Vasiliyu’nun deyimi ile “400 yıllık misafir” , Makarios’a göre “var oldukça Eoka’nın milli hedefine ulaşmasına engel olan barbar Türk istilâcının Kıbrıs’taki kalıntıları” olarak algıladıkları Türk tarafı ile yeniden eşit şartlarda bir ortaklık anlaşması yapmak değildir. “Meşru hükümet” olarak tanındıkları sürece bizimle yeni ve Enosis’i engelleyen, Türkiye’ye garantörlük hakkı veren bir anlaşma yapmaya ihtiyaçları da yoktur.  Malum ülkeler, 1960 Antlaşmalarına (ve Rumların kanla dolu sicillerine) rağmen Rum idaresini “meşru hükümet” olarak tanıdıkları sürece Rum tarafı görüşmelere taktik gereği oturacak ve “Kıbrıs Cumhuriyeti vardır” diyerek, bunu idari açıdan federal bir yapıya kavuşturmanın ötesinde bir formül düşünmeyecektir. 1977’den bugüne federasyon konuşulmuş fakat bir sonuç alınamamıştır.
İçimizde ve Türkiye’de bu gerçekleri görmemek için gözlerini kapatanlar haricinde, aklı başında herkes bunları görebilmektedir.
Masa başında tanınmış olan sözde eşitlik, suçlu Rum ortağı “meşru hükümet”, Kıbrıs Türk tarafını da “cemaat” olarak algılamak suretiyle meydana gelmiş olan dengesizliği giderememiştir. Bu dengesizlik “Kıbrıs meselesi”  denilen fakat maksatlı olarak teşhis konmaktan kaçınılan bu meselenin hallini 45 yıldır engelleyen başlıca faktör olmuştur. Bu gerçeği de görmemek için gözlerini kapatıp uzlaşma istemeyen taraf olarak Türk tarafını görenler, uzlaşma yollarını tıkadıklarını artık görmelidirler.
Rum liderliğinin 1960 Antlaşmaları ile meydana gelen iki milli toplumun kendi iradelerini kullanarak eşit ortaklığa dayalı, Enosis’i engelleyen bir  oluşumu  “Tek halkın devleti”  haline getirerek, ortaklıktan ve bunu garantileyip Enosis’i yasaklayan Garantilerden kurtulmak için yıktıklarını unutarak masaya oturmakla ve masadan kalkmayacağımızı perçinleyip “ayrı devlet istemiyoruz ancak 1960 benzeri ortaklık hakları istiyoruz, garantiler de lütfen devam etsin” demekle bir yere varılamayacağını 45 yılda anlamamışsak, hiçbir zaman anlamayacağımızı teslim ederek, Rum’a Yunan’a boyun eğmemiz gerekecektir.
Rum-Yunan ikilisinin 45 yıldır müşterek uğraşları bize nüfus oranımıza göre haddimizi bildirerek boyun eğdirmekten başka bir şey olmamıştır. Bunun da yolu ahlâk dışı hokkabazlıklarla elde ettikleri AB üyeliğine dayanarak Türkiye ile Kıbrıs arasında var olan bağları koparmaktır. “AB üyeliği” bu nedenle Kıbrıs Türklerine erişilmesi ile cennete giriş gibi takdim edilmekte, ve bizim de Rum’un sırf Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki haklarını sıfırlamak için elde etmiş olduğu gayri meşru, yarım yamalak AB üyeliğini kendi imzamızla meşru hale getirmemiz istenmektedir.
Ne yazık ki “1960 Antlaşmalarına göre Türkiye AB üyesi olmadan Kıbrıs asla AB üyesi olamaz” diye sesimizi yükselteceğimize  “uzlaşma ve AB üyeliği” diye ağzının sularını akıtarak gençlerimizi etkilemeğe çalışanlar da yok değildir. Bunlara göre “KKTC’nin ve egemenliğimizle Garantilerin devamında ısrar uzlaşmazlıktır”; halbuki bunlarda ısrar edilmese  “Rum kardeşlerimizle, Kıbrıslılar olarak AB üyesi olacağız ve bu da cennete giriştir; barıştır, güzelliktir, zenginleşmedir, dünya ile bütünleşmektir”. Gerisi toplu mezarlara 16 günlük bebekleri de gömmüş olan ve Kıbrıs’ın Yunan toprağı olduğuna inanmış, “en iyi Türk ölü Türk’tür” sloganı altında askerliğini tamamlamış  “Rum kardeşlere” kalmış bir iş olacağını düşünmek de “uzlaşma istememek” addedilmektedir.
Orams davası Hristofyas’a göre Rumların haklı olduklarını teyit etmiştir. Rum göçmenler tapularına sahip çıkıyorlar; Güneydeki Türk emlâki “hükümet” tarafından mecburi istimlak yasası altında gasp edilmiştir, Kime ne? Hedef Türk’ü topraksız bırakmaktır. Devletsiz, egemenlikten yoksun, topraksız Türkler Rum Cumhuriyetinde Ermeniler, Maronitler, Latinler gibi “yasalar altında eşit” olacaklar ya? Daha ne istiyoruz? Ayrı devlet ve ayrı egemenlik istemem diyenlerin bundan başka hakkı olabilir mi?

Yazarın Diğer Yazıları