Geriye bakış

A+A-
Rauf DENKTAŞ

6 Ocak 1963’te Cumhurbaşkan Muavini Dr. Fazıl Küçük’ün Başkanlığında bir heyet ile Ankara’ya İnönü Hükümeti ile istişareye gitmiştik. Makarios Belediyeler Krizini çıkarmış, 1964’te başlatma kararı aldığı saldırının son hazırlıklarını yapmıştı. İnönü’ye bunu söylediğimde, “Olmaz öyle şey. Bunu ilk defa duyuyorum” demiş ve Dışişleri Bakanı Feridun Cemal Erkin’e dönerek “Söyledikleri doğru ise durum vahim”  demişti. Bakan da “İlk defa muttali oluyorum” yanıtı ile damı başıma yıkmıştı çünkü Rumların hazırlıklarını devamlı surette Elçilik kanalı ile Türkiye’ye duyuran raporlar göndermiştim. Meğer Büyükelçi Dırvana’ya göre bu raporları siyasi ihtirasım ve cahilliğim nedeni ile gönderiyormuşum. Elçi bey bu raporlara “ciddiye alınamaz” kabilinden notlar düştüğü ve raporları kripto ile göndermediği için alt makamlar parafe edip dosyalıyor, üst makamlara duyurmuyormuş.
Makarios ayrı belediyeler yasasını geçirmiyor, ayrı belediyelerin yetkilerini de ortadan kaldıran emirnameler çıkarıyordu. Ne yapacaktık? Rahmetli İnönü bizi dinledikten sonra “Konuyu Anayasa Mahkemesine götürüyoruz” dedi. Makarios’u ve yaptıklarını niçin yaptığını bildiğim için “Davayı kazansak da Makarios bildiğini yapmağa devam edecek, Mahkemenin kararını dinlemeyecek”  dediğimde İnönü’nün buna inanamadığını gördük. “Bir Cumhurbaşkanı kendi ülkesinin Anayasa Mahkemesine nasıl itimatsızlık eder? Bu mümkün değil” dedi. Sonuç bizim söylediğimiz tecelli etti. Makarios Mahkeme kararını dinlemedi, Anayasa Mahkemesinin Başkanı Prof. Forstoff istifa etti. Arkasından olaylar başladı.
Önümde Cyprus Mail’e gönderdiğim 3 Şubat 1963 tarihli mektubum var. Bir gün önceki gazetede Lahis Zavallis adında bir kişi Londra’da Kıbrıslı öğrencilerin Milli Kuruluşunun Genel Sekreteri olarak yayınladığı bir yazıda Kıbrıs milletinden bahsetmişti. Kendisine Kıbrıs Milleti diye bir Millet olmadığını, Enosis ve EOKA ortaya çıkıncaya kadar iki ayrı din ve dilden olmamıza rağmen bir arada kavgasız yaşadığımızı, her şeyin Enosis elde etmek için maksatlı olarak altüst edilmek istendiğini yazmışım. 1960’da meydana gelen ortaklık yaşayabilir, yeter ki siz bu Enosis davasından vazgeçmiş olasınız, bizi ortak olarak kabul eder duruma gelesiniz diyorum. 46 yıl sonra başka bir şey söylendiğini duymadım. Rum liderliğinin ise 1963-74 yıllarında yaptıklarını hâlâ kabul etmediğini, mesele 1974’de başlayan istila meselesidir diyerek Kıbrıs’a sahip çıkmanın ötesinde bir siyaseti olmadığına şahit oluyoruz ve ne tuhaftır ki bütün davranışlarını Kıbrıs’ın tek halkı ve tek milleti olduklarına dayamaktadırlar. Hâlâ barış mı?

Yazarın Diğer Yazıları