Gidiş vahimdir!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

AB’de yaklaşık iki evliliğe karşı bir boşanma yaşanırken, çocukların üçte biri de evlilik dışı ilişkiden doğuyor. Birliğin İstatistik Kurumu Eurostat’ın verilerine göre AB ülkelerinde 2004 yılında 4,8 milyon bebek dünyaya geldi. Bu çocukların yüzde 31,6’sı evlilik dışı ilişkiden doğdu. Evlilik dışı ilişkiden doğum oranı en yüksek ülkeler, yüzde 58 ile Estonya, yüzde 55 ile İsveç ve yüzde 45 ile Letonya ve Fransa olarak açıklandı.  Evlilik dışı bebek doğumu oranının en düşük kaldığı ülkeler arasında Kıbrıs Rum kesimi (yüzde 3), Yunanistan (yüzde 5), İtalya (yüzde 15), Polonya (yüzde 17) ve Malta (yüzde 19) bulunuyor.

Aile yapısı tehdit altında
Her şeye rağmen Türkiye’deki aile yapısı ve sosyal doku AB ülkelerinden şimdilik çok daha iyi durumdadır. Ancak bu durumun giderek kötüleştiği de bir gerçektir. Türkiye’deki görsel ve işitsel medyanın yayınları Türk aile yapısını bozucu bir işlev yerine getiriyorlar. Magazin programları adeta üst sınıfların bozulmuşlarını idealize etmeyi ve imrendirmeyi işlev olarak almıştır. Televizyon programları topluma kimlik veren ne kadar değer varsa hemen hepsini gülünç hale getirmekte ve değersizleştirilmektedir. Aldatmayı yalnız magazinin değil sanatın ve edebiyatın konusu haline getirme gayretleri de alabildiğine sürmektedir. Gazeteler ise cinayet, boşanma, intihar haberleriyle ağzına kadar doludur. Yabancılaşma, yozlaşma ve değersizleşme yalnız aileyi değil toplumun her kesimini bir ahtapot gibi sarmıştır. Düşkünler yurdunun, huzur ya da kadın sığınma evlerinin sayısındaki artış tehlikenin boyutları hakkında bilgi verir niteliktedir. 

Beden işçisi kadınlar!
Aşağıdaki iki örnek aile yapısındaki gidişin ne denli vahim olduğunun kanıtıdır. Bunlardan birisi siyasetle diğeri ise toplumsal yapıyla ilgilidir. Siyasetle ilgili olanı şudur: İktidarın hem de Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı’nın yaptığı bir açıklama kadından ve aileden sorumlu olmayı nasıl algıladığını gösterir niteliktedir. Geçtiğimiz günlerde Kemal Kılıçdaroğlu, ekonomik krizin kadınları olumsuz etkilediğini öne sürerek, “Bugün Türkiye’de 60 bin kadın, hayat kadını olarak geçimini sağlamak için sıraya girmiş durumda. Bu durum çok üzücü”  diyor. Bunun üzerine Devlet Bakanı Aliye Kavaf, “Kadın bedenini ahlâk dışı bir anlayışla siyasete alet etmesini kınıyorum. Sayıları kaç olursa olsun beden işçisi kadınlar da toplumun parçasıdır” diyor.
Bu açıklamanın kadının “beden işçiliği” diye bir mesleğinin olduğunu ve durumun doğal karşılanması anlamına geldiği açıktır. Sayın Bakanın görevi “beden işçiliği” dediği bu mesleğin mensuplarının sayısını azaltmaktır. Bunu da sosyal ve ekonomik önlemler alarak yapabilir. O, bunu yapmak yerine “beden işçileri de toplumun parçasıdır, sayılarına bakmayın” diyor. Böyle bir anlayışın vahimliğine değinmeye gerek yoktur.
İkinci olay ise toplumsal yapıyı sorgulamaya neden olacak türdendir. Bilindiği gibi 70 yaşındaki Halis Toprak adlı zat, 17 yaşındaki bir kızla evlenir. Ancak işin yaş ile olan ilgisinden daha beterini Halis Toprak bir gazeteciyle konuşurken dile getirdiği bir gerçek ortaya koyuyor: Toprak, “Bana 50 tane kız getirdiler yaşı 17-18 olan. Ama ben Nazlıhan’ı seçtim, çünkü o başka.” Halis Toprak’ın söylediğine göre bizzat ana babalar kızlarını kolundan tuttukları gibi Halis Toprak’a getirmişler.
AB’deki ailenin durumunun ne denli kötü olduğunu rakamlar söylüyor. Türkiye’deki gidişin ne denli vahim olduğunu da yaşanan olaylar ortaya koyuyor. Toplum çözülmeye, kirlenmeye ve yozlaşmaya açık hale getirilmiştir. Önlem alması gereken yetkililer, mevcut durumu meşrulaştırmakla meşguller. Gidiş vahimdir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları