Gizli ajanda kalmadı

A+A-
Armağan KULOĞLU

Siyasi gündemimizde çok enteresan gelişmelere yol açan beyanlar oldu. Üstelik bu beyanlar devletin en üst kademesindekiler tarafından yapıldı. Bu beyanlardan biri, laikliğin anayasada yer almaması ve anayasanın dindar olması, diğeri de tarihimizi 1919 yılından sonra başlatan anlayışın kabul edilemeyeceğine ilişkindi.

Laiklik karşıtlığı yeni değil

Mevcut yönetimin laiklik karşıtlığı, içinden doğduğu siyasi parti ve anlayışın özünde olan bir yaklaşımdır. Bu düşünce önceden olduğu gibi, yönetimin iktidar olmasından itibaren de devam etmiştir. İktidar olmanın verdiği güçle de daha etkin bir şekilde ifade edilmiş ve uygulamaya konmuştur.

Laiklik karşıtlığı açıklıkla uygulanmasına rağmen bugüne kadar bu kadar net bir şekilde ortaya çıkmamıştır. Laikliğin yeni anayasada yer almaması ve anayasanın dindar olması gerektiğinin ifade edildiği makama bakıldığında, rejim değişikliği tehlikesinin hangi boyuta geldiğini görmek mümkündür. Her ne kadar bunun, yandaşlarca şahsi görüş olduğu söylenmeye çalışılsa da bu yaklaşım, bugüne kadarki uygulamalara, söyleyen zatın makamına ve geçmişine bakıldığında inandırıcı olamamaktadır.

Bu yaklaşım, mızrağın artık çuvala sığmadığını gösterdiğinden, yakın bir zamana kadar, "acaba kafalarının arkasında bir gizli ajanda mı var" düşüncesini tamamen ortadan kaldırmıştır.

Bu durum, bir zamanlar iktidarın "laiklik karşıtı hareketlerin odağı olma" suçu nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından cezalandırılmasıyla kendini göstermişse de, konu zaman içinde gündemden düşmüştür. Konunun gündem dışına çıkmasında, yönetimin iktidar olma gücünü kullanmasının ve TSK başta olmak üzere etkin anayasal kurumlara kurulan tuzaklarla onların etkisiz duruma getirilmesinin etkili olduğu bilinmektedir.

Her ne kadar bu tuzakların Cemaat tarafından yapıldığı söylense de ve onlara karşı "paralel devlet" adıyla mücadeleye girişilse de, bu mücadelenin Cemaatin kendilerine de tehdit olmasıyla başladığı ve o ana kadar onlara destek verildiği, birlikte hareket edildiği açıktır.

Değişim ve dönüşümle Yeni Türkiye

Yönetimin iktidar olmasıyla başlattığı değişim ve dönüşümün temelini eğitim sistemi oluşturmuş, sistemi millî eğitimden dini eğitime dönüştürme projesi kademe kademe uygulanmıştır. Çağdaş ve Türk Millî Gençliği yerine dindar gençlik yetiştirme düşüncesi ön planda tutulmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesinden uzaklaşılmış, millî bayramlarımız unutturulmaya çalışılmış, Türklük yok sayılmış ve bunların izlerini her yerden silme çabası gösterilmiştir. Türk Milleti yerine ümmet anlayışı benimsenmiş ve bunlar her fırsatta dile getirilmiştir.

Bütün inançların güvencesi olan laiklik çarpıtılmış ve sonunda anayasadan çıkartılmasına varacak kadar de ileri gidilmiştir.

Anayasanın değiştirilmesi teklif edilemeyecek maddeleri hedef alınmıştır. Cumhuriyetin ilkelerine, devrimlere ve Atatürkçü Düşünce Sistemine karşı savaş açılmıştır. Var oluşlarının nedeni anayasa ve edilen yeminler bir tarafa bırakılmış, açıktan anayasaya karşı suç işlenmiştir. Bunu düşünce özgürlüğü kılıfına sokmak mümkün değildir.

Ulus devlet, üniter devlet, laik devlet anlayışı değişim ve dönüşüme uğratılarak rejim değişikliğine gidilmiş, buna da Yeni Türkiye denmiştir. Şimdi de iç siyasi manevralarla rejimin daha çabuk ve köklü değişimi hedeflenmektedir.

Türklük ve Türk Devletleri tarihi daha eski

Tarihimiz sadece Osmanlı İmparatorluğu tarihi olan 600 senelik değil, çok daha öncelere dayanmaktadır.

Osmanlı da bizim tarihimizdir. Birinci yarısında övünülecek çok da tarafı vardır. Ancak referans alınması gereken Orta Çağ karanlığı değil, modern, çağdaş, cumhuriyetçi, laik, ulus devlet ve üniter devleti yaratan ve bize bu kutsal vatanı bırakan gelişimdir. Bu da 1919'dan başlayan Türkiye Cumhuriyeti tarihidir.

Bölücülerin üniter ve ulusal, yönetimin laik yapıyı hedef aldığı bu dönemde, Türk Milletinin külliyeleri bir taraf bırakıp, Osmanlı hevesi yerine, Cumhuriyet aşkıyla dolu bir yaklaşım sergilemesi varlığının ve geleceğinin teminatı olacaktır. 

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları