Gizli Anayasa ve Oligarşi!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Sivil anayasa tabiri yanlıştır. Anayasaları sivil anayasa, resmi anayasa olarak nitelemek doğru değildir. Türkiye’de birileri daha önce yapılmış anayasaları resmi anayasa olarak gördüğünden hazırlık aşaması süren anayasaya sivil anayasa diyor. Halbuki 1982 Anayasası, 1987 yılından bu yana, AB’ye uyum sağlama çerçevesinde 12 defa sivil değişikliğe uğramıştır. Yani seçilmişler büyük ölçüde 1982 anayasasını değiştirmişlerdir. Kaldı ki, gerek 1960 Anayasasını gerekse 1982 Anayasasını da askerler değil yine akademisyenler hazırlamıştı. Yani hem askerler hem de seçilmişler anayasa yapma işini öncelikle akademisyenlere havale etmekte sonra da meclis ya da kurucu meclisten geçirmektedirler. Yöntemde çok büyük farklılık da yoktur.
İktidarı bir an önce sivil anayasa (!) yapma heyecanı sarmasının nedeni Cumhuriyete bakış açısıyla yakından ilişkilidir. Bu zihniyete göre Türkiye artık ikinci cumhuriyete dönüşmüştür. Yeni cumhuriyete yeni bir anayasa gereklidir. O da “sivil anayasa” olacaktır. Hatta ikinci cumhuriyetin ilk Cumhurbaşkanı’nın iş başı yaptığını iddia edenler de çıkmıştır. Onlara göre sivil anayasa yeni cumhuriyetin tek eksiğidir. Onun için alelacele kamuoyundan gizli bir anayasa taslağı akademisyenlere hazırlatılmıştır. Bu taslak üzerinde şu sıralarda AKP’liler çalışmaktadır. Son şeklini verdikten sonra da muhtemelen tartışmaya açılacaktır.
İşin özü, altı akademisyene büyük bir gizlilik içinde bir anayasa taslağı hazırlatılmıştır. Akademisyenlerin taslak haline getirilen görüşleri AKP’li hukukçuların incelemesinden geçecektir. Sızan bilgilere göre daha sonra da internet ve diğer yöntemler kullanılarak halkın görüşleri alınacakmış. Bilindiği gibi anayasalar “toplumsal sözleşme” lerdir. Toplumun bütün katmalarının böyle bir sözleşme için hem hazır olması hem de hazırlıklara katılması gerekirdi. Anayasanın kendisinin olduğu kadar hazırlık sürecinin de demokratik olması şarttır. Ortaya çıkan ve halen halkın bilmediği taslak hem katılımcılıktan uzak hem de şeffaf değil. Bu inceleme ve irdeleme döneminde bazı hassas maddeler bilinçli olarak basına sızdırılarak tepkilerin şiddeti ölçülmekte ona göre tavır belirlenmektedir. İktidarın altı akademisyene hazırlattığı söylenen sözüm ona “bilimsel” ve “sivil anayasa” önce meclisten sonra da halk oyundan geçirilerek yürürlüğe sokulacaktır. Halbuki, toplumun bütün katmanlarının anayasa metni üzerindeki görüşleri alınmadan, alternatif ve uzlaşma noktaları belirlenmeden emrivaki biçiminde halk oylamasına sunulması doğru bir uygulama değildir. Bu yöntemin sağlıklı olduğu söylenemez! Diğer yandan taslak metinden sızdırılan maddeler irdelendiğinden, hazırlanan taslak anayasanın tamamen bir tepki anayasası olduğu görülür. Öyle görünüyor ki, hazırlanan anayasa taslağı bir hesaplaşma psikolojisi içinde ele alınmıştır. Taslak; milli devleti, milli eğitimi, Atatürk’ü, resmi dili, laikliği ve Atatürk Milliyetçiliğini hedef almış gibi. Bu durum, Türkiye’yi daha çok demokratik bir yapıya kavuşturmaz, daha çok cumhuriyeti kuran iradenin yıpranmasına ve Türk milletini var eden dokunun parçalanmasına neden olur. Bu durumun doğal sonucu daha çok bölgeselleşme, daha çok bölünme ve daha çok ayrışma demektir.
Sızan bilgilere göre mevcut anayasadaki “Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak” maddesi çıkarılmış. Böylece anayasa devleti değil bireyi esas alan özgürlükçü bir yapıya kavuşturulmuş olacakmış! Bu tür yaklaşımlar insanlara özgürlükler değil ancak birilerinin bölücülüğüne anayasal koruma sağlar.
Unutulmamalı ki, anayasa denilen şey nihayetinde bir metindir. Metindeki özgürlükçü ifadeler ancak uygulama şansı bulabildiği ölçüde bir anlam ifade eder. Önemli olan metinler değil onların uygulamaları ve uygulayıcılarıdır. Türkiye’de uygulama ve uygulayıcıların durumu da malumdur. AKP iktidarı, sivillik, din ve vicdan hürriyeti, demokratiklik, insan hakları gibi yüce kavramları kullanarak cumhuriyetin genleriyle oynamayı bir kenara bırakmalıdır. İktidar, cumhuriyetin kazanımlarını, demokrasi önündeki engel olarak görme alışkanlığını terk etmelidir. Milli vicdanı rahatsız edecek taslaklar Türkiye’nin anayasası olarak geçerlilik kazanamaz. Sızdırılanlara bakılırsa hazırlanan taslak anayasa, Türkiye’nin değil ancak bir oligarşinin anayasası olmaya adaydır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları