Gladyo’nun yerine hangi yapı kondu?

İsrafil K.KUMBASAR

Kazançlı tarafın ustaca kamufle edildiği bir ‘değişim/dönüşüm’ (!) sürecinde doludizgin yol alıyoruz.
Kim sorsa, “Millet bunu istiyor”  hezeyanları ile anında karşılık verilecektir.
 “Neyi istiyor millet” sorusuna tam bir cevap vermek yerine, zihin dünyalarına perçinlenen hile-i şeriyenin kodlarıyla kıvırtıp duracaklar.
Mesela, millet ‘kendinden olmayanların’ bütün kurumlardan ve kuruluşlardan kazılıp atılmasını istiyor.
E madem öyle, bu ‘dönme, devşirme’ takımını tez elden derdest etmek gerek. Zaten çoğunun etnik ve inançsal temeli kurcalandığında ‘başka’ oldukları ortaya çıkacaktır. Ana tez bu olunca, doğal olarak gözden düşürme, itibarsızlaştırma, millet nezdinden kabul görecek karalamalarla ‘temizlik operasyonunu’ hedefe ulaştırma çabaları da ‘meşruiyet’ kazanıyor.
Ama “Bunlar başka, bunlar dönme, devşirme” diyerek bir takım senaryolara çanak tutanlar, ne hikmetse iş ‘küresel ölçeğe’ taşındığında bir anda ağız değiştiriyorlar.
‘Yerel uzantılara’ kılıç sallayıp ok fırlatanlar, küresel efendiler devreye girer girmez, bir anda kendilerini ‘karşı safta’ buluyorlar.
İşte alın size bir Suriye örneği.
Buyurun İran’a yönelik abluka.

***


Bu çelişkiye hafiften ayıkanlar ve aykırı sorularla izah arayanlara verilen, yine o bildik, hile-i şeriye kodlarına gizlenmiş, aslında ’safsatanın’ötesine geçemeyen ödlekliği örtme içgüdüsü:
- “Henüz onlara tavır alacak, onlarla mücadele edecek durumda değiliz.”
Breh, breh, breh. ‘Büyüyünce’ onlara da gösterecekler yani.
İşte tam da bu noktada bir zavallılık belirtisi kendini göstermeye başlıyor.
Madem saf dışı bıraktıklarınız ‘başka mahfillerin’ adamları. Madem ‘başka değirmene’ su taşıyan vatan hainleri onlar.
Madem milleti bir şekilde ‘baskı altında’ tutup, o güçlerin ekmeğine yağ sürüyorlar.
O halde şunu sormak gerekmiyor mu?
Küresel güçler, bu ’yerel dönmeleri’, bir başka ifadeyle Türkiye içindeki uzantılarını size niye ezdiriyor?
Siz mi çok uyanıksınız, yoksa onlar mı fazla saf. Niye o ima ettiğiniz odaklar, malum operasyonlar sırasında devreye girip de ‘adamlarını’ kurtarmıyorlar?
Bu soruları tabii başka sorular da izliyor.

***


Akla gelen ilk mantıklı cevaplardan biri şu:
Küresel efendi, artık ’eski ekibi’kamufle etmekte zorlanacağını anladı. Onlarla ’daha fazla yol kat edemeyeceğini’gördü. ’Tasfiye’ için düğmeye bastı.
Bir yandan tasfiye sürerken, öte yandan da milletin ’kendine yakın’ bulacağı, ancak asla ’kendisi’olmayan, ’başka hesaplar’ peşindeki bir kadro ihdas edilmeliydi.
NATO’nun 60’ıncı yılında İstanbul’un sokaklarını cicili bicili ’barış’ afişleri süslüyor.
Bir zamanlar Türkiye’ye yağdırdığı hakaretlerden dolayı ’istenmeyen adam’ ilan edilen Rasmussen efendi hazretleri, bugün Meclis’e kadar uzanıp gülücükler dağıtıyor, ince mesajlar veriyor.
İster istemez düşünmeden duramıyor insan.
Sahi ’Gladyo’ bir NATO örgütlenmesi değil miydi? Soğuk savaş döneminde her NATO üyesi bünyesinde ’farklı adlar’ altında varlık göstermiyor muydu?
Yine sormadan edemiyoruz.
Acaba NATO, soğuk savaş dönemindeki Gladyo’nun yerine bugün ’neyi’, ya da ’neleri’ koydu?

***


‘Milletten’ gibi görünen ama küresel efendilerin çıkarlarını onlardan fazla koruyup gözeten yapılara dikkat kesilince insan ürperiyor.
Bunların NATO’ya dair en akılda kalan sözleri “Niye Libya’ya müdahale ettiniz de, Suriye’ye etmiyorsunuz” oldu.
Kendi ordusuna bile diş bileyenlerin, söz konusu NATO olunca bir anda yelkenleri suya indirmelerini neye borçluyuz?
Daha önemlisi bu yeni yapının adı nedir?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş