Gol değil, kol bastı...

A+A-
Murat TAŞKIN

Trabzonspor işin içinde olunca ligin rengi de bir başka tarifi de.. Futboldaki geçmişi ile neredeyse bir asır, Trabzonspor adı ile 40 yıldan fazla Türk ve dünya futbolunda adından söz ettiriyor. Sesi gür çıktığında bağrında haksızlıklara karşı isyanın ateşini barındıran Anadoluyu sevindirmiş. Hani derler ya, “Dosta güven, düşmana korku salmış” diye.. Şampiyonluğun İstanbul’a ait tekeline son vermiş, çalışanın eninde sonunda kazanabileceğini göstermiş.. Kazanmak için çalışmak, bir ve birlik olmak gerektiğini herkese işaretletmiş..
Ancak, “Büyük olmak kadar, büyük kalabilmekte önemlidir” gerçeğinin altını iyi çizemeyenler yüzünden büyüklüğü zaafa uğramış, tartışılır hale gelmiş.. Öylesine ki, şampiyonluklarla hanesine “En büyük” yazdırdığı dönemleri bile sonrakilere, bugünkülere birileri yanlış anlatmaya, aksettirmeye başlamışlar. Futbolun mabedi olarak adlandırılan Hüseyin Avni Aker stadına “Cehennem” diyenler olmuş, kimse de çıkıp buna itiraz etmemiş. Oysa, Trabzonlu hiçbir zaman hele hele şampiyonlukları kazandığı dönemde Avni Aker’i rakipleri için futbolun dışında, yani seyircinin hareketleri cehenneme çevirmemiştir.
Hatta ve hatta, şampiyonlukların elde edildiği yıllarda tribünleri dolduranlar adeta çok güzel şovların perdeye aktarıldığı bir sinema izler gibi maçları seyretmişlerdir.
O yılları yaşayanların bu gerçekleri anlatması, yazması gerekir ki, spor kamuoyu bazı kimisi art niyetli, kimisi bilgisiz olanların etkisinde kalmasın. Trabzonspor’un hakkını alamadığı, şampiyon olamadığı süreç içinde bir takım olumsuzluklar yaşanmadı mı?  Mutlaka... Ama, bu gerçek Trabzon seyircisinin ne tarif, ne de temsil ediyordu. Sinema izleyerek takımını şampiyon gören Trabzonlu, bugün sanat kulvarında daha hareketli bir olgu ile herkese mesaj veriyor. Dün sinema idi bu gün kolbastı diyor.. Gol atmakta sıkıntı çekenler, folklorumuzu bilmeyenler (Song, Yatara gibi) kolbastıda daha bir başarılı oluyor, kıvraklık ortaya koyuyorlar. Avni Aker’de her maçta önce profesyonel kolbastıcılar tribünleri hareketlendiriyor, kazanılan maçlardan sonra ise futbolcular seyirci ile birlikte oynuyorlar. Birilerinin bir zamanlar “serseri oyunu” olarak nitelediği kolbastıyı sanat haline getirip, seyirciye adeta “Kötü tezahürat yok. Şiddet yok. Sanat var. Kolbastı var” mesajı gönderiyorlar. Trabzon seyircisi de sezonun ilk yarısında gönderilen mesajları çok iyi algılayıp, bu yarının en centilmen seyircileri arasına giriyorlar.
Üstün ahlak, barış ve kardeşlik unsurlarının buluşma adresi olan spor ve onun ana dallarından biri olan futbol ile nelerin başarılabileceğini de Trabzonspor herkese gösteriyor.
Trabzon’da kolbastı, Ankara’da misket, Antep’de halay, İstanbul’da çiftetelli, Ege de zeybek.. Hemde futbol ile iç içe olarak.. Ne kadar güzel olur değil mi?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları