Gömleğe renk veren fırtına mıdır, kar mı?

İsrafil K.KUMBASAR

Esiyor mübarek. Zemheri değilse de ayazıyla, fırtınasıyla yaman bir kış yaşıyoruz.
Dışarda kar, ekranda Ortadoğu Sultanı.
Bir kaç ay önceki defterleri kapatmış, ‘demokrasiye’ gönülde bağlı, ‘insan haklarına’ harfiyen uyan, ‘özgürlükler’ fedaisi.
Daha yakın zamana kadar ana muhalefet partisi liderini zor duruma düşürebilmek için sık sık ‘aleviliğe’ vurgu yaparken, dün kalkmış  “Türkiye hiçbir mezhebin karşısında da değildir, arkasında da değildir” diye buyuruyor.
Ortada seçim falan yok ya, hiç tereddütsüz “Biz de Nusayriyiz”  derse şaşmayın.
Ama sandığın ucu göründüğünde kendisi olmasa bile taifesi ve gölge ortakları bir anda kampanyayı başlatıyor:
- “Canım bunlar zaten alevi. Bunlara oy verilir mi, tövbe
estağfurullah.”
Şimdi aynı tezgahı Suriye için
kurguluyorlar.
Her mezhebe ‘eşit mesafede’ olduklarını  beyanla, güya ‘farklı inançlardaki’ insanları yanlarına çekme telaşındalar.
Bu bakış açısını yiyen olur mu? Evet olur.
Gündem akşamdan sabaha değişir bu ülkede ve kafakola alınmış medya, halka ‘görmesi gerekenleri’ değil de, ‘hiç de lazım olmayanları’ gösterir.

***


Sultan hazretleri, hem ulusa sesleniş, hem de grup konuşmasında ‘yargının’ nasıl hizaya getirilip, yargı üzerinden ‘bazı kurumlara’ nasıl diz çöktürüldüğünü anlatmak için  “Artık kışlanın içinde arama yapılıyor, AKP’nin farkı bu” diyor.
Verilmek istenen asıl mesaj aslında şudur:
- “Tamam Çevik Bir’den, Yaşar Büyükanıt’tan henüz hesap soramıyoruz. Ama bakın işte geri kalan hepsini esas duruşa geçirdik.” 
Yalan da değil hani. Yaptılar oldu.
Yargıdaki değişim, dönüşüm (!) ‘tereyağından kıl çeker gibi’ gerçekleş-tirildi. Artık hesap vermeyen hiçbir imtiyazlı zümre yok. Azıcık başını kaldıran kendisini doğruca özel yetkili savcıların karşısında buluyor.
‘Onbinlerce sayfalık’ iddianameler, ‘yasadışı’ dinlemeler, ‘cezaya dönüşen’ tutuklamalar falan hep işin magazin kısmı. Ülkeye ‘adalet’ geldi, adalet.
- “Artık kışlanın içinde arama yapılıyor.”
Doğrudur yapılıyor, ama ‘nereden ne çıktı’ millet bilmiyor. Hani şu ‘kozmik oda’ işi için de bir iki laf etseniz ya.
Sahi ne oldu oradan götürülen çuval çuval evrak? ‘Adres yazılı kağıdı yutan’ subaylar ne durumda?

***


Bakanlar Kurulu’nda alınan bir dizi kararla bu ‘kışla arama’ sevincini pekiştirecek yeni uygulamalar da gündemde.
Askerlikten yırtmak isteyenlere gün doğuyor dense yeridir. Artık iki yıl sınıfta kalan üniversiteli kulağından tutulup kışlaya götürülemeyecek. Allah için büyük hizmet. (!)
- “Yavrum sana 15 yıl müsaade. İki yıllık meslek yüksek okuluna kayıt yaptır, gariban Anadolu çocukları senin yerine nasıl olsa nöbet tutar.
Yeter ki sen kışlaya izinsiz girip, arama yapma erkine kavuşan günümüz yargısının arkasındaki zihniyetten desteğini esirgeme.”
Askerlik dediğin nedir ki, bizim oğlanlar yapmadı da memleket mi battı sanki?
Hem askerde harcayacakları vakti, iş dünyasında değerlendirip ‘CEO’ falan oldular. ‘Kariyer’ yaptılar. ‘Ekonomiye’ katkı sağladılar.
Neyse, uzatmadan Sultan hazretlerinin grup toplantısındaki cümlelerine dönelim:
- “Biz kalemin kılıcı kestiğine inanan bir medeniyetin temsilcileriyiz. Bölgedeki her ülke Türkiye’den emin olsun. Türkiye, bir güç mücadelesi içinde değildir.”

***


Çelişkiler ile dolu bir dizi mesaj.
Bir yandan ‘güç mücadelesi’ içinde değiliz diyoruz, öte yandan ‘Suriyeli asileri’ kamplarda eğitiyoruz.
Bir yandan ‘hiçbir mezhebe’ karşı değiliz diyoruz, öte yandan birilerinin Suriye yaklaşımını ‘aleviliklerine’ bağlıyoruz.
Esiyor mübarek. Varsın essin.
Kış, kışlığını yapacak elbette.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş