Gönlüme serpilen sular!

Altemur KILIÇ

Önceki gün 10 Kasım yazımda Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal’i anarken, belki de uzatmaları oynayan bir Atatürkçü olarak duygularım, endişe ve umutlarım karışıktı! Atatürkçü askerler, aydınlar, “Ergenekon kapsamında”, cezaevlerinde yatarlarken hüzünlüydüm!  Sonunda demiştim ki; “Türk gençleri, Atatürk’ün heykellerini ve eserini yıktırmaz... Bu umutla ölmek isterim!”
10 Kasım’da yurdun her köşesindeki anma törenlerini görünce, önceki yazımda fazla karamsar olduğumu fark ettim! Anıtkabir’de Cumhurbaşkanının, Başbakan ve devlet erkânın görüntüleri, Anıtkabir defterine yazdıkları klişe, beylik sözler... Riya örnekleri... Bu Cumhuriyet onlara emanet edilemez... Ama aynı kutsal mekâna  gençlerin, erkek ve kadınların, hatta başları geleneksel örtülü vatandaşların çıkıp, samimi duygularını, çiçekler serperek ifade etmeleri, bana ilaç gibi geldi. Artık rahat olabilirim diye düşünüyorum... Ve Genelkurmay Başkanlığının, bu anma günü vesilesiyle yayımladığı  “afiş”; fonda vatandaşların 10 Kasım dolayısıyla Ata’ya saygılarını göstermek için Anıtkabir’e akın ettikleri sırada çekilen bir fotoğraf. Bir asker ve Türk bayrağı taşıyan bir çocuk görüntüsü. Atatürk’ün Mareşal üniformasıyla fotoğrafı var ve şu sözler;  “Açtığın Yolda, Gösterdiğin Hedefe Daima İlerleyeceğiz”, “Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye” ...
Umutlandım, ama endişelerim hâlâ baki... Bu ruh ve kararlılık sadece 10 Kasım’da-29 Ekim’de gösterilmemeli. Yol uzun, mücadele zor. Düşmanlar uyumuyor ve kabul etmeli ki, iyi çalışıyor ve her taraftan Cumhuriyetin, üniter ulus devletin altını oyuyorlar. Oymakta devam edecekler! En geniş en tehlikeli “cephe”, “Şark Cephesi”... Bu “cephede” yeni oyunlar çok... Şu sırada, bu mücadelede, “PKK eşkıyasıyla savaşma” onlarla, liderleri Apo ile “konuş” kampanyası sürdürülüyor ve çok taraftar buluyorsa, Atatürk’ün “İstikbalde dahi...” diye başlayan ve Cumhuriyetinin geleceği konusundaki, o muhtemel tehlikeleri işaret eden sözleri, ne kadar doğruymuş! Atatürk, “Türk milleti zekidir” demişti. Bu gerçek bir tespit miydi, yoksa uyarı ve umut mu? İşte, “her yaştan” Türk halkının, “akıllı ve zeki”  olduklarını kanıtlamalarının zamanıdır!
Umutlandım... 15-16 yaşlarındaki çocuklardan, gençlerden aldığım  “Merak etme biz varız”  mesajlarından, bir üniversite öğrencisinin şu sözlerinden; “Yazılarınızı her okuyuşumda benim de bir iç burukluğum, isyanlarım aklıma geliyor. Bu halde direniyoruz, daha neler olacak kim bilir bekliyoruz. Fakat siz merak etmeyin Sayın Kılıç; ben ve benim gibilerin malı olsun, kanı olsun, canı olsun, Cumhuriyet ve vatan uğrunda çok şey feda edebilecek, pek çok insan var. Siz bizi görmeseniz de bizleri duymasınız da bizler varız. Artık umut edin ve bizlerden emin olun.”
Var ol sevgili oğlum, Trakya Üniversitesinden Timuçin. Senin, sizler gibi gençler ve sizleri yetiştiren Atatürkçü hocalar, bu yaşlı gönlüme sular serptiniz... Artık gözlerim arkada kalmayacak... Ama siz, gene de bayrağı elden bırakmayın. Sadece “direnmeyin”, alternatif üretin. Düşman kavidir. Ama sizler var oldukça  “talih zebun” olamaz.


ÖZÜR: Önceki yazımda haksızlık etmişim. Radikal Genel Yayın Müdürü Eyüp Can’dan özür dilerim. 10 Kasım’da, Radikal gazetesinin birinci sayfasında Atatürk anılmamış diye şikâyet etmiştim. Ama aynı gün gazetede, Murat Yetkin’in Atatürk hakkında, güzel bir yazısı ve Atatürk fotoğrafları vardı. Ama sevgili Can, bağışlasın beni sorarım; O gün, neden “Savaşma, Konuş” kampanyasına öncelik verildi? Anlaşılıyor ki, kafalar, umutlar ve endişeler karmaşık!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş