Görüş açıları

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Sahte “Kıbrıs Cumhurbaşkanı”  unvanı altında seyreden Güney’deki Rum idaresinin Rumlar tarafından seçilmiş, Türkler hakkında veya Kıbrıs’ın bütünü hakkında söz söyleme hakkı ve yetkisi olmadığını bilen Hristofyas, Belgrad Üniversitesi’nde bir konuşma yapmış. 24 Şubat tarihli Rum basını bu konuşmanın içeriğini açıkladı. Böylelikle bildiklerimiz bir kez daha teyit edilmiş oldu. Evvelâ bildiklerimizi sıralayalım: (1) Hristofyas federasyona inandığından değil, sırf Türklerle yapacağı bir uzlaşmanın Türk askerini adadan çıkaracağını ve böylelikle bir AB üyesi olarak da Türk askerinin adadan tümüyle çıkacağını bildiği, (2) KKTC’nin tanınma tehlikesini bertaraf etmek için, (3) taktik icabı Türk tarafını uzlaşmaz göstermeğe devam edebilmek ve (4) Meşru Kıbrıs hükümeti sahte unvanından taviz vermeyerek Türkleri ekonomik açıdan Türkiye’den ayırmak ve bölmek için masaya oturmuştu.
Şimdi Belgrad’da söylediklerine bakalım: (1) Mülkiyet hakkı uluslararası ve Avrupa sözleşmeleri, uluslararası hukuk ve uluslararası mahkemelerin içtihatları ile teminat altına alınmıştır, Göçmenlerin mal ve mülklerine sahip çıkmaları olmazsa olmazımızdır; (2) Türkiye Kıbrıs’ta iki devlet, birden fazla uluslararası kimlik, kendi kaderini tayin hakkı olan iki halk istemektedir. Bunlardan hiçbiri kabul edilemez, devlet vardır ve Kıbrıs halkı da iki toplumdan oluşan tek kimliğe sahiptir, (yani gün gele kendi kaderini tayin hakkı oy çoğunluğu ile Kıbrıslılara aittir, yani Rumların hakkıdır), (3) Türkiye’nin işgali devam ettiği sürece uzlaşma mümkün değildir- asker adadan çıkmalı, Kıbrıs’la ilgili Garantilerin geçersizliği kabul edilmelidir, (4) Kıbrıs meselesi AB normlarına, BM kararlarına ve insan haklarına uygun olarak halledilmelidir, (yani tek halkı olan Kıbrıs’ta er geç “Kıbrıslılar”  serbest dolaşım ve serbest yerleşim ilkelerinden yararlanacaklar ve ülke, halkı ile, toprağı ile, kurumları ile birleşmiş bütünleşmiş olacaktır; azınlıklara gereken haklar verilecektir. Tabii Türkler de “Kıbrıs milleti” içinde boyları kadar konuşabilecekler, evrensel insan haklarından Yunanistan’daki Müslümanlar kadar yararlanabileceklerdir), (5) Türkiye, işgal ordusunu çekmezse AB üyesi olamayacaktır. Kıbrıs, (yani Rum idaresi) Türkiye’nin AB üyelik sürecini bu koşula bağlı olarak desteklemektedir; (6) Görüşmelerde “özlü konularda”  fikir ayrılıkları var ancak çeşitli diğer konularda görüş birliği vardır; (7) Kıbrıs, Türk askerinin yüzde 37 toprağını işgali nedeniyle bölünmüştür, (yani 1963’ten 1974’e kadar Kıbrıs Türklerinin yüzde 3 toprağa hapsedilmiş olması bölünme değildi, normal hayattı ve Türklerin müstahakıydı), (8) BM Kıbrıs meselesini halletmek için birçok defa öneriler ve planlar sunmuşsa da maalesef Türklerin uzlaşmazlığı nedeniyle sonuç alınamadı. (Allah’tan Rolandis 8 kez, BM’nin önerilerini biz Rumlar reddettik diyebildi), (9) şimdi de  uzun süre yakın dostu olan sayın Talat ile işgalden ve kolonizasyondan kurtulmak ve adayı birleştirmek konusunda mutabık olmalarına ve Türk hükümeti Talat’ı desteklemesine rağmen askeri makamlar uzlaşmayı engellemektedirler bu nedenle (10) Kıbrıs meselesinin halli işgalin son bulmasına bağlıdır. 
Rum basınından gördüğümüze göre Milli Konseyi de bu yönde bilgilendirmiş olan Hristofyas konsey üyelerini pek memnun edememiştir. ABD’nin “ayrı devlet, ayrı egemenlik yok ve olmayacak”  çizgisinden başlamış olan ve iki kesimli, iki toplumlu tek halka, tek devlete, tek egemenliğe dayalı bir hal çaresi öngören görüşmelerde Türk tarafının verdikleriyle yetinmek niyetinde değiller. Açıkça azınlık olduğumuzu ve 1960 Antlaşmalarında bize verilmiş olan ayrı toplum haklarından da vazgeçmemizi bekliyorlar. Niye beklemesinler? ABD’den müsteşar yardımcısı Bryza, “Türkiye, önerilerini Rumların kabul edebilecekleri bir çizgiye indirsin” dememiş miydi? O güzelim çizgiye inmemizi bekliyorlar. Biz halâ bu görüşte olan Rum takımı ile bu dengesiz maçta beraberlik, hak ve adalet mi bekliyoruz? Devletimize ve egemenliğimize sahip çıkmazsak parmağımızın birini ısıracağız ama on parmak da ağrıyacak ve çığlığımızı kimse duymayacak. Kendimize gelelim ve canla-kanla elde edilmiş olan hak ve hukukumuza kimsenin gölge düşürmesine müsaade etmeyelim.

Yazarın Diğer Yazıları