Göz altına alınan İlhan Selçuk değil de bir 'milliyetçi' olsaydı

İsrafil K.KUMBASAR

İktidar partisine karşı ‘eyleme dayalı’ toplumsal muhalefet yürüten kesimleri baskı altına alıp sindirme amacı taşıyıp taşımadığı tartışılan ‘Ergenekon’ adlı soruşturma bütün şiddeti ile sürüyor.
Neredeyse sekiz ay oldu, ama ortada hâlâ hazırlanmış bir ‘iddianame’ yok.
Gece yarısı evlerine basılarak gözaltına alınan insanların birçoğu, ne yazık ki daha ‘ne ile suçlandıklarını’ bile tam olarak bilmiyorlar.
Ortada mahkeme tarafından verilen bir ‘yayın yasağı’ kararı olduğundan, birçok kimse Kemal Kerinçsiz’in basına gönderdiği ‘savunma’ nitelikli açıklamasını dahi yayınlayamamıyor.
Ama birileri için ‘yasak’ hiçbir anlam ifade etmiyor.
‘İktidarın pravdası’ olarak bilinen bazı yayın organlarına, bir yerlerden, el altından servis yapılıyor.
Öyle ki, bazı kişiler ellerinde biriken ‘üfleme’ nitelikli malzemeyi, gazete sayfalarına sığdıramayınca kitap haline getirip piyasaya sürdüler.
Ne zaman ki, ‘yalan/yanlış’ bilgiler ile kamuoyunun kafası yeterince karışıverdi, işte o zaman ‘yayın yasağı’ olduğu akıllara geldi.
Yeni Şafak, Star, Bugün ve Taraf dörtlüsü, haklarındaki soruşturmaya rağmen, ne yazık ki ‘yasağı çiğnemeye’ aynen devam ediyorlar.

* * *

Ortada bir ‘haksızlık’, bir ‘hukuksuzluk’ var.
Ama ne yazık ki, medyada bugüne kadar bu haksızlığa, bu hukuksuzluğa dikkat çeken ‘ciddi’ herhangi bir habere veya yazıya rastlanmadık.
Ne zaman ki İlhan Selçuk, aynı soruşturma kapsamında; aynı yöntemlerle gözaltına alındı, işte o anda medyanın olaya bakış açısı birden değişti.
Bu güne kadar, ‘yayın yasağının’ arkasına sığınıp olanları görmezlikten gelenler, sanki bir yerlerine çivi batırılmış gibi birdenbire hidayete erip, “Bu kadarı da fazla?” diye fır fır dönmeye başladılar.
Neden?
Çünkü İlhan Selçuk, bir zamanların Abdi İpekçi’si kadar ‘özel niteliğe’ sahip önemli bir köşe taşı.
Aynı zamanda kendilerini ‘rahle-yi tedrisinden’ geçirip ‘seçkin gazeteci’ etiketi ile piyasaya süren ‘Cumhuriyet’ isimli mektebin de sembolü.
Ol sebepten dolayıdır ki, Güler Kömürcü ve Vedat Yenerer gözaltına alındığında hiç sesi soluğu çıkmayan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, bu defa var gücü ile sahaya indi.
Eğer İlhan Selçuk olmasa idi, hiç şüpheniz olmasın, Doğu Perinçek ve arkadaşlarının tutuklanmasına bile herhangi bir tepki gösterilmeyecekti.

* * *


İlhan Selçuk’un gözaltına alınmasının ardından ortaya çıkan tablo, sol kesimdeki ‘eylemci’ ve ‘dayanışmacı’ geleneği bir kez daha ortaya koydu.
“Susma, sustukça sıra sana da gelecek” ilkesi ile hareket eden sol kesime mensup bütün yazalar, çizerler, sanatçılar, sivil toplum kuruluşları ve dahi Cumhuriyet okurları topyekûn ayağa kalktı.
Öyle ki, İlhan Selçuk’un daha bir gün önce ‘İkinci Cumhuriyetçiler’, ‘liboş dönekler’ olarak suçladığı kişiler bile, buldukları ilk fırsatta ona destek vermek için evinin kapısında sıraya girdiler.
Bir zamanlar sırf ‘Cumhuriyet’e saldırmak için  “Cumhuriyet’i çok sevmiştim” isimli bir kitap yazan Hasan Cemal bile, ‘siyah’ ile ‘beyaz’ kadar ayrı dünyaların insanı olduklarını belirttiği eski ağabeyine ‘New York’tan selam çakıverdi.
Cumhuriyet gazetesinin tirajı iki katına fırladı.
Solun ‘kendi mensuplarına’ sahip çıkışı ve ‘kamuouyu’ oluşturma biçimi, aslında imrenilecek, kıskanılacak bir manzara.
Peki bu manzara karşısında birilerinin utanması gerekmiyor mu?
Kimlerin utanması gerekiyor?
Mesela Türk milliyetçilerinin.

* * *

Dikkat ettiniz mi hiç?
Geçmişten günümüze, isimleri ‘milliyetçilik’ ile özdeşleşen bir çok insan haksız yere gözaltına alındı.
Hiçbir kimse meydanlara inip de, “Ne oluyor?”  diye haykırma cesareti gösteremedi.
Hiçbir sivil toplum kuruluşu, ‘kağıt üzerinde’ de olsa herhangi bir açıklama yapamadı.
Hiçbir parti, “Hukuksuzluk, hiçbir zaman kabul edilemez” diye tavır ortaya koyamadı.
Hiçbir aydın, ortaya çıkıp da “Bu yapılanları içime sindiremiyorum” demedi, diyemedi.
Bırakın destek olmayı, mesela yarın ‘bizi’ gözaltına almaya kalkışsalar, eminiz ki birçok kişi arkamızdan ‘zil takıp’ oynayacaklar.
Hatta, “Vay be, meğer çete üyesiymiş” diye çamura yatıp, ‘şeytanın aklına bile gelmeyecek’ bir yığın iftirayı üzerimize boca etmeye çalışacaklar.
Neden?
Çünkü ‘milliyetçi’, ‘muhafazakar’, ‘mukaddesatçı’ olarak bilinen sağ kesime mensup aydınların ekseriyeti, her ne kadar ‘delikanlı’ bir görüntü ortaya koysa da, aslında korkak, pısırık ve de ödlektir.
Ödlekliğin sonu ise sürüngenliktir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş