Gözlerimin önünde büyüyen şehir: Alanya

A+A-
Altemur KILIÇ

Alanya’ya 35 yıl önce gelmiştik... Önce o zaman buranın nadir konaklama yerlerinden olan Panaroma Oteli’nde ve sonra temelden satın aldığımız apartman katında ailece yazları geçirdik... Dört yıldır bu güzel beldede yaz kış yaşamaktayız... Yani Alanyalı olduk... Hiç de pişman olmadık, çok mutluyuz!
Alaiye adını çocukluğumda duymuştum. On yaşlarımda iken bir sabah, başımın ucunda dalları ile portakallar buldum; Babam “Atatürk’le Alaiye’ye gittik, sana oradan portakal getirdim” dedi...
Otuzlu yıllarda Mussolini Mare Nostrum -Bizim Deniz- diye Akdeniz sahillerimize, Antalya’ya göz koymuştu... Mustafa Kemal o zaman İtalyan Büyükelçisini huzuruna çağırıp “Ben çizmeyi giymeyi de bilirim” diye İtalyan diktatörüne mesaj göndermiş, hemen sonra da Zafer torpidosuna binerek güç gösterisi yapmıştı... Ve o sırada Antalya’ya gitmesi planlanmışken ani bir kararla, 18 Şubat 1935’de o zaman küçük, şirin bir kasaba olan Alaiye sahiline çıkmış... Yanında babam var! Belediye Başkanı ve Kaymakam çok telaşlanmışlar, ne yapacaklarını bilememişler!
Alaiye Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat’ın başkenti idi... Atatürk, ziyaretinden sonra Alaiye isminin Alanya olması için ilgililere emir verir. Temmuz 1933 senesinde Resmi Gazete’de yayınlanarak Alaiye ‘Alanya’ olur! Ama Selçuk Kartalı anıtı şehrin meydanındadır.

İkinci tanışmam
Alanya ile ikinci defa Yassıada koğuşunda tanıştım. Koğuş arkadaşım Rahmetli Ahmet Tokuş, Alanyalı ve tam bir Alanya aşığı. Milletvekili iken ve sonra Alanya’ya büyük hizmetleri oldu. Oğlu Hilmi Tokuş, babasının yolunda devam ediyor! Ana caddeye bir vefa örneği olarak “Ahmet Tokuş” adını vermişler...
Otuz beş yıl önce buraya geldiğimizde, burası şirin bir Akdeniz kasabasıydı... Eski ev ve konakları Alaeddin’in tersanesi ve kalesi ile, portakal bahçeleriyle, birkaç otel, aşçı dükkanları ve bir tek restoran vardı... Bir büyükçe bakkal dükkanı vardı.
Şimdi bu şehir gözlerimizin önünde büyüdü... Maalesef portakal bahçelerinin yerine büyük apartmanlar, çok lüks oteller yapıldı... Alışveriş merkezleri, bütün markaların mağazaları ile modern bir metropol ve yabancı turistlerin akın ettikleri bir belde... Her sokak cıvıl cıvıl, geceleri müzik sesleri cafelerden, restoranlardan, diskolardan taşıyor... Sokaklarda herkes rahatça dolaşıyor, yani asayiş berkemal! Biz yaşlılar için önemli olan, kolay erişilecek mesafede, trafik sıkıntısı olmadan erişilecek tam kadrolu, çok hazık hekimlerin ve hemşirelerin bulunduğu modern hastaneler.. Başkent Hastanesi, Can Hastanesi, Hayat Hastanesi, Devlet Hastanesi ve diğerleri. Bunların kıymetini ben biliyorum. Hekimleri hayatımı kurtardılar ve beni sağlıklı yaşatıyorlar ve yabancılar buraya bu hastanelerde tedavi olmak için geliyorlar...
Alanya’da üç TV, bir kaç radyo ve üç yerel gazete var... Bunlardan Yeni Alanya benim köşe yazılarımı yayınlar..
Kısacası eski Alaiye, eski küçük kasaba, büyük, modern bir metropol... İl olmak için sınırlarını zorluyor ve Antalya, Alanya’nın rekabetinden rahatsız.. Burada büyük uluslararası uçakların kullanacağı bir havaalanı yapılmasını galiba Antalya önlemiş... Ama ilk adım pervaneli uçakların kullanacağı Gazi Paşa Havaalanı ile atıldı. Alanya’yı tutmak artık güç.
Son yıllarda Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu, Alanya’nın modern bir metropol olması için çok çalıştı ve çalışıyor..
Kısacası biz Alanya’da mutluyuz ve Alanyalılarla hemşeri olmakla övünüyoruz.
Bir tek eleştiri, Alanya enternasyonal bir turizm merkezi, her yerde tüm ülkelerin bayrakları asılı. Türk Bayrağı da aralarında... Ben Türk Bayrağının daha yukarda ve önde, her otelde, restoranda ve evlerde dalgalanmasını arzu ediyorum...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları