Gözü yaşlı istifalar unutulmaz

A+A-
Burhan AYERİ

Dört büyük şehir, altı belediye başkanının istifasının kayıplara yol açmayacağı iddiası, Yalan Ötesi'dir. Düzce ve Niğde'yi bir kenara bıraktık. İstanbul, Ankara, Bursa ve Balıkesir'deki toplam seçmen sayısı 18 milyon. Yani Türkiye'deki oy kullanıcıların üçte biri. Ahmet Edip Uğur'un "gözyaşları etki yapmaz" diyorsanız yanılgı içindesiniz demektir. Kaldı ki, "Evimi, ailemi, istifa etmem için tehdit ettiler" diyorsa görme engelli olmanız da fark etmez. Duyma yetilerinizi de kaybettiniz demektir. Balıkesir'deki basın toplantısını izlerken yan yana üç bayan dikkatimi çekti. Siyah tesettürlü bir genç hanımın göründüğü kareler içimi acıttı. Ki beni hiç ilgilendirmeyen bir konuydu. Bu tablo karşısında "2019'da hiçbir kaybımız olmaz" diyorsanız, büyük dedenizin adı Pinokyo'dur.

Birkaç yorum

KONDA'nın Genel Müdürü Bekir Ağırdır, istifaların tartışıldığı tüm ekranlar içinde en yere basan lafları etti. Sıraladı:

"Bu zorlamaların Ak Parti içinde de ciddi etkileri görülecektir. Hele 'etmezseniz... ' yanı asla onaylanmayacaktır. Bu duruma -metal yorgunluğu mu, yoksa liderlerle senkronizasyon eksikliği mi demeli- bilmiyorum."

Atatürkçü olanlar

NTV'deki diğer konuşmacı Prof. Dr. Burhan Kuzu'ydu. Önce görüntüsüyle şaşırttı beni. Yüzündeki fazlalıkları yok etmişti. Sadece temiz bir bıyık bırakmıştı. Ak Parti iktidarlarında hiç bakan olamadığından ilk kez bahsetmedi. Tuttu "Atatürk de, İsmet Paşa'yı kovup, yerine Celal Bayar'ı getirmişti" diyebildi. Buna da en güzel cevap Bekir Ağırdır'dan geldi; "Artık 1935'te değil, 2017'deyiz. 56 milyon seçmen tehditleri bir tarafa kaydetti. Kaldı ki, kuruluşunda cami cemaatlerinden başlayıp, teşkilatlanma yapan Ak Parti artık değişti. Stratejiyi ve günlük hayatı yöneten Erdoğan, riski de göze almış demektir."

Bekir Ağırdır sözlerini şöyle bağladı; "Havuz medyasının geçen yılki ve bu seneki 29 Ekim yayınlarını kıyaslarsanız değişikliği açıkça görürsünüz".

Gerçekten de, gökten vahiy mi indi bilmiyorum. Ak Parti'nin birden bire Atatürkçü'lüğe soyunmasını samimi buluyor musunuz? Öyle veya böyle bu değişim önemli. Fetö meselesinde "Allah affetsin" demeye benzemiyor. "İstanbul'a ihanet ettik" demeye de!

***

Hariçten gazel

Tarafsız Bölge'de "Atanmış mı, seçilmiş mi" ile başlandı. Siyasal boşluğa kadar gelindi. Bu defa değişik bir başdanışman izledik. Başbakanlık kartvizitini taşıyan Mustafa Şen. Külliye'ninkilerden daha yumuşak tarz sergiledi. Sadece Siyasal İletişimci Gülfem Saydam Sanver'le kapışmayı tercih etti. Sanver "yüzde 15-20 oranında siyasi boşluk oluştu" derken, Şen tersini savundu.

Oral Çalışlar ve Yasin Şamlı bulundukları yeri teyit ettiler. Uğur Poyraz'ı bahane edip sürpriz bir isim bağlandı; Semih Yalçın. Kendi itirafıyla "gıcık kaptığı" muhalif avukata bindirdi. Hatta tehdit etti bile diyebiliriz. İkinci sürpriz İYİ Parti'nin Başkan Yardımcısı Müsavat Dervişoğlu'nun devreye girmesiydi. Ahmet Hakan'a "Artık bizi de davet etmelisiniz" dedi. Ardından MHP'li Yalçın'ın ters yüz ettiği gerçeklerin doğrularını anlattı. Dervişoğlu'nun birikimi ve hitabetiyle bundan sonra sıkça görüleceğini tahmin ediyoruz.

***

Maske düştü

Futbol yorumculuğu zor iştir. Fenerbahçe'nin 3-1 öne geçip 3-3'e gelişi sadece seyir açısından güzeldi. Bir de bazı formalı eski futbolcuların halini görmek ayrı lezzet. Galatasaray, Trabzon'da yenilince bir kolbastı oynamadığı kalan Rıdvan Dilmen bu kez kireç rengi almıştı. Ne söyleyeceğini şaşırdı. Kem küm edip durdu. Muma çevirdiği Murat Kosova'dan da laf çıkmayınca kendi kendini tekzip edip durdu.

Aynı ekolün bir başka ismi İlker Yağcıoğlu aSpor'da idi. 90+5'te gelen golün şaşkınlığı içindeydi. Tuttuğu takımı dahi savunamadı.

TRT Spor'daki "Yüz Yüze Futbol" her zamanki gibi  doğruların programıydı. Ömer Üründül-Erdoğan Arıkan ikilisi objektif yorumlarına devam ettiler. Üründül "Bir organize gol, beş tane duran top" diyerek koca maçı özetledi. Fenerbahçe'nin durumunu ise şöyle değerlendirdi; "Futbolcular güçsüzse hiçbir şey yapamazsınız".

Üründül'ün prensiplerine hayran olmamak elde değil. Yollanan mesajlar arasındaki "Yönetim istifa etmeli mi" şeklindeki sorulara tek cevabı oluyor; "Ben bu konulara hiçbir zaman girmedim, girmem". Oysa kimi yorumcu geçinenler için mesaja da gerek yok. En başta kendileri başlıyor bağırmaya "Yönetim istifa. Yönetim istifa".

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları