Güçlüye biat et zayıfa itaat ettir

İsrafil K.KUMBASAR

Yeryüzünün ‘en çetrefilli’ ve ‘fokurdayan kazan’ görüntüsü veren coğrafyasında, ağırlıklı olarak ‘İslam ülkeleri’ bulunur.
Dünya bir günlüğüne her şeyi bir yana itip, “Bugün yan gelip yatacağız” dese, bilin ki bu coğrafyada yine ‘silah sesleri’, ‘kan ve barut kokusu’ duyulur.
Balkanlar bitse, Orta Doğu başlar; Afrika huzura erse, Asya’da dumanlar tüter.
Elbette bu marazi durumu ‘bir tek nedene’ bağlayıp hüküm vermek zor ve hatalıdır.
Kaderini ‘bir kişinin’ dudaklarından dökülecek ‘hikmetli’ sözlere bağlayan milyonlar mı ararsınız, ‘milyon dolarları’ bir gecede zevk-ü sefaya sarf eden kalantorlar mı?
‘Ülkesi’, ‘milleti’, ‘bayrağı’ için ömrünü ‘hapishane köşelerinde’ çürütenler de ‘birkaç küçük sır’ yahut ‘esaslı bir görev’ karşılığı küresel efendilerden ‘liyakat nişanları’ ile taltif edilenler de hep bu topraklarda filizlenir, boy atar.
‘İhanet’ile ‘sadakat’ kol kola gezinti yapar.
Kimi ‘ihtirasına’ yenik düşüp yakayı ele verir, kimi ‘suret-i haktan’ görünüp konumunu korur.
Ama bu geniş coğrafyada kimileri vardır ki her daim ‘el üstünde’ tutulur.
İşte onlar, ‘değişime’, ‘dönüşüme’ ve dahi ‘zamana’ ayak uyduranlardır.

 


***

 


Akdeniz’in karşı kıyısındaki olup bitenlere bakıp da kendinizi yormayın boşuna.
Yerkürenin dönüşündeki esrara ‘bir anlam’ verecekseniz eğer, ‘son 40 yılı’ şöyle bir film şeridi gibi geçirmeniz gerekiyor gözlerinizin önünden.
‘Soğuk savaş yıllarını’ hatırlayın mesela; ‘komünizm ile mücadele’ için oluşturulan ‘Yeşil Kuşak’ projesinin ‘figüranlarını’siyah beyaz portreler halinde dizin karşınıza.
Bir 10 yıl ileriye sarın filmi.
‘Duvarların’ yıkılmasını, ‘serbest piyasa’ ekonomisini, ‘küresel’ açılımları canlandırın hafızalarınızda.
‘Sinek kaydı’ tıraşlar, ‘kolalı’ gömlekler, ‘janjanlı’kravatlar, her biri ‘birkaç asgari ücret’ değerindeki ayakkabılar.
Bir 10 yıl daha ileriye gidin.
Samuel Hungtington her ne kadar ‘medeniyetler çatışması’ diye adını koysa da bizim durumu yumuşatıp, ‘medeniyetler ittifakına’ dönüştürmemiz.
George W. Bush açıktan açığa ‘Yeni Haçlı Seferi’nden bahsetse de bizim rotayı ‘Ilımlı İslam’a çevirmeyi becerişimiz.
‘Yeşil kuşak’ ve ‘serbest piyasa’ ve nihayet ‘ılımlı İslam’.

 


***

 


Aslında ‘kuşağımız çözülmüş’ halde, bugünlere geldiğimizi dünya âlem biliyor.
Kimi gün ‘sırtımız’ sıvazlanarak, kimi gün ‘aba altından sopa’ gösterilerek, kazasız belasız yeni bir yüzyıla ‘yeni görevler’ üstlenmiş vaziyette eriştik işte.
Tabiî insan ister istemez soruyor:
- “Yahu kardeşim 40 yılda, bir arpa boyu yol alamamışız. Yine ağamız Sam Amca, biz maraba durumundayız. Bu nasıl iştir?”
Halbuki bu tür soruları akla getirmek dahi ‘ileri demokrasi’ misyonerlerine haksızlık olur.
Kırk yılda çoklarının hayatı değişti; ‘sınıf atlayanlar’, ‘paye alanlar’, ‘kutsananlar’.
İş, ‘tükürdüğünü’ yalamaya ve sorgusuz sualsiz bir ‘bîata’ bakıyor.
Mesela, dün “Büyük Şeytan” olarak adlandırdığınız küresel efendiyi bugün ‘rol model’ olarak alacaksınız; dün “Haçlı Kulübü” dediğiniz şebeke için bugün “Nihai hedefimiz” diye tumturaklı bir laf edeceksiniz.
Bunu yapanlar ipi hep göğüsledi.
Arşivleri karıştırırsanız eğer, köyünden ‘çarıkla’ çıkıp da bugün ‘küresel sömürü düzenine’ eklemlenmiş bir yığın ‘fıstık yeşili ılıman adama’ rastlayacaksınız.

 


***

 


Kırk yılda çizilen portrelere bakınca, bölgedeki kargaşanın şimdilik Türkiye’ye herhangi bir etkisinin olmayacağını söylemek ‘kehanet’ olmaz.
Zira bizimkiler işin piri olmuşlar.
Ellerindeki ‘sihirli anahtar’ şu:
‘Yukarıya’, yani küresel efendiye ‘bîat’edeceksin, ‘aşağıyı’ yani ‘milleti’ de kendine ‘itaat’ ettireceksin.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş