Gül, Erdoğan, Başkanlık ve Cumhurbaşkanlığı

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı olarak AKP iktidarının -özellikle son zamanlarda- “paralel yapıya” duyduğu öfke sonucu olarak çıkarttığı yasaları bazen “hükümet gözden geçirsin”, bazen de “Anayasa Mahkemesi baksın” diyerek onayladı. 
Böylece kişi temel hak ve özgürlüklerini askıya alan, basın ve ifade özgürlüğünü çiğneyen, kuvvetlerin ayrılığını ortadan kaldıran yasalar devletin tepesi tarafından onaylanmış oldu. 
Böylece Anayasaya aykırı yasalar AYM tarafından iptal edilinceye kadar iktidar gerekeni yapmış oldu. AKP bu fırsattan istifade ederek gerekli atamaları yapmış ve görevden almaları da gerçekleştirmiştir.
Abdullah Gül, yurt dışına çıktığında “artık konuşmanın zamanı geldi” diyerek Cumhurbaşkanlığı tartışmasını açmıştı. “Aramızda konuşacağız” diyerekTayyip Erdoğan’la yapacağı görüşmeye dikkatleri çekmişti. 
Tayyip Erdoğan ise Gül ile görüşmeden cumhurbaşkanlığı konusunda sonucu belli soruları partisinin yetkilerine sorarak onlardan cevaplarını aldı. Bu bağlamda önce milletvekillerinden ardından teşkilat başkanlarından “tam destek” aldı. Sonrasında da Belediye Başkanlarından “Cumhurbaşkanlığı seçiminde kimi aday görmek istersiniz?” sorusunu sordurup desteğini güçlendirdi. 
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı için kahır ekseriyetle partisinden ‘aday olmalısın’ desteğini çantasına koyduktan sonra ikinci aşamaya geçti. Önce kendisi Cumhurbaşkanı olursa “partide sorun olmaz” mesajını vererek milletvekillerinin kaygılarını giderdi. Ardından da “Köşk’e çıkarsam tam yetki kullanırım” diyerek “siyasi partili cumhurbaşkanlığı” sistemine geçileceği mesajını verdi.
Cumhurbaşkanlığıyla da yetinmeyeceğini belli eden Erdoğan, “Gündemimizde şu an dar bölge seçim sistemi var!” diyerek 2015 seçimlerinde daha az oyla daha çok temsil sağlayacak bir sistemle siyaseti bloke etmek isteğini ortaya koydu. 
Abdullah Gül, kendisinden başka herkesle temayül adı altında istişare yapıldığını ve kendisine ancak sonuçların dikte ettirileceğini görünce çaresizlik içinde malum açıklamayı yaptı: “İstişareler, temayül çalışmaları yapılıyor. Bugünkü şartlar çerçevesinde benim gelecekle ilgili bir siyaset planım olmadığını burada paylaşmak istiyorum”.
“Aramızda konuşacağız” dediği Tayip Erdoğan’ın onunla oturup konuşmadan köşke çıktığında ‘tam yetki kullanacağını’, ‘halkın başkanını seçeceğini’ söylediğini ve AKP içinde formalite istişareleri yapması üzerine Gül, “siyaset planı olmadığını” açıklamak zorunda kalmıştır. 
Arınç, Gül’ün tutumunu “Cumhurbaşkanımız, AK Parti için hesaplar yapılırken isminin ‘herhangi birisi olarak’ geçmesine üzülüyor olabilir” şeklinde zevahiri kurtaran bir açıklama yapmıştır.
Durum hiç de böyle değildir. Birincisi Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmalar ve ortaya koyduğu tavırlarla adaylığını açıklamış gibidir. Dahası nasıl bir Cumhurbaşkanı ve hatta “başkan” olacağını bile ilan etmiş durumdadır. Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda seçim sistemini değiştirerek anayasayı değişikliğine gidecek çoğunluğu elde etmeyi ve bu suretle de Cumhurbaşkanlığından Başkanlığa geçeceğini de ilan etmiştir.
Hatta Erdoğan, daha önce MİT Müsteşarının yargılanması Başbakana bağlıyken yaptırdığı yasal değişiklikle MİT Müsteşarını yargılanmasını Cumhurbaşkanına bağlamıştır. Bütün bu gelişmeler Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına aday olacağının kanıtlarıdır. Bir malumun ilanı henüz yapılmamıştır. Erdoğan yönünden Cumhurbaşkanlığının ilanı tamamen bir zamanlama sorunudur. Bütün bunları gören Abdullah Gül de yeni siyasi şartlarda kendisine yer kalmadığını anlamıştır. O nedenle “Ben ancak cumhurbaşkanı olarak devam edebilirim. Benim mevcut şartlarda başka bir siyaset planım yoktur” demiş olmaktadır.
Zira Tayyip Erdoğan’ın yol haritasında kendisinin her şeye kadir bir başkan olması vardır. Öyle ki, Başkanlıkta “rahmeti gazabını aşacak” derecede etkili bir yeri olacaktır. Buna karşın formaliteye indirgenmiş bir başbakan, etkisiz ve yetkisiz AKP’nin eş genel başkanları olacaktır. Böylece Başkan Tayyip Erdoğan ülkeyi, partiyi, “Alo Fatih” hatlarıyla medyayı ve oluşturduğu havuzları yönetmeye devam edecektir. Bunun bir şartı vardır o da karşısında olan %57 izin verirse...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları