"Gül" gibi hukuk!

A+A-
Altemur KILIÇ

Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi,  “şüpheli”  sıfatını kullandığı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün  “Kayıp Trilyon”  davasından yargılanmasını istedi ve  “küçük kıyamet”  koptu. Vay efendim, bir Cumhurbaşkanı nasıl yargılanırmış, hem Milletvekili geçmişi hem de Cumhurbaşkanlığı dolayısıyla “dokunulmazlığı”  varmış... Hukukçular bu konuyu tartışa dursunlar, püf nokta  “dokunulmazlık” . Suç işleyecekler veya suç işlemekten  “zanlı”  olacaklar sonra  “dokunulmazlık”  var diyecekler... Adalet, mantık bunun neresinde?
Hemen söyleyeyim, ben Abdullah Gül’ün bu davada suçlu olduğuna, 1998’de kapatılan Refah Partisi’nin devlet hazinesinden alınan paralarının üzerine oturabileceğine, kesinlikle inanmıyorum; O aksi “hiçbir şüpheye mahal kalmadan”  kanıtlanana kadar masumdur ve ancak   “zanlıdır.” Fakat bir Cumhurbaşkanının, “trilyonluk” zimmet davasında “zanlı” olması ve öyle töhmet altında kalması dahi, hem acı hem de yanlıştır. Abdullah Gül, her “zanlı” gibi bunun hesabını adil yargı önünde vermeli ve aklanmalı ve bu şaibeden  “kurtarılmalıdır” . Yoksa bu töhmet, sonuna kadar üzerinde kalır ve  “acaba” - “belki” istifham işaretleri, her alanda onun güvenirliliğine ve adalete gölge düşürür...
Zaten, anladığım kadarıyla Gül de bunu söylüyor. Yargılanmaktan çekinmiyor. Herhalde, kendi açısından ve adalet açısından bunda ısrarlı olur. Yoksa konunun tartışılan hukuki taraflarından da önemlisi, hem adaletin yerini bulması, hem de Çankaya -ülke- üzerindeki bir şüphe bulutunun kalkmasıdır.
Gene, hemen söyleyeyim, bu konunun politika malzemesi yapılması da yanlış. Ne var ki bunu muhalefetten fazla iktidar ve yalakaları yapıyor. Sincan Mahkemesi’nin kararını türlü komplo teorilerine bağlıyorlar; yok Ergenekon davasının rövanşı imiş, yok Cumhurbaşkanı, Kürt sorunu hususunda, Ermenistan konusunda ve genellikle dış politikada “başarılı açılımlar” yaparken, engellenmek isteniyormuş...


Çifte ölçü-çifte haksızlık
Fakat her şeyden daha önemli bir şey var: Ergenekon davasındaki,  çeşitli hukuksuzlara göz yumanlar, koca Ordu Komutanlarının şerefli subayların, bilim adamlarının, rektörlerin, aylarca hapishanelerde  yatmalarına aldırış etmiyorlar... Her gün, uydurma ve “her nasılsa” sitelere “indirilen dinleme kayıtlarına” istinaden “yargısız infaz” yapanlar, bu konuda Sincan Mahkemesi üzerinden yargıya saldırıyorlar. Ama onlara göre Ergenekon savcılarının ayrıcalıkları “dokunulmazlıkları” vardır!  
Başbakan Erdoğan  “Ergenekon”  iddiaları hususunda hep,  “yargıya güvenmeli, süreci beklemeli” der durur. Ya bu konuda?
Bir de şu var, Profesör Dr. Çetin Yetkin “Gül, şimdi yargılanmalı, yoksa  şimdi yani Cumhurbaşkanı olduğu sürece yargılanmayacak ve görev süresi bitince de artık yargılanamayacak!” Sevapları günahlarına denk gelecek mi?. Bir de Danıştay 5.Daire Başkanı Salih Er, konusu var... Bu cesur Yüksek Yargıç, bu konularda hukuki ve adli doğruları söyledi diye ateş altında!

Adaletin gözleri
Karar verin beyler, hanımlar, adalet-hukuk, nalıncı keseri gibi kendinize göre yontacağınız kavramlar mı?
Yeni Anayasa Mahkemesi binası girişinde Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç’ın dizayn ettiği bir Adalet heykeli duruyor. Elindeki terazinin kefeleri eşit mi, göremedim ama Adaleti temsil eden şalvarlı kadının gözleri, geleneğin aksine açık. Bu, adaletin gözleri acaba, Cumhurbaşkanını, Başbakanı ve tüm  “dokunulamazları”  tefrik edip korumak için mi apaçık? Bu da yoruma açık!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları