Gül ve Erdoğan'ın PKK-Ermeni sınırı sözleri

A+A-
Behiç KILIÇ

Gül, Irak’ta yayın yapan El Hurra Televizyonu’na yaptığı açıklamada, terör örgütü PKK konusunda,  “Bu işi Bağdat çözemiyorsa biz çözeriz” dedi.
Söyledikleri çok net,  “Eğer terör örgütünün kullandığı bazı bölgeler sizin kontrolünüz altında değilse, bu işi bize bırakın biz hallederiz.” 
Abdullah Gül’ün sözleri PKK işini kökten halledecek kadar önemli.. Bağdat gezisi sırasında da  “Kandil’i insansız bölge ilan edin gerisini biz hallederiz”  diye reçeteyi göstermişti.. Bunda ısrarı iyidir Türkiye’nin..
Başbakan Tayyip Erdoğan ise,  “Dağlık Karabağ konusunda Azerbaycan ile Ermenistan arasında mutabakat sağlanmadıkça nihai bir sözleşmeyi imzalayamayacaklarını”  belirtti..
İşte bu da yürek rahatlatan bir durum..
Gazeteciler Başbakan’a,  “Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan’ın 7 Ekim’de oynanacak Türkiye-Ermenistan milli maçı öncesinde, Türkiye-Ermenistan sınırının açılacağını umduğu”  yönündeki sözleri hatırlatılarak “Buna katılıyor musunuz? Bu durum Azerbaycan’da da huzursuzluk yaratıyor. Oradaki huzursuzluğa gidermeye yönelik yeni bir durum söz konusu mu?”  diyorlar.. Erdoğan hafiften de sinirleniyor bu soruya; “Bu söylediklerinizi her zaman medya üzerinden gelen haberler olarak görüyorum. Siz, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın ne söylediğine bakmıyorsunuz, sağdan soldan gelen haberlere bakıyorsunuz. Azerbaycan-Ermenistan arasında mutabakat sağlanmadığı sürece Dağlık Karabağ konusunda, Türkiye-Ermenistan olarak nihai bir sözleşmeyi imzalamayız. Alt çalışmasını yaparız, ön çalışmasını yaparız. Ancak, bu kesinlikle Azerbeycan-Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ sorununun çözümüne bağlıdır...” diye kararlı cevap veriyor..
Başbakan, Minsk üçlüsünün Karabağ konusunu Azerilerin de onaylayacağı bir şekilde çözmesinin şart olduğunu tekrarlıyor... Şu sözlerinin yorumu da size ait olsun;
“Ermenistan Cumhurbaşkanı’nın milli maça gelmesi, konunun çözümü anlamında gelişme değildir. Cumhurbaşkanımız oraya o amaçla gitmedi çünkü.”
Sonuç: Oh be, ülkemi yönetenlerin ağzından milli sözlerin dökülmesi insana ilaç gibi geliyor...

 


Kılavuzu karga olanın!..
Oysa son on beş yıldır çok daha yoğun biçimde, küresel teslimiyete cevaz veren açılımları kurtuluş reçetesi diye dinlemekten haşat vaziyetteyiz!..
Milli duruşun (m) sine bile güç odaklarının tahammülü yoktur malum... Ülkeyi kuşatan küresel sermaye, içerdeki acentaları ile siyaseti de teslimiyete zorluyor malum.. Matbuatı da kontrol eden güç odakları, köşe yazarları ile toplumu istedikleri gibi yönlendiriyorlar...
Tepede, para paylaşımında iç savaş olsa da temelde küreselciliğe teslimiyette uzlaşma elbette mevcut. Bu çerçevede birbirleri ile kavga da etseler, ateşkeslerde “aman milliyetçilikten uzak duralım”  diye birbirlerine telkinleri dikkat çekicidir!..
Neyse uzatmayalım da merama geçelim..
Bir uyanık köşebaşı etki ajanı, geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin uluslararası mali krizden en az etki ile nasıl sıyrılacağını şöyle sıraladı;
“Siyasal istikrarı yakalaması için, AB yolunda reformculuğu hızlandırırken, Kıbrıs’ı engel olmaktan çıkarmak... Ermenistan’la normalleşme rayına oturmak... Kürt sorununun üzerine giderken, PKK’yı dağdan indirmek için siyasal irade göstermek...”
Eh bunların karşılığı belli!..
Ver kurtul ve istikrarı yakala!.. Eğer Türkiye bunları yaparsa krizi aşacakmış... Ha bir de şu tabii...
 IMF ile anlaşma şart!.. İşte zurnanın zırt dediği yer de burası zaten.. Beyin patronu, IMF diyor başka laf etmiyor, mesele bu!..

 

Arınç’tan çuvaldız!..
Geçtiğimiz günlerde Yeni Şafak’ta, TBMM eski Başkanı Bülent Arınç’la yapılmış bir röportaj vardı..  “Meclis Başkanı olduğumda ne koltuğumu değiştirdim ne de arabamı. Yeni Meclis Başkanı bir milyon 235 bin liraya bir BMW almış. Bunu benim sipariş verdiğimi söyleyenler oldu. Yalan...”  diyor.
Daha ne desin, TBMM Başkanı koltuğuna, yerine gelen Köksal Toptan’ı açık ediyor, bir milyon 235 bin liralık BMW ile..  Röportaj ilginç ..
“Bazı siyasetçiler, kısa sürede büyük paralara sahip mi oldular?..” sorusuna karşılık anlatıyor;
“Bir milyon dolar konuşuluyor... Biz dürüst yaşamaya mecburuz.. Biz 2001’de partiyi kurduğumuzda; dürüstlük, Türkiye için siyaset yapma özlemi o kadar aranır hale gelmişti ki, tavrımız, söylemimiz takdir gördü. Son seçimlerde yolsuzluklarla ilgi konular bir kırılmaya yol açmış olabilir.”
Bir durum tespiti...

Yazarın Diğer Yazıları