Gül’den “kahraman bakkal” çıkarma operasyonu mu?..

Selcan TAŞÇI

Bir Ataol Behramoğlu şiiri gibi olacak yazının girişi ama;
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var!
İki türlü çalışıyor algı kanallarımız;
İlk duyduğumuza inanıyoruz (İlk gelen, konuşan, beynimizi yıkayan, gözümüzü boyayan vs. kazanıyor yani...) “Acaba” sorusu toplumun farklı kesimlerinde, farklı gerekçelerle örtülü sansüre tabi olduğundan sormuyor, sorgulamıyoruz “bir ihtimal daha var” mı diye?
2.Bu biraz “balık hafızası” etkisi; son duyduğumuz neyse o oluyor meseleler hakkındaki hükmümüzün temel delili. Dünü neydi, bugüne nasıl gelindi? Tamam, Temel fıkrası gibi “dün duyduk” da, acaba hakikaten “yeni” bir bilgi mi? Malumun ilanından ibaret ise “neden şimdi servis edildi?”

 


***

 


Milliyet’in dünkü manşeti mesela;
 “Flaş... Flaş... Flaş...”,
 “Şok... Şok... Şok...” 
Aman Allah’ım neydi o sabah haberleri öyle!
Nasıl da gözlerini fal taşı gibi açarak, hayretler içinde okudu haber spikerleri dönemin iki Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Colin Powell arasında imzalanan metni.
“Gizli anlaşma ilk kez açıklanıyor sayın seyirciler; Türkiye ABD’ye; ’su, gıda, inşaat malzemeleri ve yakıt gibi tedarikin Türkiye üzerinden ulaştırılmasını öngören bir ikmal hattı oluşturulması ve İncirlik’teki arama-kurtarma unsurlarının Kuzey Irak’a geçmesi’sözü vermiş!”
Hadi ya!
Vay be!
İyi de;
 Abdullah Gül, daha o gün, Colin Powell ile görüşmelerinden sonra yaptıkları ortak basın açıklamasında söylemiş miydi zaten bunların tamamını:
“Gıda yardımı, yakıtlar ve diğer insani yardımlar, Türkiye üzerinden yapılacaktır. Bu konuda karşılıklı bir anlayışa varılmıştır. Yaralı taşıyan uçakların havaalanlarına inmesi, bazı yaralıların nakledilmesiyle ilgili konularda da Türkiye işbirliği içinde olmuştur ve bu işbirliği devam edecektir. ABD koalisyon ortağımızdır!”
(Ha, sadece Gül ile değil dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakanı Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile de görüşen Powell o gün ne demiş diye merak ediyorsanız, 1 Mart Tezkeresi’nin çıkmaması üzerine 6 milyar dolardan 1 milyar dolara indirilen Amerikan yardımı konusunda  “Bush sözü”  veriyor basın toplantısında Powell!)

 


***

 


Tutanaklara göre Powell tezkere konusundaki “hayal kırıklıklarını” iletiyor Gül’e. 57 Hükümet’in Irak’a müdahale konusunda ABD’ye istediği vizeyi vermemesinden sonra 58. Hükümeti kuran AKP’ye dair “hayalleri”ni, hatta bizzat  “kurucu baba”lığını yaptığını bilmeyen kaldı mı?
Tevekkeli değil 4 Kasım 2002’de, yani AKP’nin tek başına iktidara geldiği seçimin hemen ertesi günü Başbakanlıktan ABD Savunma Bakanlığı’na, “Seçim sonuçlarının bizim Genelkurmay saflarında biraz rahatsızlık yaratmış olabileceğinden resmi konumunuz gereği hiç kuşkusuz haberdarsınızdır... Bu amaçla Org. Özkök ile mümkün olduğu kadar kısa sürede mahrem, özel bir toplantı yapmayı ümit ediyorum... Bu yardım ve ülkeme gösterdiğiniz dostluk için çok teşekkürler...”  yazılı bir mektubun gidişi...
Ve tevekkeli değil Özkök’ün, ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Richard B. Myers’in davetlisi olarak mektupla aynı gün Washington’a doğru yola çıkışı.
5 Kasım 2002 günü Özkök ABD’de, mevkidaşı Myers’tan başka ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz,  ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, ABD Başkanı George W. Bush’un Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice ve Dışişleri Bakanı Colin Powell ile de görüşürken, 7 Kasım 2002’de AKP Genel Merkezi de ABD Ankara Büyükelçisi Robert Pearson’ı ağırlıyor; “tebriğini kabul etmek”  üzere. Türkiye bu temaslardan sadece 4 gün sonra CIA Başkan Yardımcısı John E. Mclaughin’e, ondan üç gün sonra da IKYB’nin başındaki Celal Talabani’ye ev sahipliği yapıyor peş peşe.

 


***

 


Mevzuyu dağıtmayalım Milliyet’in  “şok”  manşetine göre Abdullah Gül görüşmeleri esnasında Colin Powell’a;
ABD basınının küçük düşürücü hareketlerinden duydukları rahatsızlığı,
2.Musul-Kerkük’ün güvenliği konusundaki hassasiyetlerini,
3.“Peşmergelerin girişebilecekleri eylemlerle demografik yapıda değişiklik oluşabileceği yönündeki endişelerini iletiyor.
Milliyet’in manşetiyle ilgili kimilerinin hükmü şöyleydi:
- Hıh, Erdoğan-Gül kapışmasında “sızdırma” aşamasına gelindi. “ABD ile gizli anlaşma yapan kişi” imajıyla zarar vermeye çalışılıyor Gül’e.
Halbuki tam tersi; yok efendim bakın görün sanıldığı gibi Türkiye’yi PKK ile mücadelesinden alıkoymuyormuş da, Powell’a “kırmızı çizgiler”le ilgili gerekli postayı koymuş da; metin Gül lehine yazılmış tam bir  “kahraman bakkal, süper markete karşı” hikayesi.
De...
Gül’den hele de Irak’ın işgali üzerinden bir “kahraman bakkal” yaratılabilir mi acaba?
Musul ve Kerkük’ün güvenliği konusunu ele alalım mesela:
Gül’ün Powell’a “uyarıları” o kadar etkili olmuş ki, o kadar işe yaramış ki(!), anlaşmanın yazıya dökülmesinden üç gün sonra yani 10 Nisan 2003’te “ABD öncülüğündeki” peşmergeler tarafından Kerkük’ü hedef alan ilk yağma gerçekleşti.
Yine Gül’ün “demografik yapı değişmesin haaa” çıkışı öyle caydırıcı, öyle caydırıcı olmuş ki, ABD destekli peşmergelerin ilk hedefi “nüfus, tapu ve vergi daireleri”ydi!
“Koalisyon ortağı” tarafından anlaşmalarının “üçüncü” gününde ihanete uğrayan Gül ne yaptı dersiniz?
20 Nisan’da CNN Türk’te ABD’nin talepleri üzerinde mutabakat sağlanması gerektiğini söyledi!
Buyurun bu da Fransız AFP ajansına verdiği, 22 Nisan 2003 tarihli demeci:
“ABD’nin Irak’ı derhal terk etmesi tehlikeli olur. ABD, Irak’ı kontrol edip yeniden inşa etmeli!”
Gül bu açıklamayı yaparken binlerce Müslüman, Türkmen kadın Amerikan askerlerinin tecavüzlerinden kurtarılmayı beklemekteydi.

 


***

 


Ve en ironiği; “ABD’lilerin küçük düşürücü davranışları” meselesi...
Uluslararası antlaşmalarının diplomatik dili nasıldır bilmem ama,  “küçük düşürülmemek” isteyen bir ülke, Müslüman katline destek talebinde bulunan “emperyalist işgalci”yle yaptığı anlaşmaya  “saygılarını sunarak” başlayıp, “taleplerini onaylamaktan duyulan onuru” bildirerek ve “en yüksek derin saygılarıyla” bitirmez herhalde!
Onu da geçtim Süleymaniye’de 11 Türk askerinin başına çuval geçirilmesi olayı yeterince onur kırıcı değil mi?
Gül bu hadiseyi “münferit olay”  diyerek geçiştirmeyi tercih etmişti de...
Olmaz yani;
Çünkü bu hikayede bakkal süpermarkete boyun eğdi...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş