Gül'ün söylemediği o sözün sahibi kimmiş?

İsrafil K.KUMBASAR

Cumhurun reisi Abdullah Gül’ün gezisinden geriye mutad olduğu üzere yine bir yığın soru işareti kaldı. Hazret tam ‘tehlikeyi’ savuşturmuş, ‘gerilimi alıp’ geri dönmüştü ki, bir gazete manşeti patlattı:
- “Anadil haktır, verilecektir.”
Tabii Gül, kendisine atfedilen bu sözleri anında yalanladı.  “Ben böyle bir şey demedim, söz vermedim” dedi.
O söylemediyse eğer, ‘kim’ söyledi?
Biliyorsunuz Gül geziye, ‘engin bilgilerinden’ ve ‘derin bilimsel çalışmalarından’ faydalanmak üzere üç ‘uzman’ akademisyeni de götürdü. Terör uzmanı Prof. Dr. İhsan Bal, Kürt sorunu uzmanı Yrd. Doç. Hüseyin Yayman ve sosyoloji uzmanı Prof. Dr. Yasin Aktay .
Anadolu’da derler ya  “Sözün yalanı olmaz, yanlışı olur”  diye, biz de o düsturdan hareketle “Bu balonu kim üfürdü?” diye merakımızı giderme çabasına girdik.
‘Raporcuları’ izlemeye başladık.
Gül’ün geziyle ilgili rapor sunmalarını istediği isimlere bakınca, hemen hemen ‘aynı telden’ çalan ve ‘aynı mahfillerle’ dans eden kişiler oldukları ortaya çıkıyor. Zahmet buyurup Diyarbakır’a gitmeseler de, sunacakları rapor, ‘geçmiş çalışmalarından’ kendini ele veriyor zaten.

***

Mesela, Prof. Dr. İhsan Bal.
Hatırladınız değil mi, meşhur ‘Kürt açılımı’ için beş gazetecinin Polis Akademisi’nde yaptığı toplantının perde arkasındaki mimarı.
Ayağının tozuyla durumu değerlendirirken, “Gül uzlaşmacı bir dil kullanarak, bütün gerilimi aldı” diyor.
Kim, ‘kim’ ile ‘ne adına’ uzlaşmış meçhul.
Ama Allah için, bu vatandaş, Gül’ün  “Anadil haktır, verilecektir”  ifadesini kullandığı yönünde bir beyanda bulunmuyor.
Yrd. Doç. Hüseyin Yayman’a gelince.
Onun da böyle bir beyanı yok. Özetle,  “Kürtler yaygın biçimde Gül’ü, tarzından dolayı Turgut Özal’a benzetiyorlar” diyor.
Bu saptama için, öyle alengirli bilimsel tezlere veya Diyarbakırlara gitmeye ne hacet?
Sekiz yıldır bu ülkede yapılanların yeni bir ‘Devr-i Özal’ vakası olduğunu sokaktaki çocuk bile biliyor. Bugünün iktidar sahipleri, Özal’ın açtığı yoldan şartsız devam ediyor.
Millet,  “Gerekirse federasyonu bile tartışalım” sözlerini hâlâ unutmuş değil.
Nitekim, bugün iş biraz daha ciddiye bindi, ‘demokratik özerklik’ tartışılıyor.

***


Görüldüğü üzere, ‘çok uzman’ iki muhteremden  “Anadil haktır, verilecektir”  ifadesine dair bir ipucu yok.
Şimdi de Prof. Yasin Aktay’a bakalım.
Gazetelere yansıdığı kadarıyla Aktay, sosyoloji biliminin verileri çerçevesinde durumu bir rapor halinde Cumhurun reisine sunacak.
Fakat o da ne? Aktay, raporu ‘Köşk’ten önce ‘takipçileri’ ile paylaşmış bile. Kaleme aldığı köşe yazısının girişi aynen şöyle:
- “Diyarbakır’da koyu bir sohbete daldığımız yaşlı bilge, Anadille ilgili tartışmada bana göre noktayı koyacak sözleri söylüyordu. Anadil bir kul hakkıdır ve bu hakkı tanımazdan gelmek, hele onu gasp etmek Allah nezdinde en ağır günahlardandır.”
Evet, lafı bizzat söyleyen Gül değil, Diyarbakırlı ‘yaşlı bilge’ (!) imiş.
Şimdi Aktay kendisinin de katıldığı bu ‘bilimsel durumu’ bir rapor halinde Cumhurun reisine iletecek.
Gül’ün önünde iki seçenek var, ya bu ‘çok bilimsel’rapora itimat edip,  “Evet ben de katılıyorum”  diyecek. Yahut da, görmezden gelecek ki, ‘riskli’ bir hal. ‘Vebali’ var.

***


Gül’ün fazla acele etmesine gerek yok.
Hele şu seçimleri bir atlatalım. ‘Yeni gerilimler’ falan çıkmadan yeni bir dönemi daha garantileyelim. Sonra oturur bakarız:
‘Anadil haktır’ derken muradımız ne?
Belki de bundan sonraki gezilere ‘bilim adamlarının’ yerine ‘bilge yaşlıları’ çağırır.
Hem ‘birinci ağızdan’ olur.
Hem de süreç hızlanır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş