Gül'ün sürecinde, bizi neler bekliyor?

Sadi SOMUNCUOĞLU

İçeride gerginlik ve kavga, dışarıda dostluk ve barış stratejisi uygulayan iktidarın bu politikası, sadece yandaş medyada değil, Atlantik ötesinden de alkışlanıyor. Cumhurbaşkanı Gül’ün, Kafkaslardaki gerginliği fırsat bilip ambargolu Erivan’a koşması bunun son örneği oldu. ABD ve AB, yıllardır, “Ermenistan sınırını aç, diyaloğa geç”  demiyor muydu? İşte onun gereği yapıldı,  “Barış ve yumuşama”  yolu açıldı.
Cumhurbaşkanı Sarkisyan CNN’e verdiği beyanatta;  “Biz bugüne kadar resmen Türkiye’den toprak talebinde bulunmadık ki”  diyor. Arkasından,  “Toprak problemi olsa da bu iki devlet arasında diplomatik ilişkilerin bulunmasına engel değildir”   buyuruyor.  Sonra da, “Nedense soykırım konusuyla toprak iddiaları arasında bağlantı kuranlar var”  açıklamasını yapıyor.
CNN’in  “Abdullah Gül, Ermenice biliyor mu? Size herhangi bir Ermenice kelime söyledi mi?”  sorusunu gülerek  “Sanmıyorum” diye cevaplıyor. Demek ki, görüşme hayli samimi geçmiş.
Aslında Sarkisyan  “tekzip ederken”  bile resmen toprak talebinde bulunuyor. Haydi bunu görmeyelim, ama soralım: Ermenistan’ın  “Kuruluş Beyannamesi” nde, anayasasında ve resmi haritalarında niçin, Doğu Anadolu vilayetlerimizi  “Batı Ermenistan”  diye gösteriyor, sınırımızı niçin tanımıyor, Ağrı Dağı’nı niçin devletin resmi arması yapıyor? Şu “soykırım”  yalanında, tazminat ve toprak talebi yoksa, ne var?
Daha da önemlisi Sarkisyan bu konuşmayı, Cumhurbaşkanı Gül’ün  “başarılı”  ziyaretinden sonra yapıyor. Bizim gündelik düşünen, gündelik yaşayan safdillerimiz sorabilir.  “Canım adam açıkça,  hiçbir zaman resmen toprak talebimiz olmadı diyor. Bu yetmez mi?”  Evet yetmez. Çünkü devleti kuran temel belgelerdeki saldırgan talepler durdukça, siyasilerin sözleri ne işe yarar? Hele Ermeni siyasetçilerinin...
Boş laflarla avunmak yerine, katı gerçeklere bakmak lazım. Nitekim, Erdoğan’ın Moskova’ya giderken aklımıza geldi dediği,  “Kafkas İstikrar Paktı” bunun son örneği gibidir. Çünkü, daha önce de bu konu 2 defa gündeme getirilmiş, hiçbir sonuç alınmamıştır. Hem de daha müsait şartlarda. İlki 18 Kasım 1999’da dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından İstanbul’daki Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) zirvesinde; ikincisi 2002’de NATO zirvesi vesilesiyle Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmede ele alınmış, ama ilgi görmemiştir.

Gül’ün Ermenistan süreci
Öte yandan Cumhurbaşkanı Gül’ün sürpriz Erivan ziyaretiyle yeni bir süreç başlatıldı. Demokrat Parti Başkan adayı Obama’nın bile takdirini kazanan ve  “umut verici bir adım” dediği süreç sürerse, neler olabilir?
Bakalım:
1. Ermenistan sınırı açılır. 2. Toprak talepleri ve soykırım iddiaları görüşülmeye başlar. 3. Yukarı Karabağ Ermenistan’a bırakılır. 4. Ermenistan ile Yukarı Karabağ arasındaki Laçin koridoru (Azerbaycan toprağıdır) Ermenistan’a bırakılır. 5. Ermenistan, işgal altında tuttuğu Azerbaycan topraklarından çekilir. 6. Nahçivan ile Azerbaycan’ı karadan bağlayan Ermeni toprağı Zenzegur’dan bir koridor Azerbaycan’a verilir.
Bütün bunlar ihtimallerdir. Üstelik çok erkenden söylendiği de doğrudur. Ama biz gelecek için bir öngörüde bulunalım, sonra da ne getirir, ne götürür şimdiden düşünelim.
Bu tablodan Ermenistan’ın çok, hem de çok kazançlı çıkacağı açıktır. Yukarı Karabağ’ı Laçin koridoru ile birlikte almak için elinde tuttuğu Azerbaycan topraklarını terk etmesi bir kayıp değildir. Buna karşılık Azerbaycan’a Zenzegur koridorunu verecektir.
Bu mahsuplaşma Azerbaycan için normal mi? Bunun kararını kendileri vermelidir.
Türkiye’ye gelince; kazandığı hiçbir şey yok, ama kaybedeceği çok şey var. Bir kere varlığımızı hedef alan Ermeni saldırılarının önü açılmış olacak. Sonra Ermeniler yüksek bir moral gücüyle, topraklarımız ve sözde soykırım müzakeresi için mevzi kazanmış olacak. Haçlıların desteğiyle, daha da tahkim edilmiş vaziyette karşımıza geçecektir.
Gül’ün süreci sürerse, bizi nelerin beklediğini iyi düşünelim.

 

Not: Önceki yazımın 6. paragrafı şöyle olacaktı: Rusya arka bahçem dediği Kafkasların bütününde söz sahibi olmak ister. Ama ABD ve AB bunu asla kabul etmez.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş