Gülüşünü sevdiklerimiz...

A+A-
Halim Bahadır

Bir gün, bir akşam vakti, bir güzel dostla, kafenin birinde yarenlik ederken, bir anda kendimizi gülüşleri konuşurken bulduk. Dosta büyük usta Dostoyevski'nin kısacık bir cümlesini naklettim: "İyi insan, gülüşünü sevdiğiniz kişidir."

Ve o da medyada yöneticilik yaptığı zamanlarda birlikte çalıştığı bir kadın meslektaştan söz etti: "Çok güzel bir kadın değildi. Otuzlu yaşlarda hoş bir kadın diyelim. İnanılmaz güzel gülüyordu ama. Kadife gibiydi sesi. Gülüşü ölçülü, tümüyle içtendi. Yumuşacık ama güçlü bir enerji taşıyordu onun gülüşü. O güldükçe içiniz rahatlardı. Dostluk vardı o gülüşte. Bu insan bana asla zarar vermez, elinden de gelmez diye düşünürdünüz.  Ve anlıyordunuz ki, o meslektaş güldüğünde bütün yüreğiyle, benliğiyle gülüyordu. Onu gülüşü güzelleştiriyordu. Ve doğru bir insandı."

"O zaman büyük usta haklı" dedim.

"Sonuna kadar" dedi.

Bir süre sonra gecenin içinde süzülerek kendi yalnızlıklarımıza doğru yol alırken, aklıma bir eski zaman gülüşü düştü. Taşradan üniversite için İstanbul'a gelişimin üzerinden üç yıl geçmişti onu tanıdığımda. Benden üç dört yaş büyük yirmili yaşların ortalarında bir genç adamdı. İstanbulluydu. Bilgili, kültürlü, esprili, zarif ama sokağı da çok iyi bilen, insani yanları güçlü, mert, elindekini paylaşan bir adamdı. Bu kentte adam gibi yaşama sanatı hakkında bildiği ne varsa, kısa bir süre içinde aktardı bana. Bildiklerini cömertçe, dostça paylaştı. Ve günün birinde, çok ama çok erkenden ayrılıp gitti aramızdan. Ve ben onun gidişinden sonra iki şeyi asla unutamadım. Biri Cemal Süreya'nın her ölümü erken ölüm saydığı kısacık şiiridir. Diğeri ise o dostun, dostça, sımsıcak, insanın içini ısıtan, içten, dupduru gülüşü...

Rahat uyu gittiğin yerde, entelektüel serseri...

BEYEFENDİ

Belediyenin taşıma hizmeti...

Taşınma işleri her zaman canını sıkmıştır. Doğru düzgün geliri olduğu zamanlarda bu işi taşıma şirketleriyle halleder. Ve taşınacaklar arasına üç beş tane de yumurta koyar. Ve yumurtalarının kırılmaması konusunda güvence alırdı taşımacılardan. Çoğunlukla da kırılmazlardı. Yaşı ellilerin ortasını geçmişti ve yine taşınacaktı. Ama devasa bir sorunu vardı. Gelir durumu berbattı. İşyerinde taşınma işini duyan bir bayan arkadaşı, belediyenin bu işi yaptığını hatırlattı. Üstelik taşınan biri varmış ve gelir durumu da iyiymiş. Bir arkadaşından bu işi araştırmasını rica etti. Arkadaş onlarca yere telefon ettikten sonra, yetkili, yetkisiz birilerinden bir şeyler öğrenebildi. Hakkınızda sosyal inceleme yapıyorlarmış. Sıkıntı değil. İstanbul'da ikamet ettiğinize dair belge. Sorun değil. Üstünüze kayıtlı ev, otomobil, arsa olmaması gerekiyor. Yok. Gayrimenkul varsa da vergiden muaf olanından olmalı. Ve efendim, bir de muhtardan "fakirlik ilmühaberi" almak gerekiyormuş. Ve sonra da evraklarla sosyal hizmetler biriminden bir çalışanın karşısına geçip başvurunu yapıyorsun. İşte orada durdu Beyefendi. Önce müstehzi bir gülümseme belirdi yüz hatlarında. Sonra da vahşi bir kahkaha patlattı.

Araştırmayı yapan arkadaşı merak etti kahkahanın nedenini.

Şöyle açıkladı vaziyeti Beyefendi:

"35 yıl önce üniversite bitirdim. 34 yıl çalıştım. Ve bu yaşta sıradan bir görevlinin karşısına geçip, efendim ben yoksul düştüm. Aha da belgesi. Lütfen benim çok değerli eşyacıklarımı taşır mısınız diyeceğim. Ve görevli bana bakacak bir süre. Sonra içinden bir yerleriyle muhtemelen, okkalı bir kahkaha atacak. Yok birader, bu iş olmaz. Ayrıca eşyayı da ihtiyacı olana dağıtacağım. Sonra da yeni bir hayat için sıfırdan başlama zamanı deyip, yürüyüp gideceğim."

İŞTE O KADAR

Sevgi kusurları yok etmez, onları da kabul eder.

Erich Fromm

OKUYUNUZ

basliksiz-2-055.jpg

"Titanic'te Rubaiyat! Doğu'nun çiçeği Batı'nın çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydim!" Amin Maalouf, bu kez Doğu'ya, İran'a bakıyor. Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının çevresinde dönen içiçe iki öykü... 1072 yılında, Hayyam'ın Semerkant'ında başlayan ve 1912'de Atlantik'te bit(mey)en bir serüven... Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran'ın tarihinin de okunuşunun öyküsü, tarihi...

Yazarın Diğer Yazıları