Gün uğursuzların!

A+A-
Altemur KILIÇ

Star TV Haber Grup Başkanı, usta sunucu gazeteci Uğur Dündar ve eşi Yasemin Baradan Dündar’a, kökten dinci, ne olduğu  “malûmdan” malum, Vakit gazetesi tarafından, Emniyet Genel Müdürlüğünün bazı birimlerince özenle sızdırılan, Teşkilat içinde bile gizli kalması gereken bilgiler kullanılarak yapılan bu  “taciz”  birkaç şeyi birden ortaya koyuyor.
Devlet sırları, gizlilik
Önce devlette  “devlet sırrı”, “gizlilik”  gibi eskiden adeta kutsal olan şeyler, artık kalmadı. Hatta Genelkurmay konusunda da, maalesef böyle. Devlet, tümüyle, elek oldu! Sırası gelmişken söyleyeyim; Devletten emekli olanların da, ölene kadar muhafaza etmeleri gereken bilgi ve belgeleri şöhret, hatta para mukabili, ifşa etmeleri bu “eleğin” bir parçası. 

İddianame
Bir defa, Uğur Dündar ve eşine ait, bu sözde bilgilerin -belgelerin- Ergenekon davasıyla ne ilgisi var.  “İddianameye”  geçirilmiş! Ama daha vahimi, görülüyor ki o iddianameye - belki işe yarar diye- ne bulunursa, konulmuş. Eğer, iddianame böylesine iddiaları, kayıtları kapsıyorsa, tümünün  “sıhhatinden”  şüphe etmek gerekir!
Emniyetin bazı birimlerinin, Uğur Dündar ve eşinin hareketlerini yurt dışı seyahatlerini izlemesi  -telefonların dinlenmesine benzer-  özel hayat ve onurlara, açık saldırı! Ülkeyi nasıl bir kâbus ülkesi haline getirdiler. Sonunda bu karabasan onları da boğar. Frankeştayn canavarı, yaratıcısını yer, kazdıkları kuyuya ortakları tarafından düşürülürler! Bu Uğur Dündar olayı, o olayı da aşan bir gerçek! 
Uğur Dündar’ın hanımı, yurt dışına defalarca yalnız gitmiş. Kime ne? Bunun altında uyandırılmak istenen pespaye şüphe ne? Vakit gazetesi, bunu açıkça söylese! Ancak, maksat şüpheler yaratmak. Gerici, karanlık ve hasta kafalar, bir hanımın, yalnız seyahat etmesini yadırgarlar, ahkâm çıkarırlar çünkü onlara göre “kadının hakları”  yoktur! 
Ve Vakit gazetesinin ne olduğu malum... Hangi olayların tetikçisi olduğu malûm! Bu gazete kendi köşe yazarı, çocuk tacizcisi olmaktan sanık, Hüseyin Üzmez’in  “günahını”  (ki aslında en büyük günahtır) kedi pisliğini örter gibi neden gizler?
Uğur Dündar’ın maruz kaldığı bu ahlaksız taciz karşısında, gazetecilik meslek kuruluşların da harekete geçmesi lazım...
“İnsan hakları”, özel hayat, fişleme konularında mangalda kül bırakmayan sözde aydınlar, ABD ve AB’ciler, bu apaçık  “insan hakları-özlük hakları”  ihlali konusunda, neden ses çıkarmazlar!
Uğur Dündar’ı ve sayın eşini neden taciz ediyorlar? Başarılı bir gazeteci olduğu, yıllardan beri yolsuzlukları teşhir ettiği ve bazı kuyruklara bastığı için mi? Yoksa Ergenekon konusunda her gazetecinin, yazarın olması gerektiği gibi objektif olduğu için mi?
Tufan Türenç yazmış;  “Ülkesini seven pek çok namuslu insan gibi Uğur Dündar da bazı kesimleri rahatsız ediyordu... Çünkü bir gazeteci, bir televizyoncu olarak namussuzlardan daha cesur davranıyordu. Büyük bir yüreklilikle onların pisliklerini toplumun önüne seriyordu. Bu olay, Türkiye’nin, AKP iktidarında nasıl bir polis devleti haline getirildiğini, laik demokratik cumhuriyeti savunan namuslu insanların nasıl gözaltında tutulduğunu ortaya çıkarıyor.”
Bu olayda, başlıca umut verici ve iktidarı da şaibeden kurtaracak olan gelişme, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın Emniyet’in bazı birimlerinin, bu kanun ve ahlak dışı suçlarının üstüne gitmesi... İnşallah sonunu getirir ve suçlular teşhir edilirler, cezalandırılırlar.
Uğur Dündar “polis oğlu!”  Ben de, hep  “polis dostuyum!” Bu gibi olaylar bizi çok üzüyor. Bundan öte, “Emniyete de, emniyet kalmazsa”  sonu nereye varır! 
Uğur Dündar’ın elinde “mikrofon”, karşısında bütün yurda sesini duyurabildiği  “ekranlar” var. Kendisini savunabiliyor, hesap sorabiliyor... Ya bu imkânlara sahip olamayan mağdurlar?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları