Gündemi neden saptırdılar?

A+A-
Ahmet GÜRSOY

               Türkiye'de siyasetin durulacağı ve beklenen normalleşmeyi gerçekleştireceği meçhul. Bu ikilem, ta Tanzimat sürecinin öncesine kadar giden bir yol ayrımıdır. Dengelenmesi ve durulması belirli bazı kavramlara aynı anlamın yüklenilmesine sonra da paylaşılmasına bağlıdır. Neredeyse iki asır oldu ama halen daha hesaplaşma bitmemiş görülüyor.

                Bu çatışmanın ortak noktası modernleşme kavramı ve onun bağlamında gerçekleşiyor.

"Ne zaman biter" sorusuna verecek bir cevabımız henüz yok.

                Bugüne gelirsek siyasetin kazanı her seçim sonrasında CHP'de kıvılcım çıkarıyor. CHP'de yükselen bu kıvılcımlar, toplumun üzerine düştükten sonra orada belirli çalkantılar yaparak söndürülmeye çalışılıyor.

İlk kıvılcım Baykal'la başladı.

Dikkat ettiniz mi bilmem.

                Baykal Türkiye için kritik derecede önemli seçimlerin ardından Sarayla bir çeşit iletişime geçiyor. Hatırlarsanız 7 Haziran sonrası sabahın erken saatlerinde Saraya gitmişti. Söylediğine göre "alelacele" çağrılmış, "kendisinin görüşüne" başvurulmuştu.

Arkasından erken seçim geldi.

                Şimdi referandum bitti. Biter bitmez "2019'da Abdullah Gül düşünülebilir" anlamında bir açıklama yine Baykal'dan geldi.

                Haydaa!

Birden bire seçim sonuçlarını tartışan Türkiye'den, seçimin sonuçlarını meşrulaştıran, kabullenen Türkiye'ye geçtik.

                Hâlbuki asıl sorun daha ortada durmaktaydı.

Daha yeni tartışıyorduk.

İtirazlarımız vardı. Sonuçlarını görmemiştik. Toplum kesimleri henüz içini dökememişti.

                Seçmenin haklarının yenilip yenilmediği, oylarının çalınıp çalınmadığı, referandum sonuçlarına hile karıştırılıp karıştırılmadığı meselesi daha netleşmemişti. İşin garibi, CHP'nin başarısızlıkla suçlanan lideri Kılıçdaroğlu meselenin peşindeydi. Konuyu canlı tutuyordu..

Baykal konuştu, gündem yerle bir oldu.

Böylece bu seçim sonrasına da damgasını vuran, yeni gündemi Türkiye'nin önüne koyan yine onun sözleri oldu..

Başlık belliydi.

                2019'da Ekmeleddin İhsanoğlu gibi Erdoğan'ın karşısında yine o cepheden ikinci bir aday daha şimdiden çıkarılabilir miydi? Çıksa bile bunu seçime daha iki yıl varken dillendirmenin zamanı mıydı?

                Olayın garipliği ve saçmalığı tam da burada yatıyor..

2019'da olması beklenen seçimde adayı bugün belirlemeye çalışıyordu Baykal.

                Seçmen oylarının derdindeyken, birileri "yeni aday Abdullah Gül olur mu" sorusunu dillendirince, ister istemez "gündemi niçin saptırdılar" sorusu geliyor akıllara.

                Soruyu yüksek sesle sorup düşündüğünüzde -eğer kasıtlı değilse- referandum şaibesine yönelen dikkatleri dağıtmak ve AKP'nin "atı alıp Üsküdar'ı geçmesini kabul edilebilir hale getirmek için" diyesi geliyor.

Nitekim söz meclise düşer düşmez gündem değişti mi?

Evet..

Öyle bir değişti ki, sonuç itibariyle CHP'de patlamalara neden oldu. Halbuki CHP'nin gündemi, referandum şaibelerine anlam verecek şekilde demokrasi mücadelesine dönüştürülerek sürdürülmeliydi. Çünkü CHP'den başka, "hayır" oylarının haklarına savunacak siyasi kurum yok.

Olamadı..

Gündem seçim güvenliğinden CHP kongresine kaydı. Başa dönersek Türkiye Tanzimat'la başladığı yerde duruyor.

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları