Güneş ufukta mı?

A+A-
Altemur KILIÇ

Yarın 19 Mayıs 2012. Umumi durum “mâlum”dan malum... Güncel durumlar ise ortada. Türk gençleri; Mustafa Kemal’in kurtuluş mücadelesini başlatmak için Samsun’a çıkmasının ve oradan Amasya’ya, Erzurum’a, Sivas’a yaptığı zorlu yürüyüşünün 93’üncü yıldönümünde, şimdi ortada kızacakları çok şey varken, öfkelerini futbol sahalarında, ellerindeki bıçakları bir birlerine sallayarak, batırarak ve devlet mallarını tahrip ederek gösteriyorlar... Geçmişte spor alanlarındaki coşkulu kutlamalar yerine aynı sahalar cehenneme çevriliyor!..

***

Bazı gençler de; Silivri’de, Metris’te ve Hasdal’da tutuklu komutanlar, aydınlar ve gazeteciler için değil “şike” iddialarıyla tutuklu bulunan Aziz Yıldırım için eylem yapıyorlar, haklı olabilirler, bir diğer kesim de ‘cafe’lerde günlerini öldürüyorlar!...
19 Mayıs 2012’de durum vaziyeti işte böyle. Ama neden böyle? Erdoğan’a göre gençlerimiz “Atatürkçü” gençlik değil, dindar gençler olacaklar.
2012’de Atatürk gençliği neden böyle!
Cumhuriyetin bu hükümetine “milli” demeye kalemim varmıyor. Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’i herhalde şeytanlar dürttü, kutlamaları sudan bahanelerle kısıtladı. Başbakan Erdoğan acaba, Atatürk ve düşüncelerine karşıtlığı geçmişteki “mâlum” yazı ve sözlerinden dolayı O’nu bilhassa mı Eğitim Bakanı naspetti?
“Bayram” veya Dinçer’e göre “ayin” henüz resmen kaldırılmadı. Devlet ve hükümet erkanı, Başbakan, Bakanlar ve Dinçer bu yıl da formalite gereği, mecburen Anıtkabir’e gidecekler. Atatürk’ün huzurunda “sap” gibi duracaklar ve özel deftere, klişeleşmiş sözleri yazacaklar. Ama merak ederim; yarın ve daha evvel “mecburen” gittiklerinde Atatürk Cumhuriyeti ve devrimleri hakkında içlerinden acaba ne düşünür, ne hissederler? Adım gibi biliyorum ki eski sözleri ve yazılarıyla sabit; onu ve devrimlerini pek özümsememişlerdir. Bazılarının ona, özellikle vurgulayarak “Gazi” demeleri ve Atatürk demekten adeta özenle kaçınmaları, onun askeri başarılarını lütfen kabul etmelerinden ve Cumhuriyeti ve devrimlerini içine sindirememiş olmalarından...

***

Her şeye “karşı devrimlerine” rağmen, isterlerse Atatürk’ü benimsemesinler. “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” bir bütündür ve bu gerçeği unutturamayacaklardır.
Şimdi tek umudum; Türk gençlerinin yarın Mustafa Kemal’in “Bursa Nutku”nu da hatırlayarak kendilerini göstermeleri...
Güneş, şu sırada balçıklar ne kadar bol olursa olsun “balçıkla” sıvanmaz...
19 Mayıs 1919’da Samsun’a yanaşan Bandırma vapurunda ve sonrasında başlayan “epik” yürüyüşte Mustafa Kemal’in emir subayı olarak amcam Muzaffer Kılıç da vardı. Bu yolculuğun ve yürüyüşün öyküsünü birinci ağız olarak ondan dinlemiş ve adeta “yaşamıştım”. Her 19 Mayıs’ta yine yaşarım...
Mustafa Kemal ve arkadaşları “Dağ başını duman almış / Güneş ufuktan şimdi doğar” şarkısıyla yürüdüler. Kararlı ve umutlu idiler ve sonunda başardılar. Ne yaparlarsa yapsınlar o “epik” mücadeleleri ve direnişleri karartamayacaklardır.
Şu sıra “Güneş”in ufukta yeniden doğması ve karanlıkları yok etmesini beklerken aklıma Nazım Hikmet’in muhteşem dizeleri geliyor: “Akın var/ güneşe akın! / Güneşi zaptedeceğiz / güneşin zaptı yakın!”
Nazım bunları komünizm-Marksizm umuduyla yazmıştı. Şimdi ne komünizm ne de Sovyetler kaldı. Fakat gene Nazım’ın muhteşem “Kurtuluş Destanı”nın anlamı ve Mustafa Kemal gerçeği değişmedi.  “Güneş” hep aynı güneş...
İnsan umut ettikçe, yaşıyor.
Güneş ufuktan doğmalı ve karanlıkları yok
etmeli.

***

19 Mayıs arifesinde iç açıcı haberler geliyor; saatler Doğu’ya göre ayarlanacak, orduevlerinde sarık, sakal ve cübbe yasağı kalkıyor... Ve bir imam buyurmuş; Atatürk rozetiyle kılınan namaz caiz değil, günahtır!..
İşte 1919’un 93’üncü yılında Türkiye Cumhuriyeti...
Türk gençlerinin bayramını kutluyorum...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları