Güney Kıbrıs hem Rusya hem de AB ve ABD’yi idare edebilecek mi?

A+A-

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in Kıbrıs ziyaretinde liderlerin daha sık görüşmesi konusunda fikir birliğine varılmış ve ilk görüşme 2 Haziran günü gerçekleşmiştir. Biden müzakerelerin yeniden hızlandırılıp bir sonucun alınması konusunda tarafların taahhüdünü çantasına koyarak adadan ayrıldı. Kapalı Maraş konusundaki sinsi planı ise KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun dik duruşu nedeniyle ters tepmiştir. Bana göre Biden’in ziyaretinin Kıbrıs’taki müzakerelerin bir anlaşma ile sonuçlanması konusuyla zerre kadar samimi bir ilgisi yoktur. Ziyaret göstermeliktir ve sadece ABD’nin “çok kutsal” ve “yüksek” başka çıkarları için gerçekleşmiştir.
ABD Kıbrıs etrafındaki doğal gaz ve petrol yatakları ile ilgilenmektedir. ABD’ye göre söz konusu doğal gazın Avrupa’ya güvenli bir yoldan ulaştırılması ve Avrupa’nın Rusya’ya olan bağımlılığının asgariye indirilmesi gerekmektedir. Rusya’nın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile ekonomik ve askeri ilişkileri, dini bağlarını ABD hep kuşkuyla izlemiştir. Rusya’nın Kırım ve Ukrayna’da son dönemde çevirdiği dolaplar neticesinde AB’nin almaya çalıştığı ekonomik ağırlıklı yaptırımların bizzat ABD tarafından planlandığı ve desteklendiği bilinmektedir. Ne var ki AB üyesi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Rusya ile olan ilişkisi, bağı ve bağımlılığı nedeniyle AB’nin Rusya’ya karşı alınması beklenen yaptırımlar bir türlü alınamamaktadır. Netice olarak AB’nin Rusya’ya karşı uygulamak istediği yaptırımlarda Rum tarafının elinde tuttuğu veto kozu nedeniyle sıkıntılar vardır. Kapalı kapılar ardında yapılan tartışmalarda Güney Kıbrıs’ın Rusya’ya karşı alınması beklenen yaptırım kararlarını engellemekle tehdit ettiği öğrenilmiştir. Bu konuda diğer bir AB üyesi ülke olan Romanya da Güney Kıbrıs’la aynı kulvarda hareket etmektedir. Biden’in önce Romanya sonra da Kıbrıs’a gelmesi rastlantı değildir.
Kıbrıslı Türk ve Rum halklarının Kıbrıs’ta anlaşma sağlanacak diye heyecanlanmaları ve ümitlenmeleri boşunadır. Biden başka hesaplarla bölgeye ve adaya gelmiştir. Biden, Anastasiadis’i Rusya konusunda uyarmış, tarafını doğru belirlemesini istemiş ve yürütülmekte olan müzakerelerde destek vaat etmiştir. Ekonomisi batmış olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi için Biden’in ziyareti zor bir sayfayı da beraberinde açmıştır. Güney Kıbrıs şimdi “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” istememekte, hem Rusya’yı hem de AB ve ABD’yi idare edecek, aynı zamanda Türkiye’ye kafa tutacak yeni siyaset ve stratejiler üzerinde çalışmaktadır. Biden’in vaatleri doğrultusunda Rum lider Anastasiadis, vakit kaybetmeden, en yakın çalışma arkadaşı Rum Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis’i bir heyetle ABD’ye göndermiştir. ABD’den somut olarak ne elde edileceği araştırılmaktadır.
Bu arada Biden’in ziyaretinden önce Rusya’nın Güney Kıbrıs’taki Büyükelçisi Stanislav Osadchiy, Rum basınına yaptığı açıklamada, Doğu Akdeniz’de keşfedilen hidrokarbonları Kıbrıs sorunu açısından iki tarafı keskin bıçak olarak nitelemiştir.
“Kıbrıs MEB’i içerisinde doğal gaz yatakları bulunmasının Kıbrıs sorununun çözümünde belirleyici rol oynayacağına inanıyor musunuz?” sorusuna muhatap olan Osatchiy’in cevabı şu olmuştur: “(Doğal gaz yatakları) Kıbrıs sorununun çözümü açısından yeni ve çok önemli bir unsur yaratıyor. Bu unsurun Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz bölgesindeki jeopolitik rolünü yükseltmesi olumludur. Hidrokarbonların bir yandan çözüm için harcanmakta olan yapıcı çabalara ek bir ivme de teşkil edebileceğini düşünüyorum. Ancak öte yandan Kıbrıs sorununun çözümüyle kendi siyasi ve ekonomik nedenleri yüzünden ilgilenen bazı ’yabancı oyuncuların’ (ABD ve AB’yi ima ediyor) öncelikle kendi çıkarlarına olacak, Kıbrıslıların isteklerini gerektiği ölçüde yansıtmayacak bir çözüm dayatma çabalarını yoğunlaştırmaları tehlikesini de artırıyor. Bu şartlarda, Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların sadık ve denenmiş bir dostu olan Rusya tarafından verilecek destek, önemini asla kaybetmez.” 
Osadchiy “ABD, Doğu Ukrayna’daki referandumdan önce Rusya’yı, referandum yapılırsa tedbir alacağı konusunda uyarmıştı. Bunu tehdit mi görüyorsunuz?” sorusuna “Evet tehdittir” dedi ve şunları ekledi: “Şunun açıkça anlaşılması gerekir ki Rusya’ya karşı ekonomik yaptırımlar ve Rusya’nın karşı tedbirleri, iki tarafı keskin bıçaktır. Bu yaptırımların uygulanması, başrol oyuncularını da mağdur edecek. Maalesef, kaçınılmaz olarak Kıbrıs gibi küçük Avrupa ülkeleri de büyük zarara uğrayacak.” 
Güney Kıbrıs’ın müzakerelerde samimi olmadığını defalarca bu köşede paylaştım. Rum için öncelik ekonomik sıkıntılarından kurtulmaktır. Ekonomisi güçlü bir Güney Kıbrıs’ın müzakere masasında daha fazla ödün koparacağı hesaplanmaktadır. Bu durumda Türk tarafı olarak yapılması gereken, adadaki çıkar çatışmalarının sonucunu beklemeden, akılcı stratejilerle Rum’u masada sıkıştırmak, anlaşma niyetinin olmadığını dünyaya göstermek ve bizim için en iyi sonucu vakit kaybetmeden almaktır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları