Güneydoğu Anadolu'da asker sevkiyatı konusunda

Ümit ÖZDAĞ

Genelkurmay Başkanlığı Güneydoğu Anadolu bölgesinde asker sevkiyatlarının bundan sonra havadan yapılacağını açıkladı. Böylece askerler, PKK saldırılarından korunacaklarmış. Bunun anlamı, Türk Ordusu’nun Türkiye’nin bir bölümünde kendi askerlerinin güvenliğini sağlayamadığının itirafıdır. Kendi askerlerinin güvenliğini sağlayamadığı için onları THY ile uçuran bir ordu, yurttaşlarından aynı kara yollarından geçmelerini isterken  “sizi PKK’nın insafına terk ediyorum”  demiş olmuyor mu?
Genelkurmay Başkanlığı bu kararı, 18 Eylül’de Bingöl’de gerçekleşen ve 9 askerimizin şehit olduğu PKK saldırısından sonra liberal basında çıkan köşe yazılarını yol haritası kabul ederek almıştır. Bu popülist karar, günü kurtaran, ancak ordunun haysiyetine ağır darbe indiren bir karardır. Bu çok yanlış bir adım olmuştur ve PKK’nın psikolojik bir başarı kazanması anlamına gelecektir.
Bölücü terör örgütünün siyasi şefi, bir süre önce yapmış olduğu açıklamada, PKK’nın Şemdinli’de 400 km2’lik bir alanda “alan hakimiyeti” kurduğunu iddia etmiştir. TSK bu adımı atarak, terör örgütünün sadece Şemdinli’de değil, bütün Güneydoğu Anadolu’da “alanda etkin” olduğunu ve TSK’nın bu etkinliği kıramadığını kabul etmektedir.
Türkiye’nin bu noktaya gelmesinde AKP Hükümetinin izlediği teslimiyetçi müzakere politikasının çok büyük etkisi olduğu şüphe götürmez. 2003’den bu yana AKP Hükümeti izlemiş olduğu politikalar ile adım adım TSK’nın terörle mücadelesinin önünü kesmiştir. Türk Ordusu bir ordunun göreceği en büyük enformasyon savaşı saldırılarına maruz kalmıştır ve kalmaya devam etmektedir. Türk ordusunun komuta kadrosu ve subay heyeti, terörist, casus, fuhuş çetesi, çocuk katili, cami bombalayıcısı olmakla suçlanmıştır. Bunların neticesinde büyük moral bozuklukları, generalinden uzman çavuş rütbesine kadar istifalar olduğu bilinmektedir. Sadece son iki ayda 8000 uzman çavuşun yani terörle mücadelede yetişmiş insanın istifa ettiği yazılmaktadır. Bütün bunları bilmemiz ve değerlendirmemiz, TSK İç Hizmet Yasası’nın iki maddesinin unutulabileceği anlamına gelmemektedir.  
TSK İç Hizmet Yasasının 37. Maddesi şöyle demektedir: Silahlı Kuvvetlere katılan her asker ant içer. Ant sureti aşağıdadır: “Barışta ve savaşta, karada, denizde ve havada her zaman ve her yerde milletime ve cumhuriyetime doğruluk ve muhabbetle, hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve amirlerime itaat edeceğime ve askerliğin namusunu Türk Sancağının şanını canımdan aziz bilip icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda seve seve hayatımı feda eyleyeceğime namusum üzerine ant içerim.” 
Üzerinde tartışılan Madde 35 ise “Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır” demektedir. (Bu üzerinde çok tartışılan madde aslında Anayasa ile tayin edilen diyerek, her türlü anayasa dışı girişimin de önünü kesmektedir.)
Demek ki TSK, Türk yurdunu koruyacak ve bunu barışta ve savaşta, karada, denizde ve havada yapacaktır. Alınan askerin sevkiyat kararı yukarıda anılan TSK’nın görevini belirleyen maddenin ve askerlik yemininin özü ile ters düşmektedir. Ana kuzusu olan Mehmetçiklerimizin canlarının hain PKK saldırılarından korunması için tabii ki gereken önlemleri almakta en başta Genelkurmay Başkanı olmak üzere sınır karakolundaki astsubaya kadar bütün komutanlar sorumludur.
Psikolojik savaş elemanlarının aksi kamuoyu yaratma çabalarına rağmen, komutanların bu sorumluluğun bilincinde oldukları ve küçük istisnalar hariç bütün komutanların askerleri kendi çocuklarının canını korur gibi korumaya çalıştıkları açıktır. Ancak bunun yolu askeri sevkiyatlarda havaya çıkarmak değil, sevkiyat yolları güzergahında PKK’nın alçakça saldırısını engelleyecek şekilde havadan ve karadan denetim kurmaktır.
PKK bitirilir ve bunun yolu, 1) alan hakimiyeti stratejisine geri dönmek, 2) Kuzey Irak’taki PKK kamplarını basmak, 3) PKK’nın lider kadrosunu hedef almak, 4) PKK’nın büyük bir bölümü Van-Hakkari ekseninde yer alan para kaynaklarını kesmektir. Bu önlemler mümkündür ve yapılmalıdır.    Mevcut kararın hızla gözden geçirilerek, bir an önce iptal edilmesi  gerekmektedir.  
Türk Milletinin Kurban Bayramını en içten dileklerimle kutlarım.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş