Gürcistan üzerinden ABD-Rusya restleşmesi

A+A-
Sadi SOMUNCUOĞLU

Balkanlar, Ortadoğu derken Kafkaslar’da da kazan fena halde kaynamaya başladı. İşin sonu nereye varacak şimdiden kestirmek zor. Osetya’nın ayrılma kararı, beklenmedik şiddette kanlı çatışmaya dönüşüverdi. Sonra gerilim aynı hızla bölgenin dışına taşarak Batı (ABD) ile Rusya’yı karşı karşıya getirdi. Sanki herkesin eli tetikte beklemedeymiş gibi bir ortama girildi.
Burada tarafların jeostratejik hesapları yanında, prestij kazanma duygusunun öne çıktığı görülüyor. Bu yüzden olaylar kontrolden çıkıverdi. Kuvvet kullanırken de, karşılıklı meydan okunurken de ölçü kaçırıldı.

Buna yaralı  “ayının”  ruh hali demek de mümkün. Çünkü SSCB’nin 1990’da kendiliğinden dağılmasıyla 20’den fazla bağımsız devlet ortaya çıktı. Bunlar çeşitli şekillerde Batı ile işbirliğine girdi, hatta önemli bir bölümü AB ve NATO üyesi oldu. ABD-AB ikilisi Ukrayna ve Gürcistan’ı da yanına alınca, Batı kuşatması Moskova’nın 800 kilometre yakınına ulaştı. Güçsüz düşmüş Rusya Federasyonu başlangıçta bu gelişmeyi seyretmekle yetindi. Yapabileceği bir şey yoktu. Ama zengin kaynakları ve iyi yetişmiş entelektüel gücü sayesinde hızla toparlanıp karşı karşıya bulunduğu tehdidi bertaraf etmenin yollarını aramaya başladı. İlk stratejik hamlesi, Türk cumhuriyetlerinde mevcut enerji kaynaklarını tekeline almak oldu. Enerji fiyatlarındaki akıl almaz yükseliş zenginleşmesini hızlandırdı. Tekrar kutup ülkesi olma duygusu Rusları memnun ediyordu, ama son olarak Kosova’nın bağımsızlığını engelleyemedi. Rusya’dan ümidini iyice kesen yandaş Sırbistan da, AB üyeliğine yöneldi.

Aslında dünyanın diğer bölgelerinde de Batı, Rusya’yı hiç kale almıyordu. Bir yandan kuşatmanın daralması, öbür yandan çevrede yandaş ciddi müttefiklerin kalmayışı, Rus yönetimini derinden etkilemeye başlamıştı.

Buna karşılık dünya  “imparatorluğu”  peşine düşen, bunu da askeri güçle sağlayacağını zanneden, rakibi de bulunmayan ABD, girdiği her ülkede çıkmaza saplanıyordu. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Genişletilmiş Büyük Ortadoğu projesiyle, ülkeleri bölerek suni devletçiklerin kurulması için akan kanlar, terörün desteklenmesi, ABD’yi yalnızlaştırmaktan başka bir işe yaramıyordu. Özellikle de Azerbaycan, Filistin, Lübnan, Somali, Afganistan ve Irak gibi ülkelerde yaşanan vahşet ve soykırım, ABD’yi bütün insanlığın vicdanıyla karşı karşıya getiriyordu.
Gürcistan ABD’nin koruma kalkanı altındaydı, ama bu bir işe yaramadı. Rus ordusu ülkeyi harabeye çevirip topraklarını işgal etti. Rusya Meclisi Osetya ve Abazya’nın bağımsızlığını kabul ederek, bir adım daha attı. Batı, Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü sağlamak ve işgali kaldırmak için, Karadeniz’i NATO ve müttefiki ülkelerin savaş gemileriyle dolduruyor.
Tam bir restleşme var. Bu bir yerde durdurulacaktır, ama nerede ve nasıl olacak biraz beklemeliyiz. Aslında dünya sistemi dediğimiz, devletlerin bağımsızlığı, siyasi eşitliği ve sınırlarının değiştirilemezliği temel ilkelerini ABD fütursuzca ihlal edince, Rusya da arkasından gitti. Böylece dünyamız güvensiz bir ortama sürüklendi. Bunun merkezinde de Türkiye var.
Bu tablo karşısında biz ne yapmalıyız? Düşünülmesi gereken budur. Bizim için Gürcistan çok önemli. Enerji hatları, demirden ipekyolu gibi kardeş Azerbaycan ve Orta Asya’ya uzanan hayat damarlarımız bu ülkeden geçiyor. Ermeni belası da dikkate alınırsa, bundan sonra Gürcistan’ın güvenliği ve bölgenin istikrarı için bu damarlar vazgeçilemez olmuştur.
Kısaca bunlar kırmızı çizgilerimizdir, kararlılıkla savunmalıyız. Desteğimizin restleşen iki güç odağı için de hayati derecede önemli olduğunun şuurunda olmalıyız.   

———————————————-

Not: 2006 verilerine göre Gürcistan’ın nüfusu 4.661.473.
Etnik dağılım: Gürcü 3 milyon 268 bin (yüzde 70.1), Ermeni 378 bin (yüzde 8.1), Rus 294 bin (yüzde 6.3), Azeri 266 bin (yüzde 5.7), Osetin 140 bin (yüzde 3), Abhaz 84 bin (yüzde 1.8), diğer 233 bin (yüzde 5).
Din dağılımı: Gürcistan Ortodoksları 3 milyon 30 bin (yüzde 65), Müslümanlar 513 bin (yüzde 11), Rus Ortodoksları 466 bin (yüzde 10), diğer 653 bin (yüzde 14).
Dil dağılımı: Gürcüce-Resmi dil- 3 milyon 310 bin (yüzde 71), Rusça 419 bin (yüzde 9), Ermenice 378 bin (yüzde 7), Azeri Türkçesi 280 bin (yüzde 6), diğer 326 bin (yüzde 7).
İhracat: 1.761 milyar,  ithalat: 3.32 milyar dolar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları