H. Nihal Atsız Hocamızı mezarı başında anacağız

A+A-
Sami YAVRUCUK

Sayın okurlarım, 11 Aralık Cumartesi günü büyük Türkçü H. Nihal Atsız Hocamızın uçmağa vardığının otuz beşinci yılıdır. Her yıl olduğu gibi saat 11.00’den sonra bütün dostlar, milliyetçi kuruluşların temsilcileri ve Ülkü Ocaklı gençlerimizle yine Karacaahmet Camii’nin yanındaki mezarının başında olacağız.
1944 yılındaki Türkçü-Turancılar Davası’nda Ankara Adliyesi’nin sanık sandalyelerinde yan yana oturan, uçmağa vardıktan sonra da yan yana yatan üç büyük Türkçü, H. Nihal Atsız’ı, Necdet Sancar’ı ve Muzaffer Eriş’i birlikte anacağız.
Otuz beş yıl önce uçmağa varan H. Nihal Atsız Hocamız şairdi, roman yazarı idi, tarihçi, edebiyatçı ve eğitimci idi. En belirgin yanı ise yurdumuzdaki Türkçülük akımının karşılık beklemeyen bayraktarı idi. Atsız’ın ağacından meyve yemeyen ve faydalanmayan Türk Milliyetçisi yoktur. Onun “yüksek seviyesi” ,  “sağlam karakteri” ve “bükülmez iradesi” ile hayat boyu “bütünleşen davranışları”, bütün Türkçüleri gönül bağları ile kendine bağlamıştır...
Milli hassasiyetlerimizi rahatsız eden ve Türk Milliyetçiliği karşıtı uygulamaların, daima karşısında olmuş ve gerektiğinde en büyük tepkiyi göstermeyi bilmiştir. 1931 yılında “Atsız Mecmua”yı çıkararak yazı hayatına başlamış ve daha sonra “Orhun Dergisi”ni sunarak Türk Milliyetçilerinin en cesur sözcüsü olmuş ve toplumumuzda büyük etki ve yankı yapmıştır. 1944 olaylarının doğuşunu ve Türk Milliyetçilerinin hassasiyet gösterdikleri konuların cesaretle savunulmasını sağlamış, devrin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na da “açık mektup” yazma cesaretini göstermiştir. Türk Ansiklopedisi’nde kırk önemli madde ve konuyu işleyerek katkıda bulunmuştur. Şiirlerini “Türk Ülküsü” ve “Yolların Sonu” adlı eserlerinde toplamıştır. “Bozkurtların Ölümü” ,  “Bozkurtlar Diriliyor”, “Deli Kurt” ve “Ruh Adam” severek okuduğumuz romanlarıdır.
Hocamızın tarih ve edebiyat araştırmalarını da sıralarsak, “Türk Edebiyat Tarihi”, “Türk Tarihi Üzerinde Toplanmalar”, “Dokuz Boy Türkler ve Osmanlı Sultanları Tarihi”, iki cilt olan “Aşıkpaşaoğlu Tarihi”, “Becelül-Tevarih”, “Türk Tarihinde Takvimler” iki cilt olan “Evliya Çelebi Seyahatnamesinden Seçmeler”, “Dasitan ve Tevarih-i Mülük-i Ali Osman”, “Tevarihi Cedid-i Mirat-i Cihan” ve bitirdiği fakat basılmayan son eseri “Türk Tarihi” kitaplarıdır.
Sayın okurlarım, Türkçülük Ülküsü’nü tutuşturan ve mücadele bayrağımızı açan, sağlam seviyeli cesur insan Atsız Hoca ile ilgili bir anımı sizlerle paylaşmak isterim. 1950’li yıllarda, Türk Milliyetçiler Derneği Ankara Şubesi Başkanı olarak, aybaşlarında kira ücretimi ödeme zorluğu çekiyordum. Bir vesile ile durumdan haberdar olan ve 1947’de Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin solcu rektörünü istifaya zorladığımız için açılan davadaki fahri avukatımız olan rahmetli Samet Ağaoğlu, o yıllarda Başbakan Yardımcısı idi. Beni makamına çağırarak yüklüce bir yardım teklifinde bulundu. Makamından çıktıktan sonra, cebimdeki dernek makbuzumu işleme sokmadan önce, büyüklerimize danışmayı uygun buldum. O günlerdeki derneğimizle ilgili konuları Atsız Hoca’nın İstanbul Maltepe’deki evinde görüşmek üzere üç arkadaş trenle İstanbul’a hareket ettik.
Rahmetli Genel Başkanımız Sait Bilgiç milletvekili olduğu için öndeki yataklı vagonda, ben de Yörük Efe’nin oğlu rahmetli Ali Yörük’le birlikte üçüncü mevkide seyahat ettik ve Maltepe istasyonunda trenden indik. Hocanın misafiri olduk. Dostlarla hasret giderdikten sonra gündeme geçildi. “Başbakanlığın yardımı” maddesine gelince bana söz verildi. Ben de becerimin meyvesini almak amacı ile durumu ballandırarak ülkücü topluluğa geniş bir izahat verdim. Bazı arkadaşlar beni tebrik etmeye hazırlanırken Atsız Hoca devreye girdi ve “Sami Bey, Türk Milliyetçiliğini satmaya ne zaman karar verdiniz?” diye beni adeta azarladı ve biz 710 kuruşluk Ankara-İstanbul üçüncü mevki tren biletini almakta zorlanan insanlar, o büyük miktardaki yardım parasını almayı bile düşünmedik.
Yazıma son verirken Fahrettin Öztoprak’ın diliyle; “At sızını, at sızını - yüreğinden at sızını. Türkçülüğü yaşatmıştır, unutma hiç Atsız’ını” diyorum.
Tanrı Türk’ü Korusun.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları