YARSAV Başkanı Ömer F. Eminağaoğlu, Ümraniye soruşturmasıyla ilgili basın toplantısında Adalet Bakanı M. Ali Şahin’e sert eleştiriler yöneltti.
İşte Ağaoğlu’nun çarpıcı bazı sözleri:
* Tek referansı hukuk olan yargının bağımsızlık ve tarafsızlığına gölge düşürülmemeli.
* Medya yoluyla yargılama yapılıyor. Soruşturma ve yargılama, yargıya bırakılmalı.
* Telefon dinlemeleri işkencenin de ötesine geçti ve en başta tercih edilir hale geldi.
* YargIç ve savcı dışındaki kişilerin elde edilen evrakı inceleme yetkisi yoktur.
* SavcInIn talep ettiği kişiler önce yetkisi olmayan polis tarafından dinleniyor.
* TerÖrle Mücadele Yasası’nın 1. maddesini yorumlama hakkı polisin değil savcınındır.
* TÜrkİye Cumhuriyeti bir polis devleti değildir, olamaz da olamayacak da...
Adalet Bakanı terör soruşturmalarında kendi genelgesini bile hatırlamak istemiyor.
YARSAV’dan sert açıklama
Ümraniye davasındaki hukuk ihlallerine dikkat çeken Yargıçlar ve Savcılar Birliği Başkanı,
soruşturmanın polis etkisinde yürütüldüğünü söyledi ve Adalet Bakanı’nı topa tuttu
YARSAV üyeleri konuşmasının ardından Eminağaoğlu’nu uzun süre ayakta alkışladı.
Haber: Macit SOYDAN
YARSAV (Yargıçlar ve Savcılar Birliği) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Ümraniye soruşturmasıyla bir basın toplantısı düzeleyerek hükümeti topa tuttu. “Kimse yargının bağımsızlık ve tarafsızlığına gölge düşürmemelidir” diyen Ağaoğlu’nun özetle şunları kaydetti:
İnisiyatif savcıda değil
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Güvenlik Mahkemelerinden hukuk adına askeri yargıcı çıkarmış ve yerine ağır ceza mahkemelerini kurmuştur. Ancak bu kez de askeri yargıcın yerini polis almıştır. Polis her noktada kendini etkili ve yetkili halde görmüş ve işin içine sokulmuş, Cumhuriyet Savcılarının bizzat soruşturma yapmakla görevli olduğu yolundaki kural atlanmış soruşturmalar polisin inisiyatifi ve etkisinde gerçekleştirilmeye başlanmıştır.
Emniyet dinleme yapıyor
Savcının talep ettiği kişiler önce savcı tarafından değil, yetkisi olmayan polis tarafından dinlenmeye başlanmış, savcılar polis olmadan bizzat yürütecekleri ve yürütmek zorunda oldukları soruşturmaları kendi olanaklarıyla yapabilir duruma getirilmemiştir.
İddianameyi polis yazdı
* Mevcut olayda Terörle Mücadele Yasası’nın 1. maddesini yorumlama yetkisi sadece yargı organlarına aitken, bu maddeyi emniyet birimleri yorumlayarak, yorumları Cumhuriyet Savcılarına ileterek soruşturma bunun üzerine inşa edilmiş, iddianamenin bile 91, 230 ve 248. sayfalarındaki ’şube müdürlüğümüz’ ibarelerinden anlaşılacağı üzere polis iddianamenin yazımına doğrudan katkı yapmaktan geri durmamıştır. Yine şüpheliyi yormama ilkesi unutulmuş, sabaha karşı uykusuz ifadeler alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti bir polis devleti değildir, olamaz da olmayacak da...
Kanadoğlu’na sahip çıktı
* Onursal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu hukuksuzluğa uğradı. O Kanadoğlu’nun ismi çetelerin yanına konuldu. Katiller yargıç ve savcıların evlerinde aranır hale gelmiştir.
* Soruşturmada yakalanan silahlar gizlilik göz ardı edilerek, toplumu yönlendirme amacıyla anında görüntülü olarak kamuoyuna sunulmuştur.
Erdoğan dinlemenin başında
* Türkiye’de artık telefon dinlemeleri ve ucu açık teknik izlemeler özel yaşamı ilgilendirsin ilgilendirmesin, insanların önüne kanıt ve suçlama olarak konuluyor. Siyasi irade, ”olayın savcılığına soyunarak ve bunu da ifade ederek, kendisine bağlı bir polis teşkilatıyla bu soruşturmaların yürütülmesini sağlıyor. Tüm adli dinlemeler, yürütme organı karşısında hiçbir kurumsal güvencesi olmayan ve tüm faaliyetlerinden derhal Başbakana bilgi vermekle görevlendirilen Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na devredilmiştir
* Gözaltı, arama, yakalama, tutuklama koşul ve yöntemleri konusunda CMK yerine, yeni fiili uygulamalar yaratıldı.
Savcılar susturuluyor
* Tüm ülkenin izlenmesini amaçlayan, izlenecek isimleri içermeyen ucu açık talepler, irdelenemeden yargı kararı haline geldi. Bu hukuksuzluk Jandarma yönünden engellenmiş, ancak MİT ve Emniyet yönünden bu hukuksuzluğun sürmesine Adalet Bakanı, gerçekle, hukukla bağdaşmayan gerekçelerle yargı kararına da aykırı olarak kol kanat germiş, kendisinin HSYK Başkanı olduğunu da görmezden gelerek, hukukun ve yargının yanında değil, istihbarat organlarının yanında yer almaktan geri durmamıştır. Adalet Bakanı, Yargıtay kararını Jandarma için hatırlamış, konu MİT ve Emniyet olunca yargı ve Yargıtay süreci başlatılmamış, yargıya saygı söylemi nedense bu noktada unutulmuştur.
* Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu, Adalet Bakanı’nın ayrımcı bakış açısıyla görev yapar duruma sokulmuştur. Siyasi iradeye dokunan yargıç ve savcılara dokunulmuş, yargıda sessizlik, edilgenlik ve korku ortamı yaratılmaya çalışılmıştır.
Yargı noter yapılmak isteniyor
Konuşmasında ” 70 milyonun izlenmesinin, 70 milyonun terör şüphelisi görülmesi “ anlamına geldiğini belirten şöyle devam etti: ” Bu durum, bir hukuk devletinde değil, ancak bir polis devleti ve dikta yönetiminde söz konusu olabilir. Adalet Bakanı katkısıyla da bu cesaret ortamı sağlanan polis, soruşturmanın sahibi olarak kendisini görmeye başlamış ve bu merkezde çalışmalarını yürütmüştür. Bu anlayış, kanıt olarak kullanılamayacak istihbari dinlemelerin bile, sonuçta bir yargı kararıyla kanıt sayılması talebine kadar gitmiş, böyle bir talebin hukuk adına reddi gerekirken bu çalışma ortamında polisin istekleri, ülkemizdeki darbe karşıtlığı duyarlılığından yararlanılarak bu yoldaki söylemlerin coşkusu altında kamuoyu desteği yaratılarak, yargı organları noter pozisyonuna sokulmak istenmiştir.
Adalet üzerindeki gölgenizi çekin
İktidara karşı darbe iddiasını içeren soruşturmanın, “Hitler ve Mussolini’nin hukuk yoluyla iktidar darbelerini yarattığı gerçeği karşısında, etki altında kalmadan, tarafsızca yürütülmesi gerektiğini” ifade eden Eminağaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Süreçte yapılması gereken, yeterince Cumhuriyet savcısının sadece bu soruşturmayla görevlendirilmesi, soruşturmanın yasa hükmü uyarınca bizzat Cumhuriyet savcıları tarafından yürütülmesinin sağlanması polisin CMK’daki konumu içinde tutulması, siyasi iradenin etkisini yaratabilecek etkenlerin ortadan kaldırılması, Adalet Bakanı’nın yargı üzerinden gölgesini çekmesidir. Ergenekon, güdümlü yargı yaratmanın izdüşümü olmayacaktır.