“Çünkü kendileri de sanık!”
* Almanya’da ’asrın bağış yolsuzluğu’ olarak tarihe geçen Deniz Feneri e.V dava dosyasının, Adalet Bakanı M. Ali Şahin’in 5 Ocak tarihi vermesine rağmen bir türlü gelmemesi, muhalefeti kızdırdı. En sert tepkiyi veren CHP Mersin Milletvekili İsa Gök, “Hükümet ve Adalet Bakanlığı, sanıkların tarafında yer aldı. Çünkü davanın sanıklarından bir kısmı da kendileri” dedi.
Erdoğan davanın neresinde yer aldı?
* Süleyman Yağız (DSP): Sayın Başbakan’a sormak istiyorum. Deniz Feneri olayındaki konumunuz nedir? Savcı mısınız, avukat mısınız?
Resmi yazıyı gören çıkmadı!
n İsa Gök (CHP): Adalet Bakanlığı’ndan yazının suretini istedik ama ne hikmetse kimse görmemiş! Öyle bir yazı ki, ne tarihi belli ne sayısı.
İstenirse dosyayı ben alır gelirim!
n Hasan Erçelebi (DSP): Demek ki Almanya çok uzak bir yer. Gerçekten zorlanıyorlarsa benden yardım istesinler, bizzat gider, alır ve getiririm.
Cevap bekleyen sorular var
* DSP İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız, “Ergenekon savcılığına soyunan Başbakan’ın, iş Deniz Feneri’ne gelince dili tutuluyor. Derneğe sağlanan ayrıcalıkların ve bunun yol açtığı istismarın hesabını kim verecek? Deniz Feneri Derneği’nin Almanya’daki Deniz Feneri e.V’den 6 milyon 940 bin euro bağış almasını nasıl karşılıyorsunuz?” sorularını yöneltti.
Hükümet Deniz Feneri’ni unutturmaya çalışıyor
Almanya’daki Deniz Feneri e.V dava dosyasının bir türlü gelmemesi muhalefeti kızdırdı. CHP’li Gök, “Çünkü davanın sanıklarından bir kısmı da kendileri” dedi
Haber: Selda Öztürk KAY
Almanya’yı sarsan Deniz Feneri e.V davasının dosyasının, en son 5 Ocak tarihi verilmesine rağmen bir türlü Türkiye’ye ulaşmaması muhalefeti ayağa kaldırdı. CHP Mersin Milletvekili İsa Gök, hükümetin ve Adalet Bakanlığı’nın Deniz Feneri e.V davasına direk müdahil olduğunu, yolsuzluk yapan sanıkların “tarafında” yer aldığını savunarak, “Çünkü bu davanın sanıklarından bir kısmı da kendileri” dedi. AKP iktidarının ve Adalet Bakanlığı’nın, Deniz Feneri e.V yolsuzluğunun üzerine ciddi olarak gitmediğini kaydeden Gök, “Şayet var olan hukuk dışılıkları çözme düşüncesiyle gidilmiş olsa bu dosya çoktan Türkiye’ye gelir, savcılık tahkikata başlar ve ifadeler alınırdı” diye konuştu.
İktidar taraf olmuştur
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in, Almanya Büyükelçisi’nin Türkiye ziyaretinde, Almanya’da tutuklu olan ’arkadaşlarının’mağduriyetini dile getirdiğini hatırlatan İsa Gök, şunları söyledi: “Hükümet olarak bu dosyada taraf olmuşlardır. Adaletin değil, yargının değil, orada bu yolsuzluğu yapan, suçunu itiraf eden sanıkların yanında taraf olmuşlardır. Deniz Feneri e.V davasında bahsi geçen parayı siyasette kullanmışlar, medyada ve partilerinde bu paradan nemalanmışlardır. Şimdi bu insanlar Deniz Feneri rezilliğinin Türkiye’de tekrar gündeme gelmesini isterler mi? O yüzden de gündem değiştirerek, tepkileri bastırarak, muhalefete gözdağı vererek kendi açıklarını kapatma telaşındalar.”
Resmi yazının peşinde
Adalet Bakanlığı tarafından gönderildiği iddia edilen resmi yazının peşine düşen Gök, bunun gereğinin uluslar arası anlaşmalara göre en geç bir hafta içinde yerine getirilmesi gerektiğini kaydetti. Gök, “Bir haftada olacak bir iş aylardır gerçekleşmiyor. Bakanlık şifaen takipte olduğunu söylüyor. Bir yıldır takip bitmiyor” dedi. Almanya’daki Deniz Feneri e.V davasının Hükümet ve Adalet Bakanlığı tarafından bilinçli olarak unutturulmak istendiğini savunarak, Adalet Bakanlığı tarafından Almanya’ya gönderilen resmi talep yazısının gerçek olup olmadığını sordu. Bakanlık tarafından yazıldığı iddia edilen resmi belgenin suretini talep ettiklerini ancak alamadıklarını söyleyen Gök, “Ne hikmetse, yazının ne sureti veriliyor, ne de tarihi ve sayısı biliniyor. Öyle bir yazı ki hiç kimse görmemiş” diye konuştu.
Yağız’dan AKP iktidarına soru bombardımanı
DSP İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız, Ergenekon savcılığına soyunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın iş Deniz Feneri’ne gelince dilinin tutulduğunu söyledi. Yağız, “Ergenekon denilen soruşturma gündeme gelince özellikle Başbakan ve Adalet Bakanı bülbül kesiliyor. Ama iş, Deniz Feneri olayına gelince hemen hepsinin dili tutuluyo. Ergenekon’un savcılığına soyunan Sayın Başbakan’a sormak istiyorum: Deniz Feneri olayındaki konumunuz nedir? Savcı mısınız, avukat mısınız?” dedi.
Deniz Feneri e.V davasıyla ilgili Hükümete ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a sorular yönelten DSP’li Süleyman Yağız, şu sorulara yanıt verilmesini istedi:
* Deniz Feneri Derneği’nin Almanya’daki Deniz Feneri e.V’den 6 milyon 940 bin euro bağış almasını nasıl karşılıyorsunuz?
Bağlantı yok mudur?
* Bu dernekle Almanya’daki Deniz Feneri e.V arasında hiçbir bağlantı yok mudur? Her iki derneğin da aynı adı taşıması ve aralarında bazı ilişkilerinin olması bir tesadüf müdür? Bakanlığınızca bu konuda herhangi bir inceleme yapılmış mıdır?
* Deniz Feneri Derneği’ne hükümetinizce 2004 ve 2005 yıllarında sağlanan; “kamu yararına çalışan dernek”, “izinsiz yardım kampanyası düzenleme hakkı” ve “vergi muafiyeti” gibi ayrıcalıkların amacına ulaştığını söyleyebilir misiniz? Bu ayrıcalıkların bazı istismarlara yol açtığı iddialarına katılıyor musunuz?
İddianameyi ben getiririm
Almanya’da sonuçlanan Deniz Feneri e.V davasını takip eden DSP milletvekilleri de iddianamenin aradan 3 ay geçmiş olmasına rağmen Türkiye’ye ulaşmamasını şaşırtıcı buldu. DSP Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in iddianameyi getirtmekte zorlanıyor olabileceğini belirterek “Demek ki Almanya çok uzak bir memleket. Şayet benden yardım isterlerse bizzat Almanya’ya gider ve iddianameyi alır getiririm” dedi. Deniz Feneri e.V davasıyla yakından ilgilenen CHP milletvekillerini “olayın peşini bırakmakla” suçlayan Erçelebi, “Dertleri yolsuzluk, usulsüzlüğün üzerine gitmek değil, gündem yaratmakmış. O gün kullanıp atıldı bu mesele” yorumunu yaptı.
Tövbe parasına göz dikmişler
Deniz Feneri daha çok para toplamak için her türlü yolu denemiş. Almanya’daki Deniz Feneri e.V davasında dolandırıcılıktan tutuklu yargılanan Genel Müdür Mehmet Taşkan’ın, avukat Ünal Kaymakçı’ya gönderdiği bir e-mail, derneğin daha çok bağış toplamak için ’tövbe parası’na bile göz diktiğini ortaya çıkarmıştı. İddianamenin 162. sayfasında,’ilginç’ diye nitelenen e-mail ile ilgili şöyle denildi: “Taşkan, kamuoyu menfaatine faaliyet gösteren örgütler listesine alındığını, mahkemeler tarafından ceza olarak ’Tövbe Paraları’na (Sabıka kaydına geçmeyen para cezaları) çarptırılan kişilerin de bu cezalarını bu örgütlere gönderebileceği ve böyle bir statünün Deniz Feneri için de alınması gerektiğini bildirmekte.”
AB raporuna da giren vurgun
Almanya’daki Deniz Feneri e.V davasıyla ortaya çıkan trilyonluk vurgun, AB Komisyonu tarafından hazırlanan Türkiye İlerleme Raporu’nda da yer aldı. Yolsuzlukla mücadele konusunda “hükümetin kapsamlı bir strateji hazırlamaması” eleştirilen raporda, yolsuzluklarla ilgili birçok iddianın basında yer aldığı aktarılıyor. İlerleme Raporu’nda, Deniz Feneri davasında Frankfurt mahkemesinin kararına atıf yapılarak Ankara savcılığının soruşturma başlattığı ve Alman makamlarından gerekli belgelerin istenmesi için Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulunduğu belirtiliyor. Türkiye’de yolsuzluğun “yaygınlığını koruduğu” tespiti yapılan raporda, son bir yılda yolsuzlukla mücadelede “sınırlı ilerleme sağlandığı” ifade ediliyor.
Ne dosyaymış ama!
Adalet Bakanlığı’nın Almanya’dan istediği Deniz Feneri e.V dosyasının 3 aydır gelmemesi kafalarda soru işaretleri bıraktı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Alman yargısının “asıl sorumlular Türkiye’de” hükmünü vermesinin ardından soruşturma başlattı ve dava dosyası ile mahkeme kararının istenmesi için 26 Eylül 2008 tarihinde Adalet Bakanlığı’na başvurdu. Ancak Adalet Bakanlığı, Deniz Feneri dosyası için bir arpa boyu yol alamadı. Dosyanın postayla istenmesi kamuoyunun ve medyanın tepkisine yol açtı. Dosyanın istenmesiyle ilgili süreç devam ederken, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da 6 Kasım 2008’de Almanya’daki Deniz Feneri Derneği’nden AKP’ye para aktarıldığı yönündeki iddiaları mercek altına alıyor ve Almanya’dan talep edilen “Deniz Feneri Davası” dosyasının bir örneğini istiyordu.
Belgeler henüz yok
3 Aralık 2008 tarihinde Ankara Cumhuriyet Savcısı Nadi Türkaslan’ın, derneğin para hareketleriyle ilgili belgeleri de istediği medyaya yansıyordu. Son olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu, dava dosyasına ilişikin, “Elimize ulaşan belge yok” açıklaması yapıyordu.
Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, Deniz Feneri Derneği’nin Filistin halkına yardım amacıyla düzenlediği kermesin açılışını gerçekleştirdi. Arınç, Kocatepe Kültür Merkezi’ndeki açılışta yaptığı konuşmada, Deniz Feneri Derneği’nin “güzel ve hayırlı hizmetlere imza attığını, ancak son zamanlarda derneğe haksız hücumlar yapıldığını” ileri sürdü.
Sorumlular Türkiye’de
Almanya Deniz Feneri e.V davasına bakan Frankfurt Yüksek Eyalet Mahkemesi Hakimi Johann Müller gerekçeli kararında davanın gerçek sorumlularının Türkiye’de olduğunu söylemişti. Müller, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman ile RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın da isimlerinin geçtiği gerekçeli kararda, “Almanya ile Türkiye arasında yoğun bir karapara trafiği yaşandı. Deniz Feneri şebekesi bağış paralarıyla bir TV kanalı kurdu. Topladığı paraların 8 milyon eurosu Türk Deniz Feneri’ne aktarıldı” demişti. Davada, Almanya’daki Deniz Feneri derneğinin sırasıyla başkanlığını yapan isimler olan Mehmet Gürhan 5 yıl 10 ay, Mehmet Taşkan 2 yıl 9 ay hapis cezası aldı.