Haddini bilmek...

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Malumunuz; son günlerde başımdaki sıkıntılar sebebiyle bazı konuları takip edemeyince edemeyince her zaman fikir nöbetinde olan saygıdeğer hocam Hakkı Şafakses beni uyardı. Soyadını değiştirmesini tavsiye ettiğimiz Mümtaz’er’e gerekli cevabı yazıp yollamış. “Eline yüreğine sağlık Hocam”  diyor ve okuyucularımızla paylaşıyorum.
“Kardeşim Demirağ,
Son onbeş günün senin için ne kadar sıkıntılı geçtiğini yakinen biliyorum. Göz bebeklerinden biri olan Aybike’miz zor, ama sonu Allah’ın yardım ile başarılı geçen bir ameliyatla yeniden sağlığına kavuştu. Aybike’ye uzun ve sağlıklı bir ömür dilerim.
Yeniçağ’da Sn. Önkibar, Mümtaz’er’in cevabi bir yazısına yer verdi. Kendisi de kendi köşesinde karşı görüşlerini içeren bir yazı yayınladı. Pergelin kağıda batan ucu sabittir diğer ucu ise, bilindiği gibi gezerken çizer. Eğer sabit ucu da değiştirip gezdirmeye başlar ve zorlarsak, kağıt yırtılır ve geometri bozulur. Mümtaz’er, uzun zamandır pergelin iki ucuyla birden oynuyor. Prof. unvanının ona bu hakkı verdiğini düşünüyor olmalı.     
Sn. Önkibar’a soruyor: ‘Ucuz komploların dışına çıkıp, milliyetçilik ile küreselleşme arasındaki ilişkiye dair üç esaslı cümleyi arka arkaya sıralayacak bir ülkücü ile karşılaştınız mı?’ Sorudaki aşağılamaya bakar mısın kardeşim, hem Önkibar’a, hem de ülkücülere. Mümtaz bey (’er ini attım, çünkü aşağıdaki cümleleri ile bu ek’i hak etmiyor.) yazısında devamla diyor ki... “Uçkurunu toplayamayan, çek senet tahsilatı ile uğraşan, çeteci, MHP iktidarında nimet hempalığı, şehit cenazelerinde cami avlusunda miting yapan ve de Türkiye nin önüne emperyal bir vizyon koyan adama küfür etmeyi marifet sayan nasıl ülkücü olur’?
İnsaf ki insaf... Ey vicdan, hangi boyayı boyadın da Karen Fog çocuğu olup, kırmızı fenerli evin dilberi oldun?
Uhut savaşında küfre canhıraş kılıç sallayan bir Medineliyi öven sahabeyi sessizce dinler, Allah’ın Resul’ü. Bu esnada adam aldığı bir kılıç darbesiyle atından düşer ve ölür. Resulullahın yanındaki sahabe ‘şehit oldu’ derler. Hayır der Allah’ın Resulü, şehit olmadı. O Medineli, kendi hurma bahçeleri için Mekkelilerle savaşıyordu. Menfaati için savaşıyordu, Allah rızası için değil .
Bu Mekkeli, Resulullah’ın cihadını ne kadar lekeliyorsa (!), al bayrak kadar temiz ülkücülüğümüzü, Mümtaz beyin yukarıdaki örnekleri, ancak o kadar lekeler.
İstiklal savaşında cephede savaşılırken cephe gerisinde, İstiklal Mahkemelerinde idam edilen ırz, mal, namus gaspçısı asker kaçağı bozguncular, İstiklal Savaşının kutsallığını ne kadar gölgelerse, Mümtaz beyin yukarıdaki çirkin örnekleri, Ülkücü mücadelenin her türlü emperyalizm karşısındaki dik ve cesur duruşunu o kadar gölgeler.
Ülkücü olmak için yol da gösteriyor beyefendi: Arkadaş, Ülkücünün Kürdü sevmediğine hükmetmiş. Ülkücüler Kürdü de sever, Ermeni’yi de sever, Rum’u da sever bir şartla: Hain olmadıkça!...
Ülkücüler, Türk Milletinin gelecekteki varlığının imkan ve ihtimalinin; Küresel çetenin Hrant Dink cenazesindeki şantaj propagandasının korkaklığına teslim olmakta değil, Atatürk’ün ‘Gençliğe Hitabesi’nde ve Mehmet Akif ’in İstiklal Marşının mısralarında gizli olduğunu bilir.
Ülkücüler,  A(B)D elinde zulme kapı açan guguklaşan hukuktan önce ‘adalete’ inanır.
Demokrasiye gelince, ‘demokrasinin’ kurallarını inanmadığı ‘guguklaşan’ hukuk koyduysa onun sonuçlarına da teslim olmaz, esas duruşta da durmaz. 
Değerli dostum, işte böyle asabı bozulan ben, derdi dinleyen de sen oldun. Mümtaz beye söylenecek çok söz var ama söze yazık olmaya başladı.
Ülkü ile kal.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş