Hainlerin çabası...

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Yanlıştan dönmek en büyük erdemdir. Yanlışta ısrar etmek ise ahmaklık sınırlarını aşıp gaflet ve ihanet ile eşdeğer hale gelir. İkilemlerin ülkesi Türkiye’de her gün bu konuda yüzlerce olaya tanık oluyoruz. Dilerseniz önce iyisinden güzelinden başlayalım.
Yurdun çeşitli yerlerinde duyarlı vatandaşlarımızın suç duyurusunda bulunmak, mahkemelere dilekçe vererek Türk Milli Takımı’nın formasının turkuaz rengini kabul etmeyişleri umutlandırmıştı beni. Nitekim dün gece kırmızı-beyaz forma ile sahaya çıkan bozkurt yürekli futbolcularımız 2-0’dan maçı 2-3’e getirerek hasret kaldığımız bir zaferi yaşattılar. Masa başında kaybetmeye alışmış milletin sahada canını dişine takarak inançla aldığı galibiyet moral verdi bize. Önce forma yanlışından dönüldü sonra da kadro yanlışından. Fatih Terim’i ipe çekmeye kalkışan malum basın ile onu “ultra-milliyetçi” gören zihniyet umarız Terim’in sergilediği erdemden biraz olsun nasiplenir. Ama saygıdeğer hocam Aytunç Altındal’ın deyimi ile “Sorospu çocukları” yani Soros ve benzeri kuruluşlardan nemalananlar gururumuz Türk Milli takımı ve dünya barışının teminatı olan Türk ordusuna her fırsatta saldırmaya devam edecekler.
Eh ne diyelim, herkes görevini yapıyor. Türk düşmanlarının ekmeğini yiyenlerin yediği ekmeğe ihanet etmemek için düşmanın davulunu çalması, kılıcını sallaması da normal sayılmalı
Gelelim milletimizin mensuplarını aşağılayarak, balık hafızalı olduğumu zanneden güruhun nafile çabalarına. Adeta “biz bu filmi görmüştük” dedirtircisine ısrarla sürdürdükleri yıpratma kampanyasına. Öyle çok gerilere gitmeye gerek yok. Ünlü Şemdinli davası sırasında Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın şahsında Türk ordusuna saldıranlar şimdi de Büyükanıt’ın makamına oturacak olan İlker Başbuğ için el altından beyaz zarflar dağıtıyor. Neymiş efendim “Başbuğ Paşa İsrail’e gidip, Ağlama Duvarı önünde fotoğraf çektirmiş.” Allahtan korkmaz kuldan utanmazlar, uluslararası gezilerin protokolünü bilmez mi? Türkiye’ye gelen yabancı heyetler nasıl Anıtkabir’e gidiyorsa, İsrail’de de Ağlama Duvarına ve Mescid-i Aksa’ya gidilir. İngiliz kraliçesi Atatürk’ün huzuruna çıkıp, Bursa’daki camide başını örtüp Kur’an dinleyince demokrat oluyor İngiliz muhiplerince. Ama Türk askeri bölge barışını sağlamak, Türkiye’nin jeo-stratejik konumunu belirleyip, geliştirmek için İsrail’e gidince yanlış öyle mi? Kendileri unutmuş olsa da bu millet bunların ağababalarının sadece İsrail ile değil Vatikan ile de işbirliğine gittiğini bilir. Papaz cübbesi, haham başlığı taktığını unutmaz.
Neymiş efendim; “Büyükanıt’ın dedesinin mezarı İsrail’deymiş...” İsrail’in bugünkü topraklarında yüzlerce yıl kim hüküm sürdü? Mekke’ye ve Kudüs’e gayrimüslüm ayağı basmasın diye savunan ve şehit olan Türk ordusu değil miydi? Yemen’de, Galiçya’da, Çanakkale’de, Sakarya’da şehit olanların tabutları bugün cedlerinin izinde yine Türk vatanını korumak için görev başında, ya ötekiler? Açalım mı secerelerini!...
Osmanlı Devletinin son bakiyesi Anadolu topraklarını savunmak için dedelerimiz savaşırken, bugün Türk milletinin tartışılmaz değerlerine saldıranların cedleri ne yapıyordu? Büyük dedem Kamberli Osman Ağa harp tarihimize geçen kayıtlarda Kuvva-i Milli döneminde düşmandan çok hain ve asker kaçağı ile mücadele verdiklerini anlatmış.
Cumhuriyet tarihimizin önemli dönemlerinde “tam o sırada tuvaletteydim” gibi mazeretlerin arkasına gizlenenlerin baba-dedeleri de ya isyanda ya asker kaçağı ya da işbirlikçiydi. Ali Kemal örneğinde olduğu gibi... Ama Ali Kemal’in torunları şimdilerde protokolde örnek gösteriliyor.
Sonuç olarak Türk ordusunun yıpratılma gayretlerine ilişkin sert tavır takınılmayışı şikayetlerine değinmek istiyorum. Bırakın görevlerini yapsınlar. Hainlerin çabasını görenler vatanperverliğin kıymetini anlarlar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş