Hakimler savcılar yüksek medyası görev başında

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

İddianame neden gecikmiş, delil var mıymış yok muymuş hiç boşuna sorgulamayın. Gidin bayinizden iktidara yakın duran birkaç gazete satın alın. Veya, ona da gerek yok, evinizde açın televizyonunuzu yargıç edasıyla konuşan birini gördüğünüz kanalda durun. Suç iddiaları, gözaltına alınacaklar, sanık ve tanık listelerini iddianameden önce yayınlayarak kamuoyunu bilgilendiren gazeteciler, sizi verilecek cezalar ve yeni dalgalar konusunda da aydınlatıyorlar

 


DİLLERİNDE TÜY BİTENLER


Bu bir hesaplaşmadır

Emin olabilirsiniz, ebette bu burada kalmayacak. Bekleyin gelecektir; onuncu dalga, on birinci dalga, on ikinci dalga...
Eğer laik cumhuriyeti savunuyorsanız, eğer karşı devrimin sinsi sinsi yapılmakta olduğunun farkındaysanız... Eğe anayasanın değiştirilerek örtülü bir din devleti kurulmasına tepkiniz varsa...
Bekleyin...
Sıra size de gelecektir...
Bu hukuki bir dava değil, bir siyasi hesaplaşmadır...
Orgeneral Kılınç 28 Şubat MGK Genel Sekreteri... Tümgeneral Şenel, 28 Şubat Genelkurmay Adli Müşaviri... Kemal Gürüz 28 Şubat YÖK Başkanı... Sabih Kanadoğlu 28 Şubat’ta Fazilet Partisini kapatan başsavcı...
Hesaplaşma bu...
Hedef ise; ilk denemelerde başarılamayanı başarmak...
AKP’nin ılımlı islam projesine karşı olan laik cumhuriyeti savunan, Anayasa değiştirilerek din referanslı devlet kurma niyetlerine karşı duran insanları sindirmek hedef...
Aydınları korkutmak...
İtirazı olanı susturmak
Söyler misiniz çoğunu tanıdığımız, ömürleri devlete hizmetle geçmiş, çoğu yaşamları pahasına irticayla, geri kalmışlıkla, dışa bağımlılıkla, hatta terörle mücadele etmiş bu insanların terörist sayılmaları ve sabahın karanlığında elleri kelepçeli birer adi suçlu gibi götürülmeleri size normal mi geliyor?
Nasıl?
* Bekir Coşkun / Hürriyet

 

Ufuk karanlık
Ergenekon operasyonu topluma ilk anda, darbelerin, çetelerin ortaya çıkarıldığı bir süreç gibi takdim edildi.
Bir sandık el bombası Türkiye’yi darbeye götürmez. Ama laik cumhuriyete karşı dinci darbe yapıldığı izlenimi güçlenirse, Türkiye o çok korkulan sürece girer...
Hukuk ve adaletin göz göre göre çiğnenmesine karşı çıkmazsak, ufuk karanlıktır.
* Melih Aşık / Milliyet


Devlet terörü

Başta Prof. Dr. Kemal Gürüz olmak üzere bu ülkeye verdiği büyüz hizmetlerle ve bilim adamı kimliğiyle her yerde büyük saygı görmüş bir insanın, birkaç emekli orgeneralin gözaltına alınması, Sabih Kanadoğlu gibi hukuk devleri uğruna ömür harcamış bir insanın evinin aranması şok etkisi yapar. Bunun adı devlet terörüdür.
* Oktay Ekşi / Hürriyet

 

Korku iklimi oluştu
29 Mart yerel seçimleri yaklaşırken yeni bir korku dalgası topluma salınmak isteniyor.
Gözaltına alınan isilere bakıldığında hepsi AKP karşıtı isimler.
Her insan artık telefonun dinlendiği korkusunu yaşııyor. Bütün hikaye bu korku iklimini sürüdürüp Tayyip ve iktidarı için dikensiz gül bahçesi yaratmak. Ergenekon’a bakan mahkemenin bunun altından nasıl kalkacağını merak ediyorum. Çünkü ortada somut birşey yok.
Bir şeye daha dikkat eidlmeli tabii.
Kaç tane emekl orgeneral gözaltına alındı. Genelkurmay nasıl sessiz kalıyor bu olaya.
* Emin Çölaşan/Sözcü


Herkes tepelenecek
Ergenekon soruşturması bir buçuk yıldan beri sürüyor...
Bir yanda ’ucu açık’dava görülürken öte yanda ’ucu açık’, daha başka deyişle dibi görünmeyen bir soruşturma süreci devam ediyor...
Temmuz 2008’de “6’ncı dalga” denen bir operasyonla emekli ordu komutanları tutuklanmıştı... 6’ncı dalgada soruşturmanın kovuşturduğu kişilere ilişkin iddianame ortada yok... Neden yazılamıyor ek iddianame?..
Son operasyon da enine boyuna düşünülüp tartıldığında bir “sivil darbe” amacıyla kimilerinin kollarını sıvamış oldukları anlaşılıyor...
Evet, herkes ek iddianameyi beklerken ortaya çıkan bir başka olgudur...
Çünkü “şok dalga” nın da ucu açıktır...
“Ek iddianame” şu günlerde gündeme girse bile “son iddianame” olmayacaktır...
“Şok dalga” da son dalga olmayacaktır... İnsanlar gözaltına alınacak, evler basılacak, telefonlar dinlenecek, korku ortamı yaratılacak.
Amerika’nın tezgâhladığı ve işin hesabını kitabını inceden inceye yaparak Türkiye’ye yakıştırdığı Ilımlı İslam Devleti Modeli’ne karşı çıkanların hepsi tepelenecek...
* İlhan Selçuk/Cumhuriyet

 

Kimse “darbecileri” savunmadı ama...
 “Dalga”lar sırasında hukuka uygun davranılmasını isteyenlere karşı, bir çeşit ‘mahalle baskısı’halinde sorulan ‘Sen darbecileri mi savunuyorsun?’ sorusu ve ‘Bırakın sonuna kadar gidilsin’ uyarısı da sürdü gitti. Ergenekon soruşturmasının çeşitli ‘dalga’ları sırasında gözaltına alınan veya tutuklanan sanıkların tümüyle, örgütlü birer ‘darbeci’ olduklarını kanıtlayacak bir gelişme oldu mu? Öyle bir gelişme olduğu izlenimi ortaya çıktı mı?
Bu manzara karşısında, ‘Darbecileri mi savunuyorsun?’ sorusunun inandırıcı bir tarafı kalmıyor. Onun yerine: ‘Sen neye dayanarak söylüyorsun o 150’ye yakın kişinin darbeci olduğunu?’ sorusu, anlam kazanıyor.
* Altan Öymen / Radikal

 

 

UYAN BABAYA GELENLER

Faturası ağır olacak

Hayatı boyunca muhalif olmuş, aykırı gitmiş sosyalist aydın Yalçın Küçük ile hayatı boyunca düzenin simgesi olmuş sağcı aydın Kemal Gürüz’ü herhalde ancak Ergenekon soruşturması biraraya getirebilirdi.
Acı gerçek şu ki, neler olup bittiğini tam olarak görmemiz için gerekli olan bilgiden yoksunuz.
Bu bilgiye, hükümet kaynaklarınca seçilen gazete ve televizyonlara sızdırılan havadisten öğrenme imkânımız yok. Bu bilgiye ancak savcının iddianamesi ile ulaşabiliriz. O ise ortada yok. Gözaltılar, tutuklamalar genişliyor, genişleyebilir, soruşturmanın doğası neyse yasallığı içinde o yapılır; ama ortada hâlâ suçlamalar yoksa iş değişiyor.
Ergenekon soruşturması üzerinde beliren şaibe bulutlarının dağıtılması için ikinci iddianamenin artık bir an önce ilan edilmesi, insanların neyle suçlandığının kanıtlarıyla ortaya konması gerekiyor.
Ergenekon davasının sonucu, umalım kopan fırtınaya değsin. Yoksa ödenmesi gereken siyasi ve hukuki fatura giderek kabarıyor.
* Murat Yetkin / Radikal


Mahkemenin sonuçlanmasını bekleyemiyorlar
Artık kişisel olarak tamamen ikna olmuş durumdayım: Bir yanda son derece ciddi konulara belki de tarihimizde ilk kez eğilen çok önemli bir dava ve suç soruşturması var. Bir yanda da, o soruşturma ve kovuşturmanın sonuçlarını mahkemede almaya sabrı olmayan, büyük ihtimalle siyasi hesapları da olan birileri, mutlaka bilinçli biçimde yarım-yamalak bırakılmış bilgiler üzerinden kendi hesaplaşmalarını yürütüyor.
* İsmet Berkan / Radikal


Liberaller infaza başladı
Yalçın Küçük’ün evinin arandığı haberinin düşmesinden beş on dakika sonra, televizyon kanallarına bakıyorum. Gazeteci arkadaşlarımız olayı anlamışlar, teşhisi koymuşlar. Olayın üzerinden on dakika bile geçmeden görüşler kemikleşmiş, saflar belirginleşmiş.
Anlıyorum ki artık gerçekler değil önyargılar, peşin hükümler, kinler, nefretler, kıskançlıklar, intikam duyguları konuşuyor.
Mahkemenin biri açılmış, ama daha ortada iddianameden başka birşey yok. Öteki desen, yni darbe ortada iddianamesi bile yok.
Yaşlı başlı onlarca insan aylardır bekliyor, bekletiliyor.
Liberal gazeteci arkadaşlarımız ise savcılığı geçmiş, kararı vermiş, dün sabahtan itibaren infaza bile başlamışlar.
Herhalde yeni liberal gazetecilik bu. Biz zamanın gerisinde kalmışız...
* Ertuğrul Özkök/ Hürriyet

 

FRENİ PATLAYANLAR
İntikam yemini gibi
Kanlı, kirli, hukuksuz  muazzam bir küstahlık tarihiyle yüzleşiyoruz.  Bir daha kimse kendini devlet yerine koyarak demokrasiye, hukuka, siyasete egemen olma cesaretini bulamayacak.  Dilediği gibi davranıp hem de korunacağını hissedemeyecek.
*  M. Karaalioğlu/ Star


Çok güzel bir habermiş
 Ergenekon Soruşturması’nın yürüyor olması, büyük endişelerle girdiğimiz yeni yılın, en önemli ve daha da önemlisi en umut verici olayı olmaya kuvvetle aday... Ne güzel...
* Mehmet Altan / Star

Durmak yok  devam etsin
Kendilerini ‘hukuk üstü’ görenlere ‘hukuk’un dokunmaya başlaması kimilerini rahatsız edebilir. Ben bundan rahatsız değilim. Dileğim, devletin de çok daha fazla hukuk ve demokrasiyle tanışmasıdır.
* H. Cemal / Milliyet

 


KAFASINA SAKSI DÜŞENLER

“Şüphe duyuyorum”
Ergenekon soruşturmasında düşünülebilecek sorun, “makul şüphe”, “emare” ve “kuvvetli şüphe” kavramlarının takdirinde aşırı gidilip gidilmediğidir. Bu kavramlara hukuk biliminin sınırlarını aşarak siyasi anlamlar verilirse yüzlerce sanıklı davalar açılabilir ama sonunda “dağ fare doğurur”, adalete güven kalmaz. 
* Taha Akyol / Milliyet

Somut delil gerekli
Kamuoyunun, hiç değilse bir bölümü Ergenekon’un muhalif sesleri susturmaya yönelik olduğuna inanıyor. Savcılığın bu konuda kamuoyunu tatmin etmesi gerekir. Bazı telefon konuşmaları ve rastlantı kokan dostluklara dayanılarak bir yere varılamaz.  Kuşkuları ciddiye almakta yarar var. İddianamedeki somut veriler yeterli değil. Savcılığın kamuoyunu hazırlamak ve inandırmak için hiçbir şey yapmadığı da apaçık ortada. 
* M.Ali Birand / Posta

 

 

‘DALGACI’ MAHMUTLAR

Demokratik süreç
Türkiye’yi ’çağdışı’ bir ülke görünümünden uzaklaştırıp hukukun üstünlüğü ilkesinin herkese uygulandığı demokratik bir ’çağdaş’ ülke görünümüne eriştirmek için böyle bir sürecin yaşanması gerekiyor... Mahkeme sonunda açıklanacak karar hangi yönde çıkarsa çıksın, sırf bu davanın görülüyor olması bile, demokrasimizi güçlendiriyor.
* Fehmi Koru / Yenişafak


Hukuk işliyor
Hukuk mekanizması çalışmakta, siyasi irade bu mekanizmanın arkasında durmakta.
Ergenekon davası her geçen gün biraz daha sağlamlaşmakta, derinleşmekte. Kuvvet komutanlarının yönettikleri iki önemli darbe girişimi 2007 yılında tekrar devreye girmiştir. Bugün soruşturulan bu yapıdır.
*Ali Bayramoğlu / Yenişafak


Darbecilere hesap sorma günü
“İrtica odağı” olduğu düşünülen AK Parti’ye karşı bir darbe yapmak istendiğine ve buna zemin hazırlanmaya çalışıldığına göre, yeni gözaltıların da, AK Parti muhalifi olmasından tabii bir şey var mı? Çoğu zaten askerle de irtibatlı. Türkiye, ilk defa, darbe heveslilerinden hesap sorma noktasına geliyor.
* Nazlı Ilıcak / Sabah

 


GÜNÜN SÖZÜ
Erdoğan, “Ülkeyi yönetmek bakkal dükkanı yönetmeye benzemez” demiş.
Doğrudur.. Çünkü ülkeyi yönetirken bulguru, pirinci, kömürü kendi paranla değil devletin parasıyla alıp dağıtıyorsun... Sistem farklı...
* Ahmet Nedim


MİNİ YORUM
Hepiniz uykudayken, ben yaparım
“İşim gücüm budur benim / Gökyüzünü boyarım her sabah / Hepiniz uykudayken. Uyanır bakarsınız ki mavi / Deniz yırtılır kimi zaman / Bilmezsiniz kim diker / Ben dikerim.” Dün bütün ülkenin içinde figüran olarak rol aldığı korku filmi hakkındaki eleştirileri okurken Orhan Veli’nin Dalgacı Mahmut’u geldi aklıma... Sanki bazı köşekadıları  sırıta sırıta şöyle diyorlardı: İşimiz gücümüz budur bizim... Senaryolar yazarız her sabah... Hepiniz uykudayken... Uyanır bakarsınız ki, karanlık, ürkütücü... Susar konuşamazsınız kimi zaman... Bilmezsiniz kim susturur, ben sustururum....

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları