Hakta ve hukukta Batı

Sadi SOMUNCUOĞLU

Evet... Ermenileri kullanan, 241 yıllık sömürgeci siyasetten bahsetmek istiyoruz. 1774, Küçük Kaynarca ve 1878 Berlin Antlaşmalarıyla önce Rusya, sonra diğer büyük devletler, “Osmanlı topraklarındaki Ortodoksları daimî surette himaye etme” imtiyazını elde edip, “Ermenilerin oturduğu yerlerde ve Girit Adasında ıslahat yapılması” şartını kabul ettirmişlerdir. Demek ki, Osmanlı’yı paylaşmak üzere uluslararası mutabakat sağlanmıştır. Devamında; Hınçak Komitesi’nin 1887’de Cenevre’de, Taşnak Komitesi’nin 1890’da Tiflis’te kurulmasıyla Ermeniler harekete geçti. 1860 yılında başlayan ilk isyan, 1914’e, Birinci Dünya Savaşı’na kadar aralıksız olarak sürdü. 1914’te eli silah tutan herkes cepheye gidince, bunu fırsat bilen Ermeni isyancılar, bir yandan masum sivilleri topluca katletmeye, öbür yandan 7 cephede savaşan Osmanlı ordusunu arkadan vurmaya başladılar. Askeri depolar kundaklanıyor, ikmal yolları kesiliyordu. 2. 4. ve 6. ordu mühimmat ve lojistik yetersizliği sebebiyle savaşamaz duruma düşmüştü. Sayıları 200 bine varan silahlandırılmış, düşman üniforması giydirilmiş Ermeni çeteleri, kendi devleti ile savaşmaya başlamıştı. Başvurulan hiçbir çare sonuç vermedi. Düşman konumuna gelen isyancılarla ya savaşılacak, ya ihanete göz yumulacak, ya da bu unsurlar devletin diğer bölgelerine taşınarak savaş sahasından uzaklaştırılacaktı. İnsani olan bu üçüncü yol seçildi.  “Sevki iskân”  (taşıma ve yerleştirme) adı verilen bir kararname çıkarılarak, gereği yapıldı.  
İşte, bu zorunlu göç sırasında, (1914-1915 ve 1918-1920 arasında katledilen yaklaşık 1 milyon 250 bin Müslüman Türk görmezden gelerek) yaşanan acılar dile getirilip; yalan, iftira ve sahte belgelerle Türk Milleti suçlanmaktadır. Öncelikle söylemeliyiz ki; Acıların en büyüğünü, 7 cephede savaştığı sırada arkadan vurularak ihanete uğrayan masum Türk Milleti çekmiştir. Yine, bu acıların sorumlusu, Devletimizi parçalamak isteyen sömürgecilerin oyununa gelen Ermeni isyancılardır. 
Bu gerçekler karşısında Ermenistan ve diasporanın sömürgecilere dönüp,  “Bizi, iki deniz arasında devlet kurduracağınız vaadiyle aldatıp kullandınız ve mahvettiniz” diyerek hesap sormaları gerekmiyor mu? Ama, aldanmaya devam ederek, Türk Milletine dönüp,  “Bize devlet kurdurmadınız” anlamına gelen, garip ve gülünç bir suçlama yapıyorlar. Halen de, Türklere karşı duyulan  “nefret ve kini”  kimlik yaptıkları için olsa gerek, bizden toprak istiyorlar. Tarih de bilmiyorlar. Biz Türkler, zulüm çarkı haline gelen Anadolu’nun egemeni Bizans’ı yenerek; bu topraklarda canla, kanla, ilimle, irfanla, gözyaşı ile yüksek bir egemenlik ve medeniyet kurduk. Bu sayede Ermenilerle 850-900 yıl birlikte huzur içinde yaşadık. 
Tarihi durum özetle bundan ibarettir. Bir de hukuki tarafı vardır. Bunun için, bilge devlet adamı Şükrü Elekdağ’ın Obama’ya yazdığı açık mektubuna bir  bakalım: (Sözcü gazetesi)  
 “Sayın Obama; 
1948 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından oy birliğiyle kabul edilen ve ABD Senatosu tarafından onaylanarak ABD Anayasası’nın VI. maddesi gereğince ABD ulusal hukukunun bir parçası haline gelmiş olan ’Birleşmiş Milletler, Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin II. Maddesi; ’Bir şahsın soykırım suçu ile suçlanabilmesi veya bu konuda devlet sorumluluğunun oluşması için, yetkili mahkeme tarafından suçun objektif ve sübjektif unsurlarının kanıtlanması ve bilhassa suçun özel kasıtla işlendiğinin saptanması gerekir... ABD Anayasası’nın ’Beşinci Değişikliği’de ’hiçbir kimsenin idam cezasıyla veya kamu ahlakına aykırı bir suçla suçlanamayacağını’öngörür.
Bu durumda Sayın Başkan, Türkiye’ye geçmişteki tartışmalı olaylar nedeniyle suç isnat edilmesi büyük bir adaletsizlik ve masumiyet karinesinin vahim bir ihlali değil midir?..
Açıklamalarınızda belirttiğiniz görüşler, ’suç ve eylem sonrasında yürürlüğe giren yasaların’kabulünü ve cezai yaptırımların geçmişe dönük olarak uygulanmasını yasaklayan ve bu suretle kanunilik ilkesini benimseyen ABD Anayasası’nın I. maddesinin 9. bölümünün ruhuna da ters düşmektedir... Ayrıca, kanunilik ilkesi, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin,  ’Antlaşmaların geriye yürümezliği’başlıklı 28. maddesinde de yer almaktadır.
Bu yıl da tartışmalı 1915 olayları hakkında yapabileceğiniz açıklama, eğer ’soykırım’sözcüğünü içerir veya, 2009 yılındaki açıklamanızda olduğu gibi bu sözcüğün tam Ermenice karşılığı olan ” metz yeghern “ deyimini kullanır ve 1.5 milyon Ermeni’nin katledildiğini iddia ederse, bu durumu nasıl yorumlamalıyız?
Böyle bir açıklama, hukukun evrensel ilkelerini, uluslararası hukuku ve ABD anayasasını açıkça ihlal etme ve küçümseme anlamına gelmez mi? Ve bunun ne gibi bir değerli amaca hizmet edeceği sorusunun yanıtlanmasını gerektirmez mi?
Böyle bir açıklama Türk halkına ve onların atalarına karşı yapılmış bir yargısız infaz olmaz mı?” 
Evet, uluslararası hukuka göre 1974-85 döneminde masum diplomatlarımızın katledilmesini de dahil etmek suretiyle asıl bizim davacı olmamız gerekmiyor mu? 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş