Hâlâ Annan Planı mı?

A+A-
Rauf DENKTAŞ

1964’de ABD-İngiltere ve o zamanın Sovyetleri, Güvenlik Konseyinde, eli kanlı, BM ilkeleri açısından yüz karası suçların sorumlusu Başpiskopos Makarios ve O’nun yasa-Anayasa dışı Rum idaresi  “meşru hükümet”  olarak algılanınca Makarios ve çetesi için Kıbrıs meselesi  “halledilmişti” ! O gün, bugündür Rumların  “halledilmiştir”  dedikleri Kıbrıs meselesi 1963-74 arasında dünyaya  “Türk azınlığın, Türkiye’ye dayanarak adayı taksim etmek için başlattığı isyanı bastırmak ve buna neden olan ayrılıkçı Antlaşmalardan, garantilerden kurtularak Kıbrıs halkını tam bağımsızlığa kavuşturmak” meselesi olarak takdim edilmiş ve bu takdimde, 1974’de Yunan darbesi nedeniyle yapılan Türk müdahalesinden sonra  “işgal” olarak  “Türk isyanının”  yerini almış; esas  “milli siyasetleri”  değişmemiştir. Hedefleri 1960 Antlaşmalarından kurtularak Kıbrıs’a sahip çıkmaktır.
“Kıbrıs meşru hükümeti”  olarak tanınmış olmak, Makarios’un deyimi ile Enosis’e en yakın noktaya gelmekti. Buna inanan Rum liderliği, Yunanistan’ın başarılı şantajı ve İngiltere’nin desteği ile AB üyesi de olunca  “Enosis, dolaylı da olsa, tahakkuk etmiştir”  inancı ile  “milli çizgisine” daha da bağlanmış oldu. Onlara göre kat’i hedefe varış  “Türk azınlığı” da AB üyeliğine çekmek ve böylelikle 1960 Antlaşmalarının temelinde var olan Türk-Yunan dengesini Yunanistan’ın lehine bozarak, garantilerden, Türk askerinden ve “yerleşiklerden” kurtulmaktır.
Papadopulos’un  “her şeye hayır” politikası ile bunun geç tahakkuk edeceğini görünce,  “Ben federasyon aşığı değilim, ancak Türk askerinden kurtulmak için başka çare yok”  diyen Hristofyas’ı görevlendirdiler. Şimdi Hristofyas, halkına, Annan Planı referanduma sunulacağı günlerde, Klerides’in Rum halkına söylediklerini söylemektedir. Klerides o günlerde “85 yaşında biri olarak Kıbrıs Helenizminin zafere ulaşmasının bir ” HAYIR “ ile başarısızlıkla noktalanmasını görmektense ölmeyi tercih ederim”  diyor ve  “Bana güvenin, plana evet deyin”  diyerek planın faziletlerini sıralıyordu. Klerides’e göre plan kabul edilmediği takdirde Türk tarafının tanınması gibi büyük bir tehlike yaratılmış olacaktı. Klerides  “Plan, Cumhuriyetin devamını sağlıyor. Sınırlarımız Girne’den Apostolos Andreas’a, oradan Larnaka’ya, Baf’a kadar uzanacak, sınır kalmayacak, Türk askeri 40 binden 6 bine düşecek, geriye kalanların çıkışına biz (Kıbrıs Hükümeti) karar vereceğiz, 130 bin kişi mallarına dönecek. 50 bin, diğer mallarının 1/3’ünü alacak, tüm kiliseler bizim olacak, Karpaz Helen toprağı olacak, askersizleştirme de var” diyordu.
Yani benim ve halkımızın %35’inin “plana hayır”  diyelim çağrısının nedenleri, Klerides için Evet denmesini gerektiriyordu. Rum halkı Makarios’un vasiyeti gereğince plana hayır denmesini isteyen Papadopullos’u dinledi. Klerides’i dinlemediler ve referandumda HAYIR dedi.
Şimdiki eksersiz ortadan kalkmış olan Annan Planı’nı (adını koymaksızın) Rum’un da kabul edebileceği bir şekle dönüştürmektir. Bu nedenle, ben de, şimdi 85 yaşımda halkıma, bu görüşmeler bizi devletsiz bırakır, egemenliğe dayanmayan haklar, AB normlarına terstir diye geri alınır, üç-beş yılda kendimizi yeniden siperlerde buluruz ve bu kez Türkiye bir AB ülkesine müdahale de edemez; yeniden parlak sözlere inanmayınız ve 26 yaşına girmekte olan devletinize 50 yıldır yapmış olduğunuz fedakârlıklar ve şehitler adına sahip çıkınız diyorum. Bu çağrının esas manası  “uzlaşma istememek”  değildir; Kalıcı bir uzlaşmada direnmek, Rum’un, Yunan’ın 100 yıllık oyununa gelmemek çağrısıdır! Geçmişi bilen Rum-Yunan politikasını izlemiş olan, acımazsızlığını yaşamış olan herkes bu çağrının gerçek anlamını anlamış olacaktır: Egemenlikten kaynaklanmayan hak, hak değildir; egemenlikten kaynaklanmayan eşitlik de eşitlik değildir. Kendimize gelelim. Yeniden kanmayalım!

Yazarın Diğer Yazıları