Halep

A+A-
Haydar ÇAKMAK

Halep, Türk tarihi açısından en az Musul ve Kerkük kadar önemlidir. Türkiye'ye yakınlığı ve stratejik konumu, önemini daha da artırmaktadır. Son bir haftadır Halep, Türk ve uluslararası kamuoyunun gündeminden düşmedi. Önce Halep konusunda Türkiye-Rusya anlaştı haberi geldi peşinden de, diğer gruplar ile savaşa son verilmesi ve ateşkes ilanı insanlarda kısa bir barış mutluluğu yaşattı. Ancak, son gelen ateşkesin bittiği haberi umutları tekrar kırmış ama birkaç saat sonra taraflar arasında ateşkesin tekrar sağlandığı haberleri gelmiştir. Halep'in öneminden dolayı bu tür hadiselerin olması yadırganmamalıdır. AKP iktidarının son birkaç aydır takip ettiği Suriye ve Esad politikası yerindedir. Suriye'nin parçalanması, IŞİD'in veya PYD'nin eline geçmesi durumlarında Türkiye'nin ileride ciddi sorunlarla karşılaşmasına neden olacaktır. Halep'e Esad'ın hakim olması, kısa vadede Türkiye'nin canını sıksa da uzun vadede çıkarına olacaktır. Türkiye'deki yaklaşık 4 milyon mülteci de ülkesine dönebilecektir. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 14 Aralık'ta yaptığı açıklamada 27 Aralık'ta Türkiye-Rusya ve İran konuyu görüşmek üzere Moskova'da bir araya geleceklerini belirtmiştir. Bu sorunun çözümü için iyi bir gelişmedir. Zira Türkiye, Suriye sorununu Rusya ile daha rahat ve çıkarına daha uygun çözebilir.

ABD'nin Suriye, Orta Doğu ve Kürt politikası Türkiye'nin çıkarlarına aykırıdır. İran'ın Suriye ve Esad konusunda ısrarı sürecektir. Ancak, İran'ın Rusya ile Suriye ortaklığı tehlikeye düşebilir, zira Rusya önünde sonunda ABD ile bir pazarlığa oturmak zorunda kalacaktır. İran ile Rusya'nın Suriye beklentileri ve çıkarları farklıdır. Rusya, ABD ile pazarlık yaparak tek taraflı anlaşabilir. İran bunu mutlaka görmüştür ve tedbirini alacaktır. Türkiye, Suriye'de bir barış istiyorsa ki istiyor, Rusya ile vardığı anlaşmaya İran'ı da katarak sonuca varmalıdır. Suriye konusunda İran etkili bir ülkedir ve onun katılmadığı bir anlaşma sıkıntılar yaratacaktır.

Batı'nın tavrı

ABD ve AB'nin sesi pek çıkmamaktadır. Bunda Amerika'da Obama'nın gidecek olması ve Trump'ın da henüz yetkilerini kullanamaması nedeniyle bir boşluk oluştu. Putin bu boşluğu çok akıllıca kullanmaktadır. NATO üyesi Türkiye'yi yanına alarak bir başarı daha elde etmiş oldu. Zira, Rusya'nın desteği ile Suriye'nin ikinci büyük kenti Halep'in Esad rejiminin eline geçmesi çok önemlidir. Trump 20 Ocak'ta görevi devralacak ama koltuğa oturduğu gün Halep ve Suriye'yi hemen ele alması belki mümkün olmayabilir. Ama Halep konusunun ABD için önemli olduğunu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 14 Aralık'ta yapılan toplantısında Rus ve ABD'nin daimi temsilcileri birbirlerine hakarete varan sözler sarf etmişlerdir. Bölge ülkesi ve Suriye'deki olaylardan en fazla etkilenecek ülkelerden olan İsrail'in bugünkü suskunluğunu bu konuda eli kolu bağlı olarak kalacağı olarak düşünmek doğru değildir. İsrail'in tavrı, mutlaka hesaba katılmalıdır. AB, kendi derdine düşmüştür, iç sorunlarını çözmeye çalışmaktadır. AB, bir bütün olarak etkili olmamakla birlikte, birlik üyesi Fransa'nın eski sömürgesi, Suriye'ye ilgisi bilinmektedir. Ama, Fransa'nın İran ve Rusya'nın elini güçlendirecek ve ABD ile uyuşmazlığa düşecek çelişkili bir politikasının olacağı düşünülmemelidir. Daha önce olduğu gibi birlikte hareket edecek noktada buluşacaklardır.

Ortada gerçek olan bir şey var, o da kardeş Suriye halkının çektiği acılardır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları