Halk mı, halklar mı?

A+A-
Rauf DENKTAŞ

1963’te Akritas Planı mucibince kan akıtıp Türkler için toplu mezarlar kazarak yıktıkları Kıbrıs ortaklık cumhuriyetinin  cumhurbaşkanı unvanını gasp etmiş olan Hristofyas, “Kıbrıs’ta, iki toplumdan oluşan tek halk vardır; iki halk yoktur” tezinde ısrar etmektedir. Sayın Talat’ın açıklamalarından anladığımıza göre Hristofyas yapılacak bir anlaşmada iki halkın varlığı kabul edilirse Türk halkının kendi kaderini tayin hakkını kullanarak ayrılmak talebinde bulunabileceğinden korkuyormuş, bu nedenle iki halkın var olduğunu kabul edemezmiş.
Var olan bir gerçeği reddetmenin altında hangi Bizans oyunu yatmaktadır diye düşünme hakkımızı kullandığımızda bakın nelerle karşılaşıyoruz: Rumlara göre Kıbrıs’ta iki toplumdan oluşan tek halk vardır ve çoğunlukla bu halkın Kıbrıs meselesinde kendi kaderini tayin hakkı vardır. Nasıl ki 1950’de kilisede açtıkları defterlere Enosis için imzalarını koyanlar “Kıbrıslılardı”. Dünyaya “Kıbrıslıların yüzde 95’inin Enosis’e evet dediklerini” ilân etmişlerdi. O günlerde İngiliz’in lügatında  Kıbrıs’taki Rum ve Türk halkına “Türk ve Rum cemaatleri” dense de, İngiliz Parlamentosu’nda bu cemaatlerin ayrı self-determinasyon hakları olduğu kabul edilmiş ve Rumlar “self-determinasyon hakkımız vardır” (kendi kaderimizi tayin etme hakkı olan Kıbrıs halkı biziz) diyorlarsa Türklerin de aynı hakkı, ayrı bir halk olarak, talep edip kullanma hakları vardır kararı çıkmıştı. Bu, bizi Taksim tezine, oradan da Kıbrıs’ın bağımsızlığında ve egemenliğinde eşit söz hakkına ve ortaklık cumhuriyetine götürmüştü.
Rum tarafının Türklere verilmiş olan eşit ortaklık haklarından kurtulmak için başlattığı kanlı mücadelenin sonunda da ada ikiye bölünmüş ve iki eşit devlet meydana gelmiştir. 1960’ın ortaklık anlaşmasında Türklerin ve Rumların ayrı self-determinasyon haklarını kullanmalarını önlemek için, her iki tarafın rızasıyla Garanti Anlaşması yapılmıştı. Hristofyas’ın istediği ise Garantisiz bir anlaşma ve tek halka dayalı bir idare. Yani, kendi kaderini tayin hakkı 1950’de iddia ettikleri gibi “Kıbrıs halkında”, yani kendilerinde olacaktır. Sayın Talat’ın Hristofyas’a vermesi gereken cevap gayet basittir: Türk tarafının iki eşit ve egemen halktan biri olarak varlığı ret ve inkâr edilemez.
İleride Türklerin ayrılacaklarından korkuyorlarsa, ayrılığı gerektirecek terbiyesizliklere tevessül etmemelidirler. Yeni bir ortaklık kurulacaksa iki devlet esası üzerinden kurulmalı ve ortaklığın devamını fiili ve etkin Garantiler 1960’da olduğu gibi sağlanmalıdır. Tek halk, tek egemenlik formülü geçersizdir. Kalıcı bir anlaşmanın temelinde iki eşit egemen halk ile onların devletleri olmalıdır

Yazarın Diğer Yazıları