Halk oylaması ve "Türk Dayanışma Konseyi"

A+A-
Mustafa ERKAL

Sayın Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar, Dün Devlet, Bugün Cemaat”  isimli kitabı gündemi oluşturuverdi. Kitap nedense pek bulunamıyor. Aslında basına yansıdığı kadarıyla ülkede olup bitenleri yakından takip edenler için ileri sürülenler meçhul değil... Ancak, Sayın Avcı, Devletin içindeki cemaatçi yapılanmayı, birilerinin derin devletini ifşa ediyor. Bazıları da karşı propagandayla uğraşıyor;  “efendim, belgeler yeterli değil, iddialar yeterince belgelendirilememiş” gibi ipe un sermekle uğraşıyor.


Çifte standart uygulayanlar, bazı basın kuruluşlarıyla birlikte icranın yargısız infazlarını, gizli ve meçhul tanıklara dayalı tutuklama ve iddiaları, basına sızmaması gereken iddianameleri  çok çabuk unutmuşa benziyorlar. Yurt dışında ve yurt içindeki itirafçılara dayanıp asker-sivil insanlar tutuklanmadı mı? Tutuklamaların ardından iddianameler gelmedi mi? Hem istihbarat yapan elemanları deşifre ettiler, hem de istihbarat yetersizliğini dile getirdiler. Telekulak skandalları herhalde demokratikleşmenin gereği değildir. Öyle görünüyor ki, keyfi ve hukuk dışı davranışlar, 12 Eylül’de “evet”  çıkarsa daha da artacaktır. 12 Eylül’de verilecek her “hayır” hukuk devletini ve demokrasiyi koruma adına olacaktır.

 
Sayın Başbakanın yol göstermesi üzerine sivil toplum kuruluşları da görüşlerini açıklamak durumunda kalıyorlar. Aslında bu türlü bir siyasi baskı bu ülkeye hiç de yakışmıyor. Bitaraf olup bertaraf olmamak için Türk Dayanışma Konseyi adı altında toplanan 70 sivil toplum kuruluşu, geçen hafta Ankara’da bir basın toplantısı yaptılar. Görüşlerini ve endişelerini dile getirdiler. Ortak bir metinle kamuoyuna fikirlerini duyurmaya çalıştılar.


Fikir jimnastiği yapan herkesin bu metni görmesi gerekir. Gerçekten Anayasa değişiklik paketi, ne sosyal, ne siyasi anlamda bir mutabakatın ürünüdür. Sadece iktidarın bir Anayasa metnidir. Yapılmak istenen değişikliklerle toplumun belli kesimlerinin hoşnut olacağı, pek de itiraz etmeyeceği bazı maddeler öne çıkarılarak, makyajlanarak asıl gerçekleştirilmek istenenlere perde yapılmıştır.


Kadınlara, yaşlılara ve engellilere yapılmak istenen pozitif ayırımcılık, çocukların istismarının önlenmesi gibi aslında Anayasa üstü olan uluslararası sözleşmelerle taahhüt ettiğimiz hususlar 26 madde içinde yer almaktadır.


Müşteriye promosyon şeklinde sunulan örnekler gibi, asıl yapılmak istenenler gizlenerek bir pazarlama tekniği kullanılmaktadır. Asıl amaç, 7 Ağustos’ta İçişleri Bakanının beyanında ve diğer açıklamalarda olduğu gibi Anayasanın tamamının değiştirilmesidir. Tamamı temel giriş maddelerini de kapsamaktadır.


Yurtdışına çıkma serbestisinin getirilmesiyle vergi kaçıranlar, asker kaçakları korunmakta, suçlular adeta anayasal himayeye alınmaktadır. Toplu görüşme yerine toplu sözleşme ifadesi bir aldatmacadır. İktidar 2002 yılında memurlara grev hakkı sözünü vermiş olmasına rağmen, değişiklikte bunun yeri yoktur. Sendikalarla hükümetler anlaşamazlarsa iktidar tarafından seçilen Hakem Kurulu karar verecektir. İktidar tarafından seçilecek Hakem Kurulu kimden yana olacaktır?
Şimdilik yargıyı kuşatmak, Anayasa Mahkemesi ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu hedef alınmıştır. Kuvvetler Ayrılığı prensibi her dönemde korunmalıdır; eline güç geçirenin yıpratacağı bir malzeme olmamalıdır.  Anayasa Mahkemesi’ndeki değişikliğin soygun, vurgun, yolsuzluk yapacak olanların ve etnik ırkçıların yandaş hakimler eliyle aklanmasını esas aldığı hukukçularca ifade edilmektedir.. Anayasa Mahkemesi bunun için hedeftir. Sözde demokratikleşen Türkiye’de Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu Adalet Bakanlığı ve Müsteşarına teslim edilmiştir. Partilerin kapatılması yolu, yargıdan alınarak yasamadaki partilerin kararlarına bağlanmaktadır.
12 Eylül’de zaman aşımına uğrayacağından darbeciler yargılanamayacaklardır. Ancak,
12 Eylül mağdurları tahrik edilmekte ve kullanılmaktadır. Hep şu öne sürülmektedir: “Efendim, değiştirilmek istenen maddeler üzerinde durulmuyor” Sonuçta istenen dış dayatmalarla Devletin yapısını ve mevcut ilk üç maddeyi değiştirmek ise, getirilen 26 maddelik değişiklik teferruat sayılır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları