Halkı Öcalan için hazırlamak!

Özcan YENİÇERİ

Milletin gözlerinin içine baka baka Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Öcalan için bir zamanlar, ‘namazında niyazında bir adam’ olduğunu söylemişti. MHP hariç ciddi biçimde ahalinin
ve siyasetin diğer yelpazelerinden tepki gelmedi.  
PKK’lıların masumiyetini ve zorunluluklarını vurgulayan, sözde empati yapan Arınç, sosyal psikolojiyi bir kez daha yokladı. Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananları dağa çıkması için gerekçe yapana karşı “Ben de olsam dağa çıkardım” diyerek dağa çıkanlara belli şartlar altında hak vermiş oldu.
Arınç bu defa “Dağda ölen PKK’lılara ağlamayan insan değildir” türünden yapılan bir açıklamaya destek verdi. İtirazlar oldu ama bir süre sonra unutuldu.
Yalçın Akdoğan, 6/7 Ekim olaylarını Öcalan’ın tahrik ettiğini ve gücünü test etmek için eylem emri verdiğini belirtirken Arınç, yeniden Öcalan lehine devreye girerek HDP’yi Öcalan’ı zor durumda bırakmakla suçluyor ve şöyle diyor; “Siz kimin sözcülüğünü yapıyorsunuz da Öcalan’ı itibarsız hale getirmek istiyorsunuz?”
Başbakanın başdanışmanı Etyen Mahçupyan tam da Arınç’a yakışır bir tarzda Öcalan’ı itibarlı hale getiren şu açıklamayı yapıyor; “Öcalan gerçekten ideolojik olarak bir rehber ve lider. O, dünya çapında bir problemin taşıyıcısı, lideri ve bu sorunu çözerse tarihe geçecek bir insan.”
Bu arada ünlü aktör Kadir İnanır, bir yandan  “Akil Adamlar”ın  “barış akademisi”  olarak örgütlenmesini önerirken diğer yandan Öcalan için, çözüm süreci boyunca aldığı tutumla “gerçekten halkının lideri”  olduğunu gösterdiğini söylüyor.
Meğerse Öcalan, Güneşin Oğluymuş!
Bu arada Öcalan da bir görüşme sırasında kendi konumu ve durumuyla ilgili olarak şunları söylüyor;  “Ben İmralı’ya getirilmeden önce benim bu kadar ağırlığım yoktu. Ben İmralı’da daha fazla etkili ve güçlü bir lider oldum. Buradaki mücadelem, duruşum bunu sağladı. Beni İmralı’ya getirenler herhalde böyle bir sonuç beklemiyorlardı.”
Öcalan’ın İmralı’da  “daha fazla etkili ve güçlü”  hale gelmesinde; açılımın, sürecin, Arınç’ın, Erdoğan’ın Kandil’in, AKP’nin rolü nedir, sorusunu sormadan yazılanları izlemeye devam edelim!
AKP’nin akredite gazetecilerinden Hüseyin Yayman, önce  “çözüm sürecinde Öcalan’ın eli güçlendirilmeli” diyor. Sonra da “Kalıcı bir barış için Öcalan dahi dışarı çıkacaksa, toplum buna hazır”  diyerek, AKP’ye ne duruyorsunuz, çıkarın şunu dışarı mesajını vermiş oluyor.
Emekli MİT mensuplarından Mehmet Eymür de bu arada duruma vaziyet etmekte geç kalmamak için,  “Cesur olsunlar, Öcalan’ı serbest bıraksınlar”  çıkışını yapıyor.
Daha önce de makbul medyanın önde gelen kalemi Abdülkadir Selvi, “Öcalan’ın konumu tartışılmalı” diyerek yeni gündem başlığı açmak istemişti. Onun ardından da Yeni Akit yazarı Ersoy Dede,  “Öcalan’ın serbest bırakılması da dahil olmak üzere her konu”  tartışılsın diye yazmıştı.
İmralı’daki eli kanlı teröristi normalleştiren, meşrulaştıran, makbulleştiren bu açıklamaların tesadüf olmadığı açıktır.
Öcalan 6/7 Ekim’de düğmeye basan kişidir. Öcalan bir işaretiyle sokakların nasıl karıştığını AKP’ye göstermiştir. Bu durum AKP’nin nefesini kesmiştir.
AKP, iktidarının, Öcalan’ı İmralı’dan çıkarmaya ve süreci umut olarak halka pazarlamaya bağlı olduğunu düşünüyor. Hükümete bağlı yazarlar, görevliler, aktörler ve Bakanlar Öcalan’ın serbest bırakılmasına kamuoyunu hazırlıyor!
Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Yardımcısı, Danışmanı, emekli olanı ve halen görevde bulunanıyla MİT’i, sanatçısı ve gazetecisiyle Öcalan’ın İmralı’dan çıkması için halkı hazırladıkları açıktır!
Bu arada HDP ile AKP, elleri birbirlerinin ve İmralı’nın elinde, gözleri kamuoyu üzerinde, “bul karayı al parayı” oyununu oynatanlara benziyor. Onları izleyenler de boş gözlerle işin nereye varacağını gözlüyor.
Son sözü Türk halkı söyleyecek de nasıl söyleyecek? Mesele budur!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş