Halkın seçiminin ardından

Haydar ÇAKMAK

Yazının ana fikrine uygun olsun diye başlığı “Halkın seçimi” diye tercih ettik. Bilindiği gibi bütün araştırmalarda AKP’e oy verenler diğer partilere göre daha eğitimsiz ve daha yoksul. Bu nedenle siyaset ve sosyoloji literatüründe genelde halk deyince bu kesimler algılanır. Yoksulların , kırsalın ve kasabanın sakinleri ile İslami tandanslı kesim AKP’yi üçüncü kez iktidara taşıdı. Bölünmeden blok halinde AKP’ye oy verdiler. Aksi takdirde AKP’nin bu kadar oy alması mümkün değildir. AKP dokuz yıllık iktidarı döneminde kendi vatandaşlarını, kendi basınını, kendi sanayicisini, kendi tüccarını yarattı ve sosyolojiye yeni  sosyal sınıf hediye etti, zira batılı medeni ülkelerde olmayan cemaat ve tarikat üyelerinden oluşan basında, ticarette, finansta, eğitimde ve diğer birçok sektörde cemaat ve tarikat üyeleri yetiştirdi. Şimdi bu özelliklerini kendileri de artık saklamıyor, üstelik karar merciindeler ve söz sahibi oldular. Normal şartlar altında her mesleğin profesyonel icracıları vardır, yani gazeteci gazetecidir, esnaf esnaftır. AKP iktidarı ile bu da değişti; şimdi basında görevli AKP’liler, ticarette görevli AKP’liler, üniversitede görevli AKP’liler, AKP’li genel müdürler, AKP’li valiler vs. görüyoruz.
AKP iktidarlarının bir başka çarpıcı sonucu insanlar oylarının para ettiğini, satılabildiğini gördü. AKP’ye oy verenlere başka partilere vermelerini önerdiğimizde bunlar çay, şeker, kömür ve kurban parası veriyorlar, diğerleri ne verecekler diye cevaplıyorlar. Bundan on yıl önce aynı teklife onlar ne verecekler diye sormuyorlardı; ulusal ve toplumsal içerikli yanıtlar veriyorlardı. Oyunu satanlarla almak isteyenler buluşmayı başarmışlardır, bu sağlıklı bir tutum ve ileri demokrasi değildir. Bu gün yoksul ama zeki, yurt sever, çağdaş, ülke için çılgın olmayan, ayağı yere basan projeleri var, ancak parası yok,  bu kişi ve kişilerin politika yapma şansı yok, sadece oy verme hakkı var,  zira seçim kampanyaları AKP sayesinde dünyanın en pahalı seçim kampanyalarından birisi olmuştur. Batılı demokrasilerde her siyasi partinin ve her politikacının harcayacağı azami bir rakamı, belli bir sınırı vardır. Bunu aşanlar kesinlikle ağır cezalara çarptırılırlar. Türkiyede’ki gibi ne kadar harcarsan harca demokrasisi yoktur.
Medeni ülkelerde seçim kampanyalarının sınırı, ekonomisi, derinliği, boyutu, içeriği yani nitelik ve niceliği yasalarla belirlenmiştir. Bunların dışında batılı demokrasilerde yazılı ve yazılı olmayan bir takım uyulması gereken kurallar vardır. Yazılı kurallar seçim ve siyasi partiler yasalarında belirtilmiştir. Yazılı olmayan kurallarda o ülkenin tarihi birikimi, kültürü, dini, örf ve âdetleriyle sınırı çizilmiş davranışlardan oluşur. Bu gün Makyavelist (Başarmak için her yol mübah anlayışı) bir düşünce hakim olmuştur. Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi politikacılardan biri olduğunu düşündüğümüz Deniz Baykal’ın saf dışı bırakılması, MHP’yi baraj altında bırakmak için ortaya atılan kasetler, yeni bir politik kültür ve propaganda aracı AKP ile siyasi hayatımıza girmiştir. Ama ne hikmetse kendilerinin dediği gibi yirmi milyonu aşan AKP’lilerin arasından değil de bir avuç CHP ve MHP’liler arasından çıkmakta. Gerçekten de tebrik ediyoruz ne hovardaları, ne hırsızları, ne rüşvetçileri, ne Ergenekoncuları, ne Balyozcuları hiç AKP’li yok, melek mübarekler. Hepsi MHP ve CHP’liler arasından çıkıyor,  acaba bu iki parti,  parti görünümünde şebeke mi yoksa? Bu enteresan durumla da AKP iktidarı döneminde tanıştık. Aslında halkın seçiminin arkasından daha çok söylenebilinir de yerimiz bitti.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş