Halkın sesi -2

Altemur KILIÇ

Türkiye gene, fakat bu sefer çok netameli bir dönemde genel seçimlere gidiyor...12 Haziran’da dananın kuyruğu kopacak... Türkülü şarkılı şovlar, posterler ve vaatler gırla gidiyor...
Ülkemizde seçimlerin tarihi, demokrasinin, halk idaresinin tarihine dayanır. İlk genel gizli seçim 1876’da kabul edilen Birinci Meşrutiyet Anayasası gereği ‘Muvakkat Talimat’ adlı geçici bir talimatla 5 Kasım 1877’de yapıldı. Seçim kanunu hazırlanamadığı için seçim kural ve usulleri geçici bir talimatname-tüzüğe göre yapıldı.. Servet ilkesine göre, aday olabilmek için Türkiye’de az-çok bir emlak sahibi olmak gerekiyordu. Birinci Meşrutiyetin tek seçimi
bu oldu.
1908’de İntihab-ı Mebusan seçim kanunu çıktı. Buna göre, iki dereceli, servet ve çoğunluk esası getirildi. İlk defa siyasi partiler bu seçimde mücadeleye girdi.
Kurtuluş Savaşından sonra TBMM, Birinci Meclis’in ilk (23 Nisan 1920 toplantısı için) 19 Mart 1920’de; sonra da 1923’te yapılan iki seçim vardır. Servet esası kalkmış ve seçmen yaşı 18’e inmişti. 1927, 1931, 1935, 1939, 1943, 1946, 1950, 1954 ve 1957 seçimleri yapıldı. İlk dördü İntihab-ı Mebusan Kanunu’na göredir. 5 Aralık 1934’te 2598 sayılı Kanunla kadınlara da seçme ve seçilme hakkı verildi. Seçmen yaşı 22 oldu.
1942 tarihli Mebus Seçimi Kanunu da, iki dereceli sistemi kabul ediyordu.
Buna göre seçmenler önce  “Müntehib-i Evveller”i (ön seçicileri) seçecekler, onlar da mebusları -milletvekillerini- seçecek. Müntehib-i Sâniler de milletvekillerine oy verecek heyetleri seçeceklerdi.
İlk defa 1946’da Milletvekili Seçimi Kanunu ile tek dereceli sistem getirildi. Ancak bu kanun da açık oy, gizli tasnife dayandığı için sağlıklı ve dürüst bir seçim olmadığından sandık yolsuzlukları yapıldı.

Ailevî bir not...
O sırada, amcam eski İstanbul Polis Müdürü Salih Kılıç, Sinop Valisi idi. Ben de Vatan gazetesinin Ankara muhabiri. Açık söylemeli; çoğu muhabirler Demokrat Parti’yi tutar ve haberleri o merkezden alırdık. Bu haberlerin birinde Salih Kılıç’ın halka CHP lehine baskı yaptığı vardı. Ben de gazetemin ve dolayısıyla “Birleşik Büro” adına Son Posta’ya bildirdim. Son Posta’nın Yazı İşleri Müdürü rahmetli Selami İzzet haberi şöyle verdi: “Muzip haber: Ali Kılıç gitti; Salih Kılıç geldi. Bildiren Altemur Kılıç” . Sonra amcam aleyhimde dava açtı!

Gerçek millî irade
Türkiye’de, gerçek millî iradeyi dürüst bir şekilde yansıtabilecek ve çok partili hayata yol açabilecek ilk seçim kanunu 16 Şubat 1950 tarihli ve 5545 sayılı Milletvekilleri Seçimi Kanunu’dur. Bu kanuna göre, 14 Mayıs 1950’deki seçimle tek parti iktidarından çoğulcu demokrasiye geçildi. 1954 ve 1957 seçimleri de aynı şekilde ve çoğunluk sistemine göre yapıldı. Kuvvetli ve millet çoğunluğuna dayanan iktidarlar işbaşına geldi. 1961 Anayasası, seçme ve seçilme hakkı ve bunların teminat altına alınması için temel ilkeleri koydu.Türkiye tarihinde ilk defa seçimlerin serbest, eşit, gizli, tek dereceli genel oy (gizli oy), açık tasnif ve döküm esasına göre yapılacağı belirlendi.
Çoğunluk sisteminden farklı bir sistem de seçim kanunlarıyla getirildi. 1961 seçiminde, Cumhuriyet Senatosu seçiminde çoğunluk sistemine, milletvekilleri seçiminde nispi temsil usulüne yer verildi. 1965’te, her iki meclis seçimlerinde de, bir nisbî temsil çeşidi olan Milli Bakiye sistemi
getirildi.

Barajlı seçim sistemi
1969 seçimlerinde, bir önceki dönemde Türkiye İşçi Partisi’nin parlamentoya
16 kişi sokmasının ardından seçimlere bir baraj sistemi getirildi. Buna göre bir seçim çevresindeki geçerli oyların toplamı, o ilin milletvekili sayısına bölünüyor, böylece de çıkan seçim (baraj) sayısından az oy alan siyasi partilere veya bağımsız adaylara milletvekilliği verilmiyordu. Açıkta kalan milletvekili varsa, baraj altında oy alan parti ve adaylar düşünülmeden “D’hont”  sistemine göre paylaştırılacaktı. Bir parti ve aday seçim sayısına ulaşmazsa, çıkacak milletvekilleri “D’hont” sistemine göre tespit ediliyordu. Bu sisteme “Barajlı D’hont” adı verildi. Bu sistemi Anayasa Mahkemesi iptal etti.
1982 Anayasası ve akabinde çıkarılan Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu ile ABD tipi “güçlü partiler” temsiline daha da yaklaşılmış oldu. Cumhuriyet Senatosu (tabii senatörü, kontenjan ve seçimle geleni de olmak üzere) kaldırıldı. Millet Meclisi üye sayısı ise 400’e indirildi. Fakat 1987’de yapılan değişiklikle tekrar 450’ye çıkarıldı. Türkiye genelinde partilere yüzde on barajı ve ayrıca seçim çevresi barajı konuldu. Buna göre, bir seçim çevresinde kullanılan geçerli oyların toplamının, o çevreden çıkacak milletvekili sayısına bölünmesiyle elde edilecek sayıdan az oy alan siyasi partilere ve bağımsız adaylara milletvekilliği tahsis edilmez. Yani bu yüzdenin altındaki bir parti o bölgede veya ilde milletvekili çıkaramıyor.
1987 genel seçimleri öncesinde çıkarılan bir kanunla, bir çeşit Dar Bölge Sistemine geçildi. Buna göre, her ilin nüfusuna göre tespit edilen milletvekili sayısı 6’yı geçerse, o il birden fazla seçim çevresine ayrılıyor. 6 milletvekili çıkaracak olan bölgelerde partiler birer kontenjan adayı gösteriyor. Bu sayı, toplam milletvekili sayısının % 10’u olan 45’e ulaşmazsa diğer bölgelerden dolduruluyor. Bir seçim bölgesinde en çok oyu alan partinin kontenjan adayı kazanmış oluyor. Geri kalan milletvekilleri; 5 çıkaracak olan bölgelerde % 20’yi, 4 çıkaracak yerlerde % 25’i, 3 çıkaracak yerlerde % 33’ü, 2 çıkaracak yerlerde % 50’yi geçen partiler arasında paylaştırılıyor.
1991 seçimlerinden önce çıkarılan bir kanunla, 2 ve 3 milletvekili çıkaracak olan yerlerde % 25 barajı kabul edildi. Ayrıca, bir seçmen, oy verdiği partiden yalnız bir adaya tercih işareti koyabiliyordu. Bu tercih işaretleri toplamı, o partinin, o bölgeden aldığı oyların % 15’ini geçerse, o aday birinci sıraya geçmiş oluyordu.
Bu şekilde kuvvetli ve tek partili iktidarlar dönemi başlatılmak istendi.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş