Halkın sesi -Allah’ın- Hakk’ın sesi mi?

A+A-
Altemur KILIÇ

Çağımızda kimse, hatta en gelişmiş ülkeler bile istibdat -padişahlık- idaresini savunmuyor ve uygulamıyor. İngiltere, İsveç gibi ülkelerde monarşi var ama bu ülkeler en demokratik ülkeler. Bazı ülkelerde ise istibdat ve tek adam, tek parti yönetimi “demokrasi kılıfı” içinde sürdürülüyor. Türkiye’de de parlamento kürsüsünün üzerinde “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ibaresi var ama şu sırada “tramvaya bindirilmiş” oy çoğunluğu varken, halk idaresi “demokrasi” olduğu iddia edilebilir mi? Aksine “demokrasi” seçimlerde ve referandumlarda adeta “tek adam” diktatörlüğünü pekiştirmek için kullanılmakta.
Bir bakıma demokrasi rejimlerin en kötüsü ama daha iyisi de yok. Çare; halkı olgunlaştırarak, bilgilendirerek, seçimlerde halkın sesini ve oylarını gerçekten de “halkın sesi, Allah’ın sesi” yapmak ve bir adamın ’oy’unun, “tek adam” istibdadını değiştirmesini sağlamak...
İnsanlık ve Türkiye “halk idaresi” demokrasi düzeyine ve anlayışına kolay ulaşmadı. Her ülkede bunun kanlı mücadelesi verildi ve hâlâ verilmekte.
Seçim demek, “seçmek” demek, bir idareciyi seçmek ve bu hususta halkın karar vermesi demektir. Referandum da bu anlamda bir seçimdir.
Çağımızda demokrasinin, yani halkın ülkelerini idare edenleri oylarıyla seçmeleri veya önemli kararların ortak alınması yönteminin kökeni, eski Roma’ya eski Yunan’a dayanır.
Eski Atina’da seçim kura usulü ile yapılırdı. Atina ve Roma’da seçmek de seçilmek de üst tabakaların hakkıydı. Eski Roma’da seçim sandığa oy atılarak yapılırdı.
Ama mahalli idarecilerden başkanların hatta hükümdarların seçim sandıklarında vatandaşların oylarıyla seçilmelerinin miladı 17. Yüzyılda ve Fransız Devrimi’nden sonradır.
Ancak Avrupa’da Orta Çağlarda Papalar oyla -kardinallerin oylarıyla- seçilirdi. Hindistan’da da Racaların oyla seçildiği söylenir.
Halifeler de Hz. Osman ve Hz. Ali de oyla seçilmişlerdi.
İlk seçimlerde seçilmek azınlık grupların hakkıydı. Ve son yıllara kadar Avrupa’da kadınların seçme ve seçilme hakları yoktu. Tam anlamıyla genel temsili demokrasi yoktu. Ancak 1920’den sonra ki Batı Avrupa’da, ABD ve Kanada’da gerçek temsili ama “erkek” demokrasisi vardı.
Kadınlara oy hakkı verilmesi mücadeleli oldu ve uzun zaman aldı. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı İsviçre’den önce Atatürk Cumhuriyeti’nde verildi. Kim hatırlar; o dönemde, Atatürk döneminde bir kadın Satı Kadın milletvekili seçilmişti.
Ülkemizde demokrasi tarihi mücadeleli geçmiş ve bugünlere ulaşmak kolay olmamıştı.
Osmanlı döneminden sonra Tek Parti Sistemi, devrimleri yapmak için zorunlu olan işlevini tamamladı ve miadını doldurdu. 1950 seçimlerinde “Yeter Söz Milletindir” sloganıyla çok partili rejim başladı. Ama demokrasi mücadelesi “tek adam” idaresine karşı devam ediyor.
Bu konuya bundan sonra, seçimler arifesinde ve Cumhuriyet dönemindeki gelişmeleri hatırlatarak ve muhtelif seçim, oy verme yöntemleri hakkında bilgiler vererek devam edeceğim...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları