Halklar değil; halk

A+A-
Arslan TEKİN

Türkiye’de Türk-Kürt-Zaza ayırımına gitmenin tamamen siyasî olduğunu ve bu siyasî oyuna  “Neo İslâmcı”  tesmiye olunan kesimin  “Türk düşmanlığı olsun da” bâbından destek verdiğini yazıp duruyoruz. İslâmcıların  “Türk düşmanlığı”  tespiti bizden neş’et etmiyor...  “İslâmcı” kesimin itiraz edemeyeceği araştırıcılar bizzat bu neticeye varıyor. Eh... Biz de eski metinlerle hemhâl olduğumuza göre, bu hususta söz söyleme hakkını kendimizde görebiliriz. Eski metinleri okuya okuya küçük dilimizi yutmasaydık, açık açık  “Siyasî İslâmcı=Türk düşmanı” diyemezdik! (Osmanlıcılık-İslâmcılık-Türkçülük ekseninde bir çalışmamız, daha yeni bitti... Siz bu yazıyı okurken ben de, tabiî bizi eve kilitleyen gribin şiddeti hafiflerse, son düzeltmeleri yapıp bir tuşla yayınevine göndermiş olacağım!)

Bunları niye yazdım?
Siyasî İslâmcıların rahle-i tedrisinden geçenler, ne yazık ki, oy verenlerin gafletinden mi desem, kandırılmışlığından mı desem şu anda yetkileri ellerinde bulunduruyorlar. Türkiye’de sık sık 36 etnik kimlikten bahsedenler onlar. İslâm’da var mı  “ümmet”i dilimlemek? Maksat  “Türk”ü yok saymak!  “Çözüm”  diye diye Marxist PKK’ya verilen destek öyle bir hâl aldı ki insanlarımız birbirine yabancılaştırıldı, sanki ülkemiz içinde bir başka ülke kuruldu.
Tarih vetiresinde yine bunları arizî görüyorum. Ama insanlar hakikatleri anlayana kadar vakit geçiyor ve arada çok hâdise oluyor, çok can yanıyor, çok ocak sönüyor.
2014 yılının en önemli araştırması  “Tarihin Sessiz Dili: Damgalar” dan hareketle araştırıya imza atan Dr. Mustafa Aksoy’un tespitlerini vermeye devam ediyoruz:  
 “M. Hopkins de Kürtleri Türklerden farklı aynı bir halk ve Farsların bir kolu olarak kabul etmektedir. O sahasında otorite kabul edilen Oriental Rug Review (Vol. IX, No. 5, 1989) adlı dergide ” Diamonds in the Pile, Jaf Kurd Bagfaces “ adlı makalesinde, Kürt kilimlerinde kullanılan en otantik şeklin Türkiye’de koç damgası olarak bilinen damganın olduğunu ve Kürt halılarında çift düğüm kullanıldığını ifade eder. Bu bilgileri doğru kabul ettiğimizde, İvanov’un Sibirya’da saha çalışması yaparak hazırladığı Ornament Narodov Sibiri Kak İstoriçeskiy İstoçnik adlı eserindeki Sibirya Türklerinin kullandığı damgalar ile Jaf Kürtlerinin damgalarının aynı olmasını nasıl açıklarız? Diğer yandan İvanov’un eserindeki damgaların hemen hepsinin Türkiye’deki Kürtler, Zazalar ve Türkler tarafından kullanıldıklarını ve kullanılıyor olduklarını buna karşılık bu damgaların Hint-Avrupa kökenli halklarda olmamalarını nasıl izah edebiliriz? Mesela eskiden olduğu gibi bugün de İran’da birçok Türk ve Kürt grupları Farslarla beraber yaşamalarına rağmen, bunların halı ve kilimlerdeki şekillerin Fars halı-kilimlerindeki şekiller ile hiç bir ilgisi yoktur.
Altaylardan Kosova’ya kadar uzanan bir coğrafyada yaşayan sosyal gruplar arasında alan çalışması yapılarak tespit edilen Türk, Zaza ve Kürt damgalarının benzer olmaktan öte aynı; buna mukabil Slav ve Farsların halı-kilimlerde kullandığı şekillerinden ayrı olması çok önemli ipuçları vermektedir. Bu kadar geniş bir alanda, insanların, iletişim araçlarının etkisinden bağımsız olarak aynı damgaları yüzyıllardan beri mezar taşlarına, iş ve eğlence yerlerine, halı-kilimlerine işlemeleri, günlük hayatlarının bir parçası haline getirmeleri bir tesadüf sonucu olmaz.”
Daha ne bilgiler var... Vereceğiz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları