Hangi CHP!.. Nereye?..

A+A-
Altemur KILIÇ

Siyasi partilerin iç işlerine, organlarının terkibine karışmak, ilke olarak doğru değildir. Ancak bu konular ve üzerinde yapılacaklar ülkenin siyasetine de yansıyacağı için kaçınılmazdır. Özellikle ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi konusunda! Çünkü, son tahlilde, AKP iktidarının yanlış icraatına engel olmak CHP’ye düşer. Sadece  “ana muhalefet” partisi olduğu için değil, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Millî Mücadele’den, Kuvâ-yı Milliye’den ve Müdafa-i Hukuk’tan çıkardıkları “Cumhuriyet Halk Fırkası” , Türkiye Cumhuriyeti ile özdeştir. Kısacası CHP değişir, kurucularının koyduğu eksenden kayarsa, bu Cumhuriyetin bir temel taşı oynamış olur...

***


Bugün TC’yi yıkmak ve yerine 2. veya 3. Cumhuriyeti yahut Neo- Osmanlı Padişahlığını kurmak için deşifre olmuş bir hareket var... Ve bu bağlamda CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, söylemleri ve parti içi düzenlemeleriyle CHP’yi kuruluş ekseninden kaydırmakta... Bu bir tesadüf müdür?..
Ben komplo teorilerine pek itibar etmem ama, Deniz Baykal’ın kaset şantajıyla tasfiye edilmesinden ve sonra da CHP’deki Onur Öymen, Canan Arıtman, Nur Serter ve en sonunda da Süheyl Batum’un tasfiye edilmelerinin arkasında bir iç ve dış komplonun parmak izleri var gibi...
Yazdıklarım ortada. Başından beri Kılıçdaroğlu hakkında mülahazat hanelerimi açık bıraktım ve oraya şimdi neler dolmakta, neler!.. Bu “hanelerin” kişisel, yöresel boyutları da var. Mesela Dersimli Kılıçdaroğlu’nun, Onur Öymen’in “Dersim isyanının” bastırılması konusundaki sözlerini hiç bağışlamadığı belli oldu... Acaba, bu isyanı gerektiği gibi bastıran Mustafa Kemal’i de mi bağışlamadı?!!
 Atatürkçüleri tasfiye ederken ekibine aldığı kimseler başka bir şey...
Sayın Kılıçdaroğlu’nun göreve gelmesinden sonra 4. MYK oluştu... Bu kadar sık değişiklik partide sürekliliği ve tutarlılığı bozar ama dediğim gibi bu, partinin iç meselesi ve Genel Başkanın tasarrufu...
Ne var ki, son MYK tertibi de en azından garip; çünkü eski MYK üyelerini bizzat Sayın Kılıçdaroğlu seçmişti... Kendi seçtiği yakın çalışma arkadaşlarının bu kadar çoğunu görevden uzaklaştırmak ilk seçmede yanlış yapıldığı şeklinde anlaşılır... Bunun arkasında başka bir tertip yoksa!..

***


Gidenlerin ve gelenlerin siyasi eğilimlerine gelince, genel kanı, Osman Korutürk, Gülsüm Bilgehan, Süheyl Batum, Hurşit Güneş, Engin Altay, İzzet Çetin gibi arkadaşların Atatürkçü çizgiyi savundukları ve ulus devlet, terörle mücadele, laiklik gibi temel konularda partinin programında yer alan temel ilkelerine sahip çıktıkları doğrultusundadır. Oysa görevinde kalanlardan örneğin Sezgin Tanrıkulu’nun çok farklı bir çizgide olduğu, gene görevde kalıp da partinin ideolojisine yön vermeğe çalışan Sencer Ayata gibi üyelerin İkinci Cumhuriyetçilerin görüşlerine yakın durdukları izlenimi vardır...Yeni gelenlerden çoğunun ideolojik çizgileri bilinmemektedir. Ama örneğin dış politika sorumluluğu verilen Faruk Loğoğlu’nun 1 Mart tezkeresinin reddine karşı çıktığı ve CHP’nin o tarihte oybirliği ile aldığı karara ters düştüğü bilinmektedir.
“CHP’nin iç işlerine karışmak ne haddime!..” diyeceğim ama diyemiyorum; babam da bu Cumhuriyetin temel taşının koyucularından. Açıkçası “Birinci ve Tek Cumhuriyetin” bitirilmesi ile CHP’nin felsefesinden kaydırılması bence tesadüf değil...
Evrensel bir komplo... Komplolar içinde bir komplo!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları