Hangi taraftasınız onu açıklayın!

A+A-
Özcan YENİÇERİ
Terörle mücadelede siyasi olduğu kadar askeri zafiyet de var. İstihbarat, koordinasyon, planlama, psikolojik harekât ve caydırıcılık konusunda askeri yetersizlikten elbette söz edilebilir. Bunun önlenmesi için gerekli eleştiriler de elbette yapılabilir. Ancak bu teröristlerle canı pahasına mücadele edenleri yerden yere vurarak, onların psikolojisini bozmak anlamına gelmez. Teröristin saldırdığı hedefe kaleşnikoflarla değil de gazete ve televizyonlarla saldırmak da haincedir. Askere PKK’dan daha etkili vuruşlar yapmak gazetecilik değildir.
Kim yıpranıyor?
 Adamlar PKK’yı değil TSK’yı suçluyor ve zan altında bırakıyor. Dağlıca ile Aktütün karakollarına yönelik saldırılar sırasında ve sonrasında yapılan itham ve iddiaların sonuç itibarıyla kime yaradığı ve kimi yıprattığı ortadadır. Kimin moralini bozduğu ve kimi terörle mücadelede isteksiz konuma soktuğu da bellidir. Sözüm ona yapılan eleştiriler daha doğrusu saldırılar kimi yıpratıyorsa, bunu yapanlar tarafından o düşman olarak görülüyor demektir.
Geçtiğimiz günlerde PKK’nın Reşadiye’de yaptığı kanlı saldırılarla ilgili olarak gazeteci ve yayıncı taifesinin açıklamalarını bir hatırlayınız! Reşadiye saldırısını “Dursun Çiçek’in Reşadiye’le ilgili olmasına”, Veli Küçük’e ya da Reşadiye’nin MHP tandanslı olmasına bağladılar. Bunu bizzat devletin televizyonu yaptı. Neticede PKK’lı canilerin yöneticileri eylemi kabul edince utanmadan bu kez de TSK’nın ihbarı önceden aldığını ve buna rağmen yeterli tedbirin almadığını ileri sürdüler. 
“Mütareke basınından hainler!”
Son saldırılar üzerine yapılan eleştirilerde de aynı tavrın devam ettiği görülmektedir. Bir süre önce PKK ve İmralı’daki elebaşı Öcalan, kendilerinin hükümet tarafından  “Kürt Açılımı” projesinde muhatap alınmaması üzerine terörist saldırılara başlama kararı almış ve bunu da açıklamışlardı. Nitekim doğa ve iklim şartlarının uygunluğu üzerine de PKK yaklaşık bir aydır eylem için fırsat kolluyordu. Sonuçta Samsun’da iki polisin şehit edilmesiyle başlayan terörist eylemler, Tunceli’de karakol baskınına kadar uzandı. Terör örgütü fırsatı bulduğu, şartları uygun gördüğü her yerde eylem yapacağını iddia etmek için çok ileri görüşlü olmaya gerek yoktur. Ancak Tunceli’de karakol baskını sonrasında malum gazeteci taifesi bu saldırıyı “Devlet ve PKK içindeki Ergenekon uzantılarının” işi olduğunu ve amacın da Anayasa değişikliği ile demokratik açılımın engellenmesi olduğunu iddia ettiler. Önceden eylemin yapılacağına ilişkin istihbaratın alınmasına rağmen, gerekli önlemlerin alınmaması yüzünden bu saldırının yapılabildiğini iddia ettiler. Yardım için geç kalındığını ileri sürdüler. Genelkurmay Başkanı bu ithamlara karşı “Bir bölümü İstiklal Savaşındaki mütareke basınını aratacak seviyede. Onlar bile bu kadar hain değildi” dedi.
TSK’ya takıntılı kafaya göre olayları; “devletin” ya da “PKK’nın” içindeki “Ergenekon uzantıları” yapıyor. Bu açıkça PKK’nın masum bir kuruluş olduğu, ancak onun içine sızmış olan “Ergenekoncu”ların bu alçak saldırıları yaptıkları anlamına gelen bir söylemdir. PKK’nın yaptığı eylemleri “bu iş derin PKK’nın işi” diye değerlendirenler de çıkmıştı. Bu tür yargı sahiplerine, kimin tarafında olduklarını sormanın zamanı gelmiş de geçiyor bile...
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları